<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297</id><updated>2012-01-12T21:23:11.588-08:00</updated><category term='galata'/><category term='patates'/><category term='emirgan'/><category term='paris'/><category term='marais'/><category term='nişantaşı'/><category term='londra'/><category term='seine'/><category term='starbucks'/><title type='text'>EbruG</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>94</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-5389335995484804455</id><published>2011-11-16T06:50:00.000-08:00</published><updated>2012-01-01T11:02:35.479-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='marais'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='paris'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='seine'/><title type='text'>Nehire karşı...</title><content type='html'>Nehir kıyısında Aron’la kahvaltı ettiğimiz parktayım .Yaslandığım ağacın sıcaklığı tutulan sırtıma iyi geldi.Ellerimin titremesi gecse gidip bir bira alacagim ama su an oturdugum yerden kalkamayacak kadar güçsüzüm.Bayılacak gibiyim.Zorla gözlerimi açıyorum. Çevreme bakıyorum, kimsenin benimle ilgilenmediginden , şüphe verici davranışlar sergilemediğimden emin oluyorum. Dikkatimi etrafıma vermem lazım, olanları unutmam lazım, yoksa deliririm diye düşünüyorum. Gezi botlari Seine nehrini telaşla turlamaya devam ediyor. Bizimkiler beni her ziyarete geldiginde katilmislardi bu tekne turlarina. Bense bir Boğaz çocuğu olarak hep reddettim. Bir tek Aron istediginde binmistim tekneye. Zaten Aron ne istese yaparim.Sevgili yakışıklı Aron... Solgun yüzü, yeşil gözleri, uzun saçlarıyla Marais’deki antika dükkanında kimbilir kimleri kazıklıyordu yine serseri. Onu kaybetmemek icin aileme yıllardır söylediğim yalanlar birbirine eklenmiş tıpkı önümde akmakta olan nehir gibi kıvrılıp bükülerek hayatımın bir parçası olmuştu. Oğullarının Fransa’daki akademik kariyeriyle gururlanan taşralı aileme sadece bir daha oraya dönmeyeceğim gerçeğini söylerken dürüst olabilmiştim. O gün de yine böyle Seine nehrine bir köprünün üzerinden bakıyorduk. İkisinin de gözleri dolmus ama “ doğduğun değil doyduğun yer önemli oğlum, sen daha iyi bilirsin” demişlerdi. Başımı kaldırdım, karşıda nehire bakan apartmanlardan birinde bir pencere açıldı. Kel kafalı bir adam sigara içiyordu. Malesef aklıma Tuncer geldi. Dün gece kel kafasıyla birlikte kendisinin kirli bornozuna sarıp siyah bir şurup gibi akmakta olan Seine nehrine bırakmıştım Tuncer’i. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl da kolayca göndermiştim o aşşağılık herifi bu dünyadan.Her zamanki gibi ölçüyü kaçırıp kör kütük  sarhoş olmuştu. Bornozunun kuşağıyla boğup arabaya indirirken belimi zorlamanın dışında hiç bir sıkıntı olmamıştı.Tam tersine , müthiş bir hafifleme hissetmiştim. Tek pişmanlığım bunu bu kadar geç yapmış olmamdı. İki yıl boyunca  şantajlarına boyun eğip , kabalıklarına sessiz kalmıştım. Tırnakları yenmiş kısa kalın parmaklarını, leş gibi sigara kokan nefesini, ona ait herşeyi iğrenerek hatırlıyordum şimdi. Ama Tuncer zaten hep böyle biri değil miydi. Erkek lisesinde yatılı okuduğumuz yıllarda  birlikte  ders çalışırken kokusundan midem kalkardı. Bahane uydurup sık sık cama çıkar, Ortaköy’ün serin havasını ciğerlerime doldururdum. Hatta Tuncer de “kızlara mı bakıyon lan yine ”  derdi. Kızlara ilgimiz olmadığını henüz  kendimize  bile  itiraf  etmediğimiz  yıllardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahibini  dinlemeyen  asabi   bir  bulldogun hırıltısı beni kendime getirdi. Seine nehrine bakan o küçük parkta o ağacın altında ne kadar zamandır  oturduğumu kestiremedim. Hava mı kararmıştı, vakit mi geç olmuştu çıkaramadım.Güçlükle ayağa kalktığımda acıktığımı farkettim.Hemen ardından da bunak  profesor Madam Durand için  bugün okulda  düzenlenecek olan veda  yemeğini  hatırladım. Durand’a bayıldığım söylenemezdi ama hakkını yememem lazım, kadıncağızın antika tutkusu sayesinde Aron’la tanışmıştım. Bugün dükkanına gelecek zengin ve görgüsüz Amerikalı’lara istediği satışı yapabilirse bu akşam beni L'Ambroisie’de  yemeğe götürecekti sevgilim. Sözünde durur umarım diye düşündüm. Madam Durand’a büyük gösterişli bir buket yaptırdım. Çiçeği beklerken yandaki fırından aldığım kruasan ve meyve suyuyla açlığımı bastırdım. Elimde bir koca demet sarı lale ile  arabama yürürken iki genç kızın arasından geçtim. Kıkırdadılar. Uzun pardesüm, Louis Vuitton laptop çantamla pek havalıydım. Dün gece Tuncer isimli bir ayıyı bu zarif  ellerle  bizzat boğduğumu düşünmeleri için hiç  bir sebep yoktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okula vardığımda  gecikmediğimi görüp rahatladım. Madam Durand’ın  kızı, bir doktora asla yakıştıramadığım rüküşlükteki zevksiz kıyafetleri içinde her zamanki  şaşkın ifadesiyle  yemekhaneye benim ardımdan girip  masada yerini aldı. Çiçekleri madama verdikten sonra kalan son boş sandalyeye oturmak üzere Carla’nin yanina  yerleştim. Carla nehirde bulunan bir erkek cesetinden bahsediyordu. Bana dönüp, “adam sünnetliymiş  ve  bileğinde Türkçe bir dövmesi varmış”  dedi. Adamın derisini mi yüzseydim, yoksa doğrudan kolunu mu kesseydim? Geri zekalı Tuncer  kafasının iyi olduğu bir gece gidip bileğine  “ bir teselli ver”  yazdırmıştı. Aklımdan bunlar geçerken Carla’ya bir an evvel makul bir tepki vermem gerektiğini anımsadım. “Hadi ya”  dedim. “ Zavallıcık  neden intihar etti acaba?” Sonra da hemen onun konuşmaktan en zevk aldığı konuya bağladım: Paris zor bir şehir. İçinde bir yerlerde  sıkı sıkıya tutunacağın bir inancın olmazsa  hergün karşına çıkan zorluklar, terslikler gittikçe gözünü korkutur, kendini büyük bir  saatin dişlileri arasında hapsolmuş   hisseder ve sonunda pes edersin. Carla  dudaklarını ıslatıp sadece başıyla değil tüm gövdesiyle bana dönüp maneviyat konu başlığı altında uzun bir konuşma yapmaya hazırlanırken  annesi masanın diğer ucundan seslendi, “Carla, gel bak seni kiminle tanıştırıcam”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncer’i  öldürmüş olmakla ilgili en ufak bir  vicdan azabı duymuyor olmaktan rahasızdım. Kendi  kendime şaşıyordum. Evet, boğduğum adam son bir yıl içinde binlerce euromu almış, olmadık zamanlarda Aron’un dükkanına  gidip onun da huzurunu kaçırmıştı ama ne olursa olsun bir insandı. Babama gay olduğumu söylemekle beni tehdit eden Tuncer, kendisi  gay olduğu için  babası  tarafından   “gözümün önünde durmasın da ne bok yerse yesin”  denerek   Paris’e  sürülen  bir zavallıydı. Carla’ya dediğim gibi samimiyetsiz kalabalıkların yarattığı acımasız çarklar arasında hayatta kalmak için hiç  ilerlemeden habire koşan küçük bir fare gibiydi. Yaptığı en doğru hareket babasının verdiği parayla  Les Gobelins’te iki küçük daire almak olmuştu. Metroya yakın olan dairenin kirası  Tuncer normal bir insan olsa ona yeter ve de artardı. Gittiği bir dans kursunda tanıştığı  barmen arkadaşının onu gizlice soktuğu  özel bir şifreli partide  Aron’la beni oldukça samimi bir pozisyonda görmüş ve bunu tehdit unsuru haline getirmeye  anında karar vermişti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-5389335995484804455?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/5389335995484804455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=5389335995484804455' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/5389335995484804455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/5389335995484804455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/11/nehire-kars.html' title='Nehire karşı...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-1049541113765774459</id><published>2011-10-22T11:49:00.000-07:00</published><updated>2011-11-16T00:52:07.485-08:00</updated><title type='text'>Paris'e veda...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-dAR4p-RMt8A/TsN5niF7UlI/AAAAAAAAADw/cQ-TvKcEQ_w/s1600/DSC09254.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://3.bp.blogspot.com/-dAR4p-RMt8A/TsN5niF7UlI/AAAAAAAAADw/cQ-TvKcEQ_w/s320/DSC09254.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675513675490480722" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1 Eylül Perşembe günü kızlar Nişantaşı Yargıcı'nın önünde buluşuyormuş gibi  Bastille meydanında  buluşurlar.Marais bölgesinin altını üstüne getirirler. Marais 17. yüzyılda zengin sınıfın ihtişamlı malikaneler yaptırdığı aslında bir zamanlar bataklık olan bir alandır.Hatta Marais bataklık demektir.Bu malikaneler restore edilip birer müzeye dönüştürülmüştür.Fakat kimse müze gezme havasında değildir.Sokaklar ve geçitler, butikler, galeriler ve restoranlar cıvıl cıvıldır. Place de Vosges'de , Hotel de Sully'nin bahçesinde, Hotel de Ville'in önündeki meydanda  resimler  çekilir.Gezi kitaplarında ismi geçmeyen, önemsiz ama hoşlarına giden avluların sokakların resimlerini de ayrı bir keşif sarhoşluğuyla çekerler.Leon'daki  midye ziyafetinden sonra Boulevard Beaumarchais'de yürürler.Geniş kaldırımlarda , görkemli ağaçların gölgesi altında, rengarenk model model kapıların fotoğraflarını çeke çeke  yaptıkları bu keyifli yürüyüşü  unutmayacaklardır.Bir gazetecinin hakkında yazı yazdığı  enteresan bir mağaza olan Merci'ye girerler.Kıyafet, mutfak eşyası ve parfümü aynı yerde satan kocaman depo gibi bir yerdir Merci.Caddeye bakan cephesinde oldukça kalabalık bir kafeteryası vardır.Paris pahalı bir şehirdir ve 1 Euro=2,5 TL'dir.Yeteri kadar gözlem ve incelemenin ardından Merci'den çıkılır.&lt;br /&gt;Akşam yemeğini  arkadaşın Les Gobelins'de kaldığı evde yerler.Menüde tavuk pilav, televizyonda Power Türk vardır.Yemekten sonra üç silahşörler dışarı çıkar. (Üçüncü silahşör arkadaşın eşidir.Kendisi aynı zamanda gün içinde aranan, bulunan, bulunamayan, bakılan, gezilen her türlü cd ve müzik aleti dükkanının müsebbibidir.) Malum üçlü nehire paralel, uzun ve güzel bir yürüyüş yapar.Paris'in gece hali bir başkadır.Sen nehrine bakan tarihi apartmanların loş salonlarında kocaman tablolar görürler.Yeni köprü anlamına gelen adının aksine Paris'in en eski köprüsünü - Pont Neuf'u-  selamlarlar.Erkek silahşörün müthiş yön duygusunun da sayesinde St. Germain'e varırlar.Durum tespiti için atılan bir iki turdan sonra seçtikleri mekana otururlar ve şaraplarını  söylerler.İlginç muhabbetler edilir. Kimi kararsız ve cesaretsiz oluşundan hayıflanır, kimi başladığı kitabı bitiremeyişinden.Kimi ellerim poğaça gibi der, kimi popom çok büyük. Netice itibariyle yine çok gülerler. Hava güzel - gece güzel - Paris güzel - kafalar güzel :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Eylül Cuma gününün ilk yarısı Butte aux Cailles'in sessiz sokaklarında ağaçlı küçük meydanlarında kaybolarak geçer. Dar, arnavut kaldırımlı sokaklar, leylak rengi panjurlu evler görülür.Kırktan fazla bal çeşidinin olduğu ilginç bir dükkan olan "Les Abeilles"e uğranır.Malesef dönüşte aynı yerden geçilmediği için lavanta balı alınamaz :(.1926'da inşa edilmiş ve her evin farklı bir üslupla yapıldığı Square des Peupliers'ye gelinir. Ufak ve şık bir kafede ufak ve lezzetli bir salata yenir. Toliac metro durağından binilen metroyla Bastille'e gelinir. Kafelerden birinin meydana bakan sandalyelerinden birinde oturulup nefis bir kahve içilir. Yorgunluktan mıdır bilinmez ama sanki kahve yudumları yemek borusundan aşağıya mideye gitmektense doğrudan beyne gitmektedir.Daha iyi görmeye ve düşünmeye başlanır.Enerji toplanır.Çok merak edilen Viaduc des Arts'a gidilir. Bir köprünün altındaki taş kemerlerde yanyana açılan 50 tane mağaza bu sanat viadüğünü oluşturmustur.Atölyelerde kumaş çiçekler yapılır, eski resimler restore edilir, antika danteller onarılır. Biri sadece flüt onarır ve satar, bir diğeri keman ve çello. Uzun, ilginç ve ilham verici bir yürüyüş olur.Viaduc des Arts'ın geniş kaldırımlarında, ağaçların hışırdayan yapraklarının verdiği  huzurla  derin  derin  nefes  alınır. "Au Bonheur des Dames" viadükteki  son  ve belki de en eğlenceli duraktır.Burası  nakışla ilgili herşeyi  bulabileceğiniz biryerdir. İplikler, danteller, kurdelalar, düğmeler, kumaşlar, desenler, dokular, işlemeler, kutular...Renk renk...Kahramanlarının ağır ağır hareket ettiği bir çizgi filmin içine düşülmüş gibidir. Place des Vosges yakınlarında akşam yemeği yenir, üzerine bir de Nutella'lı  krep  patlatılır.Memlekette yolunu gözleyenlere ufak tefek hediyelikler alınır.Tesadüf bu ya hediyelik eşya satan kadın 30 yıldır orda yaşayan bir Türk'tür.Yaklaşık yarım  saat sohbet  edilir.Otele dönülüp bavul toplanılır, duş alınıp hazırlanılır ve son Paris gecesi şehre veda etmek üzere otobüsle bakına bakına Eiffel'e gidilir.Gece Paris büyüleyicidir.Işıklandırılmış haliyle Hotel des Invalides , Dome Klisesi ve tabi ki Eiffel Kulesi muhteşemdir.Kulenin çevresindeki yeşil alana yayılmış  yüzlerce insan vardır.Gitar çalanlar, şarkı söyleyenler, gülenler, birbirine sarılıp oturanlar, yürüyenler ve tabi ki fotoğraf çekenler. Flaşlar ateş böceği gibi yanar söner. Bekarlığa veda partisi yapan bir grup genç kız kiraladıkları pembe bir limuzinle Eiffel'e  yanaşır.En az limo kadar havalı kıyafetleri ve ayakkabularıyla kahkahalar ve çığlıklar eşliğinde onlar da birbirlerinin resimlerini çekerler ve eğlenceye devam etmek üzere "araba"larına binip  gözden  kaybolurlar.&lt;br /&gt;Geceyarısı otele son kez girerken, aslında bu eski bakımsız küçük odada  haftalarca kalınabileceği düşünülür. Dönmek zorunluluğu olmasa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3 Eylül Cumartesi sabahı aynı dengesiz ve dar merdivenlerden aşağıya indirilen bavul, resepsiyondaki tepkisiz adama bırakılır ve muhteşem Fransız kahvaltısıyla buluşulur. Ekmek, tereyağ, reçel,portakal suyu ve kahve. Buruk bir ruh haliyle Place des Vosges'e son kez gidilir.Meydanı çevreleyen dükkanlar, kafeler ve galeriler son kez tavaf edilir.Meydandaki dev ağaçların gölgelediği banklardan birine oturulur ve Paris günlükleri yazılmaya başlanır. Somonlu kiş ve beyaz şaraptan oluşan son öğle yemeği de bu güzel meydanda yenir.Vosges Meydanı'na derleyip toparlayıcı bir kahveyle veda edilir.Resepsiyona bırakılan bavul alınır ve Air France'ın havaalanı otobüsüne binmek üzere otobüsle Gare de Lyon'a gidilir.Check in yaptırılıp bavuldan kurtulduktan sonra Free Shop dünyasına dalınır.Raftaki lavanta balı sevindirir.Uçağın kalkış saatine kadar oyalanmak için Fransizca bir gazete anlaşılmaya çalışılır.Gece yarısı Atatürk Havalimanı'na inilir. &lt;br /&gt;Renkler  ve kokular  değişmiştir :(&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-1049541113765774459?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/1049541113765774459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=1049541113765774459' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1049541113765774459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1049541113765774459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/10/parise-veda.html' title='Paris&apos;e veda...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-dAR4p-RMt8A/TsN5niF7UlI/AAAAAAAAADw/cQ-TvKcEQ_w/s72-c/DSC09254.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8755430064617841341</id><published>2011-09-19T08:29:00.000-07:00</published><updated>2011-11-16T00:33:31.896-08:00</updated><title type='text'>Paris günlükleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-0whvllAR8L4/TsN1OtiIuoI/AAAAAAAAADk/zLj3u4fTRBM/s1600/DSC09095.JPG"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 240px; height: 320px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-0whvllAR8L4/TsN1OtiIuoI/AAAAAAAAADk/zLj3u4fTRBM/s320/DSC09095.JPG" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5675508851018349186" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;31 Ağustos çarşamba, kulaklardaki uçak ağrılarından sonunda kurtulmuş olarak uyanılır.Les Gobelins'te kruasan ve meyve sulu kahvaltının ardından  arkadaşın kaldığı evden çıkışının rahatlıkla görülebileceği bir kafeye oturulur. Bir kahve söylenir, güneş gözlükleri ve menünün ardına gizlenerek kendince heyecan yaratılır. O an gelir.Arkadaşa  küçük  çaplı bir şok yaşatılır.Büyük bir mutluluk dalgası olur. Çocukluklarından beri Nişantaşı, Taksim, Ortaköy, Bağdat Caddesi'nde buluşan  kızlar şimdi Paris'tedir!&lt;br /&gt;Ile de la Cite ve Ile St Louis bölgesinde dolaşırlar.Semtin dar sokaklarında birbirinden güzel küçük dükkanlar vardır. Çiçekçiler, çikolatacılar, pastaneler, fırınlar, butikler, şarkütericiler...Bulundukları tarihi binalarla uyum içinde ama hepsi ayrı güzeldir.Notre Dame çevresinde dolaşılır.Müzik dükkanlarına ve kitapçılara girilir.Burda özellikle Shakespear and Co kitapçısından bahsetmek gerekir. Bir gününüzü sıkılmadan orda geçirebileceğiniz bir yerdir.Uzanıp kitap okuyabileceğiniz kanepeler, çalabileceğiniz bir piyano ve dokunmaya kıyamayacağınız kıymetli eski kitaplar...&lt;br /&gt;Peki o çok meşhur Fransız kabalığı, ukkalalığı nerdedir? Öğle yemeği yenilen kafenin işletmecisi kadın bunun için doğru adrestir.Müşterileri yerlerinden kaldırmaktan, azarlar gibi sipariş almaktan, İngilizce ve Fransızca bilmeyenlerle dalga geçmeye kadar uzanan geniş bir yelpazede o çok duyduğumuz Fransız kabalığından örnekler sergilemektedir.Meşhur Berthillion dondurma ağızlarda erirken, kadın filmlerdeki kafa koparanus dinazorlara benzetilir, gülünür geçilir.&lt;br /&gt;Metroyla Champs Elysses'e gidilir.Arc de Triomphe önünde geleneksel fotoğraflar çekilir.Kaldırımda akan insan seline karışılır.Kalabalık ve sıcak  yorucudur.Mağazaların çoğu tanıdık, fiyatlar uçuk.Akşam arkadaşın evinde buluşmak üzere ayrılınır.Marais'e dönülünce otele gitmeden çevrede turlanılır.Akılmadan çıkmayacak güzellikte bir meydana gelinir: Place des Vosges. Gezi kitaplarında dünyanın en güzel meydanlarından biri olduğu söylenen, mükemmel simetride ve hayat dolu bir meydandır.Fıskiyelerin çevresinde koşturan çocuklar, çimenlerde oturan gençler, küçük gruplar halinde gezen uslu ve yaşlı turistler, ayağınızın dibine gelen serçeler...Meydanı çevreleyen muhteşem yapının alt katlarında sıralanan galeriler, şık kafeler, bir mabedi andıran, girerken üstünüzü başınızı düzeltme ihtiyacı duyduğunuz çay dükkanı, meydana yayılan klasik müzik...&lt;br /&gt;Paris'te gördüğü en çirkin şey olan otel odasına döndüğünde kulağında hala fıskiyelerin şırıltısı vardır..Duş alıp hazırlanır, kırmızı beyaz çizgili süveteriyle çok Parizyen olduğunu düşünür.Leon'a gider ve hep aklında olan o midyelerden iki eliyle yalana yalana yer(Bkz Vedat Milor). 91 numaralı otobüsle çay içmeye arkadaşına gider.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8755430064617841341?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8755430064617841341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8755430064617841341' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8755430064617841341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8755430064617841341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/09/paris-gunlukleri.html' title='Paris günlükleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-0whvllAR8L4/TsN1OtiIuoI/AAAAAAAAADk/zLj3u4fTRBM/s72-c/DSC09095.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-637691778458336346</id><published>2011-09-18T06:17:00.000-07:00</published><updated>2011-09-18T06:46:41.837-07:00</updated><title type='text'>durduk yerde Paris'e nasıl gidilir?</title><content type='html'>Bir varmış bir yokmuş.Ülkelerden birinde, işin , gücün, günlük anlamsız koşturmacanın - zannedersiniz ki dünyanın tüm sıkıntısının- yükünü  dar omuzlarına almış, kambur yürüyen, yere bakan, fazla gülmeyen bir kız yaşarmış. Kendi melankolisinin loş koridorlarında sahip olduğundan başka bir hayat, başka bir yer hatta başka bir isim  hayaliyle dolanırmış. Kendi ördüğü dikenli tellerde ellerini kanatır, kimsenin görmediği yaralarına canını daha da acıtmak için tuz basarmış...&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;...Bir akşam geç bir saatte, şirkette çoğu zaman olduğu gibi tek başına çalışırken, "eeh başlarım  ben böyle işe böyle hayata  diyerek  internete  girilir  ve  Paris'e bir bilet alınır...&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;30 Ağustos salı sabahı 9'da kalkan uçakla başlar seyahat.CDG Havaalanından  Air France'ın otobüsüyle Gare de Lyon'a gelinir.Gare de Lyon çevresi oldukça hareketlidir.Etkileyici gar binasının  çevresindeki irili ufaklı kimisi şirin kimisi havalı pekçok kafeden birinde öğle yemeği yenilir ve  metroyla  Bastille'e gidilir.Otel, Bastille metro durağına çok yakın, "Marais" denen bölgededir.Otelin en iyi tarafı konumu, en fenası ise merdivenleridir.Bavulla birlikte yuvarlansam, kafayı gözü patlatsam, sigortam işe yarar mı acabanın hesabı yapılır.Bavuldan kurtulup Bastille meydanını tavaf etmeye gidilir. Port de Plaisance de l'Arsenal'e uzanılır.Marinada kıyıya bağlı küçük tekneler vardır.Elin Fransız'ı teknesinde çiçek yetiştirir, o küçücük alanda bile bir şıklık yapar.Rıhtım arnavut kaldırımlarıyla döşelidir.Trafiğe kapalı bu alanda tıkır tıkır yürünür.Çimenlerde çocuklarıyla oynayanlar, öpüşenler, kitap okuyanlar, laptopuyla çalışanlar vardır. Ortak parantez, herkes huzurludur ve kimse başkasıyla ilgilenmez.Bir Cafe Latte içilir, derin bir nefes alınır.Marinadan dönerken tesadüfen bulunan 91 numaralı otobüsle Les Gobelins'e gidilir.Les Gobelins gizli planın, aylardır sabırla beklenen sürprizin yapılacağı mekandır.Önceden keşif yapmak yararlı olacaktır.Les Gobelins sakin, görgüsüz turist kalabalığından nasibini almamış bir semttir.Paris'e  tatile gelen çok yakın bir arkadaşın pat diye önüne çıkılacaktır.Les Gobelins'te durum tespiti yapılır ve ilk akşam yemeği ordaki bir suşicide yenir.Yurtdışında kırmızı et yemeyen ve öğlen tavuklu salata yiyen biri için oldukça anlamlı. 91 numaralı otobüsle Bastille meydanına ve otele dönülür.Yarın sabah arkadaşı kaldığı yerden çıkış anında yakalamk için erkenden Les Gobelins'e  gelinecektir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-637691778458336346?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/637691778458336346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=637691778458336346' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/637691778458336346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/637691778458336346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/09/durduk-yerde-parise-nasl-gidilir.html' title='durduk yerde Paris&apos;e nasıl gidilir?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-3123886238542050309</id><published>2011-05-22T09:57:00.000-07:00</published><updated>2011-05-22T11:14:10.379-07:00</updated><title type='text'>Cumartesi / isetramuC</title><content type='html'>Evden çıktı, sokak kapısının önünde duraksadı .Sağa dönüp merdivenlerden inip Beşiktaş'a mı insin, sola dönüp yokuşu çıkıp Nişantaşı'na mı çıksın bilemedi.Bu kadar plansız, bu kadar serbestçe kendini sokağa atabilmek ne güzeldi!İstediği yere giderdi.Nişantaşı'na çıktı.Sokaklar cıvıl cıvıldı.Neşeli kalabalığa karıştı. Gülümseyen, gamsız İstanbullu'lar sokaklara atılan masalara yayılmış yemeklerini yiyor ve havalı güneş gözlüklerinin ardından derin sohbetler ediyorlardı.Çok hoş bir kafeye gitti."Kantin" defalarca dergilere çıkmıştı. Paşa gönlünün istediği bir masaya oturdu. Ne de olsa elini eteğini çekiştiren bir çocuğu veya konuşacak birşeyleri kalmadığı için karşılıklı susacağı bir kocası yoktu.Bol resimli az yazılı bir derginin sayfaları arasında kayboldu.Bir çantaya dört bin dolar ver(e)mezdi, ama dört bin dolarlık çantanın nasıl birşey olduğunu bilmek isterdi.Limonatasından bir yudum daha aldığı sırada Kantin'in "çıtır" adını verdiği kağıt kadar ince pizzası geldi, üzerinde enginar, mantar ve rokayla.Çok lezzetliydi.Çıtır elle yenirdi.Hakkını verdi.Hiç suçluluk duymadan götürdü çıtırları.Çevre masalarda üçerli beşerli gruplar kafenin küçük bahçesini kahkahayla dolduruyordu.İnsanlar evlerine giren hırsızı bile gülerek anlatıyordu.Yemeğin üstüne sütlü bir filtre kahve söyledi, biraz daha dergi baktı.Cep telefonunu kontrol etti, arama veya mesaj yoktu.Rahattı.Hesabı ödeyip çıktı.Birkaç mağazaya girdi, kıyafet denedi. Güneşin ve güzel havanın tadını çıkardı, bol bol yürüdü.İstese sinemaya da giderdi, ama artık yorulmuştu.Yürüyerek eve döndü.Eşofmanlarını giyip, kucağına bir tas erik alıp televizyonun karşısındaki kanepeye oturdu, ayaklarını sehpaya uzattı.Keyifli bir gün olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;**************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cumartesi günü güneşli ılık bir gündü.Evde geçirirsem sonradan kendime kızacaktım.Bunu bildiğimden, ne yapacağımı bilmez bir vaziyette hazırlandım ve dışarı çıktım.Dünyada milyarlarca insan vardı ama kimsenin umurunda değildim.Hadi bırak milyarları, cep telefonumda kayıtlı ikiyüzelli civarında numara sahibinden bir tanesi bile bu güzel günü benimle geçirmek arzusunda değildi.Yine aynı tribe girmiştim ve kendime daha da çok acımaya ve canımı sıkmaya meyilliydim.Ne arayanım soranım, ne de biryerde bekleyenim vardı. O yüzden kapının önünde durdum ve Beşiktaş'a mı ineyim Nişantaşı'na mı çıkayım diye kısa bir tereddütten sonra Kalıpçı Yokuşu'nu tırmanmaya başladım.Bozuk olan ruh halimden dolayı, insanların devamlı konuşuyor ve gülüyor olması dikkatimi çekmeye hatta beni hafiften sinirlendirmeye başladı.Hepiniz mi mutlusunuz yahu, ve hepinizin mi konuşacak ve bu güzel günü sizinle paylaşacak birileri var yanında.Bravo sizlere.Aynı sokaklardan ve caddelerden birkaç kez geçtim, takıntılı bir şekilde cep telefonumu kontrol ettim.Sonunda Kantin'e gidip kendimi yemeğe verdim.Gereksiz yükseklikte bir hesap ödedim ama hala tam anlamıyla rahatlamamıştım.Gidip birkaç mağazada kıyafet denedim. Şanslıyım ki vitrinde veya askıda beğendiğim şeyler üzerimde kötü durdu.Yoksa o kot eteğe sahip olmanın geçici hazzıyla kendimi salakça avutacaktım.Sinemaya gitmeyi aklımdan geçirdim ama çıkışta akşam olacaktı.Gündüz yine bir derece ama bu depresif halimin akşam yalnızlığında iyice demleneceğini çok iyi biliyordum.Eve gidip dizleri çıkmış eşofmanımı giydim, biraz ağladım, sonra bizimkilerle akşam yemeği yedik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-3123886238542050309?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/3123886238542050309/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=3123886238542050309' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3123886238542050309'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3123886238542050309'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/05/cumartesi-isetramuc.html' title='Cumartesi / isetramuC'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4350041901599472266</id><published>2011-03-27T03:23:00.000-07:00</published><updated>2011-03-27T03:47:04.359-07:00</updated><title type='text'>Gitmek</title><content type='html'>Atatürk Havalimanı'ndayım.Burda olmamın sebebi Amerika'dan gelecek olan kardeşe karşılama sürprizi yapmak gibi görünse de aslında öyle değil, itiraf ediyorum.Burdayım çünkü Atatürk Havalimanı benim İstanbul'da en sevdiğim yerlerden biri. Bir kafede oturup etrafımı izliyorum.Önümden geçenlerin hangisi gelici hangisi gidici anlamaya çalışıyorum. Pantolonlarının diz arkası akordiyon gibi olmuş olanların epey uzak biryerlerden gelmiş olabileceğini düşünüyorum.Hayatında ilk defa bu şehre gelen neşeli, gürültülü, rengarenk kıyafetli bir ergen grup gözüme çarpıyor.-Umrenin mi yoksa uçağa binecek olmanın mı bilemedim- heyacanı yüzlerine yansımış amcalar ve teyzeler geçti az önce. O amcaları ve teyzeleri yolculamaya gelmiş onlardan beş kat fazla telaş yapan yakınlarıyla birlikte. Yarın saat kaçta Endonezya'da olacağını, o zaman burda saatin kaç olacağını, kimbilir kaçıncı kez babasına telefonda anlatan bir genç adam gördüm.İsteksizdi. Mecburiyetten yapılan bir seyahat demek ki. Kocaman bavullarını tıkır tıkır çekiştiren yüpyüksek topuklu ayakkabılarının üzerinde zorlanmadan yürüyen hoş hatunlar gözden kaybolurken baharatlı egzotik kokularını ister istemez içime çektim. ...Uçağa binmeden önceki son 1-2 saat ne güzeldir.Bavulunu vermişsindir.Elinde kitabın, bedenen burda olsan da kafan çoktan varmıştır gideceğin yere. Uçaktan inince tren biletini nerden alacağını, bavulla metroya nasıl binip, nerde aktarma yapıp öbür hatta nasıl geçeceğini planlarsın.Yağmur yağsa da yağmasa da yolu uzatıp o nefis parkın içinden geçmeyi , evlerin bahçelerindeki güllere hayran hayran bakmayı hayal edersin. ...Çok farklı bir enerjisi var havaalanının.Çok mutlu da var burda, çok üzgün de.Cesur da çok, çaresiz de. Birazdan bir uçağa binip biryerlere gidecek olmayı çok isterdim şuan.Tüm sıkıntıları, zorunlulukları, ayıp olmasınları, millet ne derleri, burun kıvırmaları, dudak bükmeleri, hepsini burda bırakmak ve gitmek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4350041901599472266?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4350041901599472266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4350041901599472266' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4350041901599472266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4350041901599472266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/03/gitmek.html' title='Gitmek'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4362579786057929554</id><published>2011-02-28T11:27:00.000-08:00</published><updated>2011-02-28T11:55:50.857-08:00</updated><title type='text'>Beş lira, beş lira daha...</title><content type='html'>Kendimi önemsememeyi annemden öğrendim.Onun hayatında hep daha önemli işler daha önemli kişiler oldu.&lt;br /&gt;Öğrenci olduğumuz yıllarda kardeşime ve bana ihtiyacımız olan huzurlu ev ortamını sağladı.Babama kahvaltı ettirip arkasından hayır dua ederek işe yollamak için yıllarca gündoğmadan kalktı, dönüş saatinde o zili çalmadan kapıyı açsın diye çoğu akşam camda bekledi.Kardeşim ve ben çalışmaya başladıktan sonra işlerimizle ilgili sıkıntılarımızı dinlemeye, aklı ermese de bizi rahatlatmaya gayret etti.Düğünde, bayramda, birilerinin bebeği olduğunda veya yakını vefat ettiğinde aramamız gereken akrabaları bize hatırlattı.Onun sayesinde aile içerisinde terbiyeli ve düşünceli çocuklar olarak bilindik.Kardeşimin evlilik hazırlıkları esnasında kız tarafını kırıp gücendirecek birşey olmasın diye pinpiriklendi.Düğün yaklaştıkça keman yayı gibi gerilen sinirleri orkestra şefi gibi idare etti.&lt;br /&gt;Gidip anneme sorsanız; şu şu tahlilini ne zaman yaptıracaksın, hani şuranda bir kist vardı, ona bir daha ne zaman baktıracaksın diye, size der ki;Ramazan'dan sonra, yılbaşından sonra, dayınlar Almanya'ya döndükten sonra, hele filanca iş hallolsun ondan sonra.&lt;br /&gt;Bir gün de duymadım ki annem şöyle bir cümle kursun: "Ben de bugün çıktım, öylesine vitrin baktım kafam boşalsın diye. Sonra da gidip bir kafede oturdum, sütlü kahve içtim, dergi baktım."&lt;br /&gt;Önem sırası diye bir listesi varsa annemin, ilk üç sırada kendisinin olmadığı çok açık.&lt;br /&gt;Ama bu hep böyleydi ve ben de bunu doğal birşey, olması gereken de zaten budur sandım.&lt;br /&gt;Ben de bir abla olarak, kardeşimin evde olmadığı akşamlar dünden kalanları yedim, mükellef sofrayı o gelirse kurdum.Korktuğum halde sırf o istiyor diye eve yavru bir kedinin getirilmesine itiraz etmedim.Tek banyolu evimizde, o işe geç kalmasın ama uykusunu da alsın diye, banyoda işlerimi o kalkmadan bitirmek için senelerce sabahın köründe kalktım.&lt;br /&gt;Kendimi önemsememeyi annemden öğrendim.Kendimi farkında olmadan geri plana itelediğim her durum için kenara beş lira koysaydım bugün hatırı sayılır bir birikimim olurdu heralde.İmkanları sınırlı ama tokgözlü ebeveynlerim sayesinde şu an o parayı düşünmek beni heyecana boğmuyor.Çünkü insanın istediklerini - kendi istediklerini- gerçekleştirmesi için paranın gerekli olduğunu kabul etmekle birlikte yeterli olmadığını düşünüyorum.Kendi değerinin farkına varmak, "ben ne istiyorum, neyle mutlu oluyorum"un cevabını tespit edebilmek, esas mesele bu.&lt;br /&gt;Düşünsenize, günün birinde anneme ait bir kavanoz dolusu para bulsam.Heves edip araba kullanmayı öğrenemediği için kavanoza attığı beş lira, gidemediği Karadeniz turu , bir türlü zaman ayırıp yaptıramadığı fizik tedavi için beş lira daha...Ne yapabilirim ki bu saatten sonra o parayla.Madalya yaptırıp anneme taksam belki bir anlamı olabilir.Ama eminim benim annem o madalyayı gururla göğsünde taşımak için bile uygun zamanın gelmesini bekler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4362579786057929554?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4362579786057929554/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4362579786057929554' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4362579786057929554'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4362579786057929554'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/02/bes-lira-bes-lira-daha.html' title='Beş lira, beş lira daha...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-3484525498992217713</id><published>2011-01-29T04:16:00.000-08:00</published><updated>2011-01-29T04:17:24.320-08:00</updated><title type='text'>Doğumgünü</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);"&gt;Bu seferki yazı alıştırması için bana bir başlangıç, bir de bitiş cümlesi verildi. Şöyle:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);"&gt;"Hastanenin bodrum katındaki küçük odada beş kişiydik............................................................................"Halsiz başını yastığına koyarak gözlerini bembeyaz tavana dikti."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 51, 255);"&gt;Bakalım neler olmuş iki cümle arasında...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;************************************************************************&lt;br /&gt;Hastanenin bodrum katındaki küçük odada beş kişiydik.Gözlüklü, orta yaşlı ve ciddi suratlı adamın tıp dünyasından olduğunu düşündüm veya umdum.Kapıda duran ve dışarıyı kolaçan eden yağlı saçlı, ince bıyıklı genç adamın ise hastabakıcı olduğu üzerindeki kirli gri önlükte yazıyordu.Ben, Dilara'nın yanında olmak için ve biraz da meraktan burdaydım.Eda, Dilara'nın arkadaşıydı, onun ikinci gelişiydi.On dört yaşındaydık.Çocuklukla gençkızlık arasındaki arafta.İkisi de çok akıllı kızlardı ama bir süredir kafayı fena halde güzellik konusuna takmışlardı.Bu dünya, güzellerin dünyasıydı.Kapılar onlara açılır, onlar alkışlanır, gıpta edilirdi.Bir kadın, şirkette yönetici de olsa manken gibi bir vücuda, ipek gibi saçlara, bebek gibi bir yüze sahip olmalıydı.Çocuğunu parka götüren annelerin bile saçları fönlü, ayakkabıları topuklu değil miydi?Ve erkekler...Kaç yaşında hangi konumda olurlarsa olsunlar, kendileri yüz kilo da olsa hep güzel kadının peşindeydiler ve daha güzelini bulduklarında ellerindekini rahatça bırakırlardı.&lt;br /&gt;Bugün de bir güzellik meselesi için buradaydık.Kızlar üst dudaklarına silikon yaptıracaktı.&lt;br /&gt;Dilara omuzlarına kırmızı bir şelale gibi dökülen saçları, iri kahverengi gözleri ve fondötenin altında saklı çilleriyle zaten yüzüne bakmaktan büyük keyif alınacak bir kızdı.Heyecandan gözlerini kırpıştırdıkça uzun kirpikleri nazlı bir yelpaze gibi inip kalkıyordu.&lt;br /&gt;Eda, Dilara'ya göre daha uyanık bir tipti.Dünyanın gerçeklerine ilk o uyanmıştı.Eczanelerde satışı yasaklanan malum zayıflama haplarından bulmuştu o yağlı saçlı hastabakıcı ona.Hızla kilo vermiş, zayıflayınca kendini baştan yaratmıştı.Tombul ve şeker bir kızken görünmez olan Eda, şimdi herkesin gördüğü, görmeyenin pişman olduğu bir afetti.İlaçları kullandığı dönemde panik atak krizleri, hafıza zayıflıkları, uyku bozuklukları yaşamıştı.Şimdi en büyük fobisi tekrar görünmez olduğu günlere dönmekti.Bu yüzden çoğu zaman aç gezer, az birşey yediğinde bile suçluluktan kıvranırdı.&lt;br /&gt;Orta yaşlı, ciddi suratlı adam her ikisinin de üst dudaklarına bir kaç yerinden iğne yaptı.Dilara'nın acıdan gözleri yaşardı, rimeli akmasın diye çok çaba sarfetti ama yanaklarından aşağıya siyah göz yaşları süzüldü.İki adam geldikleri şekilde, sessiz ve sakin, gittiler.&lt;br /&gt;Hastanenin bodrum katındaki bu küçük odada alışverişimiz sona ermişti.Para vermiş, karşılığında güzellik, özgüven, kabul görme, onaylanma almıştık.&lt;br /&gt;Tuvalete gidip makyajlarımızı tazeledik.Dudaklara önden, yandan, uzaktan, yakından uzun uzun baktık.Ben ne onlar kadar güzeldim, ne de onlar kadar havalı.Ama kıyafetlerim, çantam, saatim onlarınkinden daha pahalıydı.Çünkü babam onların babalarından daha zengindi.&lt;br /&gt;Babam bu ülkenin en iyi boşanma avukatlarından biriydi.En iyiydi çünkü dava sonunda - kendi deyimiyle- adamın ayağındaki donunu bile alırdı.Eda'nın annesiyle babasını da o boşamıştı.Annesiyle birlikte yaşan Eda babasını en son ne zaman gördüğünü hatırlamaz, bunu da kafaya pek takıyor görünmezdi.Harçlığını düzenli olarak alıyor, annesinin kredi kartını dilediği gibi kullanıyordu.Bakalım bu akşam bana ne hediye edecekti.Evdeki doğumgünü partime geleceği için çok heyecanlıydı.Bunun benim bir yaş daha büyüyor olmamla ( Allahım, ne korkunç bir kelime...büyümek!) hiç ilgisi olmadığını biliyordum.İsviçre'de ekonomi okuyan kuzenimin de doğumgünümü kutlamaya gelecek olması duyduğundan beri Eda'nın yanaklarını kızartıyordu. Eda kendisinden büyük erkeklerin ilgisini çekmek, beğenisini kazanmaktan büyük zevk alır, kara kaplı "sıradan zaferlerim" defterine yeni bir isim ekledikçe bu konulara olan iştahı artardı.Kuzenim Emre'nin o deftere gireceğine ihtimal vermiyordum. Hatta bence Emre'nin cüzdanında taşıdığı "kırdığım kalpler" listesine bu akşam yazılacak birkaç isimden biri Eda olabilirdi.&lt;br /&gt;Silikon kankaları hayatta giymeyeceğim tarzda ayakkabılar satan bir dükkanın önünde bıraktım ve matematik dersime yetişmek üzere bir taksiye atladım.Dört aydır Elif Abla'dan özel matematik dersi alıyordum.Her cumartesi Elif Abla'ya gitmek benim için dersin dışında başka bir deneyimdi.O , Eda veya Dilara gibi değildi. O benim hayatımdaki hiçkimse gibi değildi. Elif Abla'ya gittiğimde ayakkabılarımı çıkarıyor, onun verdiği eski soluk renkli ev terliklerini giyiyor ve doğruca ellerimi yıkamaya gidiyordum.Küçücük banyodaki renk renk plastik kovalar, leğenler, işlemeli havlular, üzerinde bir ilaç firmasının adı yazan saat, yerdeki el örgüsü orlon paspas her defasında ilgimi çekerdi.Elif Abla'nın annesi banyonun karşısındaki odada yatardı.Uyumadığı zamanlarda yatağının içinde oturup dua kitabı okuduğunu gözlerini kapayıp başını yukarıya kaldırarak iki yana sallana sallana birşeyler mırıldandığını görürdüm.Bazen yanında yine onun gibi başları örtülü iki kadın daha olur, üçü sessizce dua ederdi.Elif Abla'nın çok ağlamış ve çok yorulmuş gözlerinden annesinin ağrılarının arttığını ve onları yine uyutmadığını anlardım.&lt;br /&gt;O gün gittiğimde Elif Abla'ların apartmanında herzamankinden farklı bir hareketlilik vardı.Kapının dışında bir sürü ayakkabı gelişigüzel bırakılmıştı.İçeriye girmek için birkaç tanesinin üstüne basmam gerekti.Aslında ne olduğunu anlamıştım ama banyonun karşısındaki odada Sevim Teyze'nin yatağını boş görmek içimi çok acıttı.Elif Abla başında annesinin örtüsüyle susuz bırakılmış bir çiçek gibi mahzun, bitkin oturuyordu.Beni gördü ama yerinden kalkamadı.Ellerine ayaklarına ağırlık bağlanmış gibiydi."Elif Abla" dedim, başka da bir ses çıkmadı kuruyan boğazımdan.Sonra birşey oldu, beni görünce birşey hatırladı gibi, Elif Abla beni elimden tutup annesinin odasına götürdü."Bu eve haftanın hergünü bir öğrencim gelir Defne" dedi."Ama annem içlerinde en çok seni sevmiş anlaşılan, bak bunları sana vermem için hazırlamış.Lütfen bunları Sevim Teyze'nden sana bir doğumgünü hediyesi olarak kabul et, nice yıllara canım"&lt;br /&gt;Sevim Teyze'nin yatağının kenarındaki eski sandalyede kucağımda köşeleri işlemeli beyaz küçük bir bohçayla kalmıştım.Tüy gibi hafif, yeşil, ipek bir başörtüsü çıktı bohçadan.Kenarları dantelli bir havlu ve el örgüsü bir çift patik ile birlikte.Sanki odanın içine baygın bir gül kokusu doldu.Midem bulandı.Hayatımda ilk defa , tanıdığım biri ölüyordu ve ben ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.Elif Abla'ların alt kat komşusu olduğunu bildiğim zayıf esmer kadın kemikli kuru elleriyle bana plastik bir tabağın içinde sıcak irmik helvası uzattı.Kadının ellerinin manikürsüz ve pütür pütür olduğunu farkettiğim için kendimden nefret ettim.Gözümü kapatmak ve açtığımda bildiğim tanıdığım rahat ettiğim küçük renkli dünyamda olmak istedim.&lt;br /&gt;Gözümü kapattım.&lt;br /&gt;Gözümü açtığımda karşımdaki duvarda British Museum'dan aldığım takvimi gördüğüm.Doğumgünü tarihim pembe parlak bir dairenin içindeydi.Bir şekilde eve getirilmiştim.Aynı Elif Abla gibi birden aklıma hediyelerim geldi.Yataktan fırladım.Sevim Teyze'nin bohçası tuvalet masamın üzerindeki bir sürü ıvır zıvır incik boncuğun arasında, bizim kolejin bahçesindeki burslu bir öğrenci gibiydi.İpek örtüyü boynuma doladım."Gel" dedim."Sen bana bu dünyada kendimizinki dışında da dünyalar, hayatlar, dertler, neşeler olduğunu hatırlatacaksın.Bu yıl aldığım en anlamlı hediyesin sen." Başım döndü, biraz daha yatsam iyi olacaktı.Yatağa sendeleyerek yürüdüm.Halsiz başımı yastığa koydum, gözlerimi bembeyaz tavana diktim. Büyümek istemiyordum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-3484525498992217713?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/3484525498992217713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=3484525498992217713' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3484525498992217713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3484525498992217713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2011/01/dogumgunu.html' title='Doğumgünü'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-1490331477020562776</id><published>2010-12-21T04:23:00.000-08:00</published><updated>2010-12-21T04:28:42.991-08:00</updated><title type='text'>Alıştırma</title><content type='html'>Yazı alıştırmaları için bir internet sitesine üyeyim. Ordan bana birkaç kelime gönderdiler ve bunları kullanarak bir hikaye yaz dediler.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;Kelimeler : Olmuyordu - gözümü-ihtimal-boydan boya -bensiz- yapmak-  eski-  bırakmaması -sesi- istemedi - hikaye- paltosuna &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#339999;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İşte bu da uydurduğum hikaye:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karşı apartmanın çatısına konan martılar doğan güneşi kafalarını yukarıya kaldırarak haykıra haykıra selamlıyorlardı.Uyandım ve yeterince uyuduğumu hissettim.Onu uyandırmak en azından kızdırmak icin usulca odasına girdim. Yatak hic bozulmamıstı. Demek bensiz çıkılan kızkıza  akşam yemeği böyle uzun oluyormuş diye güldüm kendi kendime.Henüz birbirimize sevgili olmamıştık, ev arkadaşıydık ama salondaki kanepede televizyon karşısında koyun koyuna çok uyumuştuk.Kalkıp yatak odasından battaniye almaya üşenir, benim okuldan gelince bir kenara fırlattığım eski paltoma sarınırdık.Öğrencilerim amma dalga geçerdi o solgun yeşil kabanımla.Bir hikayesi olabileceğine ihtimal vermiyorlardı.Oysa onu bana o aldırmıştı birkaç yıl önce. O zaman o kadar canlı bir rengi vardı ki ben tereddüt etmiş, almak istememiştim.Ucuz ve kalitesizdi, ama onu kıramayıp almıştım.Tahmin ettigim gibi üzerine kuş pislediği gün paltoyu yıkamış ve şimdiki soluk rengine sahip olmuştum.Aslında itiraf etmeliyim ki bu haliyle benim karakterime daha uygundu.&lt;br /&gt;Camın kenarındaki masanın üzerinde boydan boya saksılar diziliydi. “Bakımı en kolay bitki olduğu için”  demişti O,   “çeşit çeşit kaktüsler aldım”. Harika menekşeler de vardı çiçekçide ama klasik anne işi deyip istememişti..Güya kaktüslerle ilgileniyordum ama gözümü de yoldan alamıyordum.Beni  pencerede onu beklerken bulmasını istemiyordum.Kendim de dahil herkese yalan söylüyordum. Yok Aylin benim tarzım değildi, yok ben onu neden kıskanacaktım.Oysa o  yokken benim icin evde hic bir sey aynı olmuyordu.Aylin evdeyse  çalan müzik de, içilen içki de Aylince olurdu ve bu çok hoşuma giderdi.&lt;br /&gt;Çay suyunu ocağa koyarken anahtar kilidin içinde yavaşça döndü, ayakkabılarını dışarıda çıkarıp eline almıştı.Her zamanki kurnaz Aylin hareketleri.Elimde yanık kibrite ve çıplak ayaklarıma baktı."Taşa basma" dedi. "Sen de şuan taşa basıyorsun" dedim.Sesi iyi çıkıyordu, beş dakika önce uyanmış ve aniden sokağa fırlamış gibi değildi.Ayakkabılarını bıraktı. "Senin gibi birine ne yapmak lazım biliyorum çok iyi biliyorum aslında" dedi.Bana bütün gece nerdeydin diye bile sormuyorsun. Sana bunu sorma hakkını bana veriyor musun derken kendi kendime kızdım.Ne mıymıntı adamdım ben.Beraber  izlediğimiz tüm o romantik Amerikan filmlerinden de hiç ders almamıştım.Önce kavga etmemiz, ardından birkaç haftayı birbirimizden ayrı ve sürünerek geçirmemiz gerekiyordu.Sonunda yağmurlu bir günde saçım sakalım uzamış bir vaziyette ayaklarına kapanıp eve dönmesi ve beni bir daha bırakmaması için gözyaşı dökmeliydim.&lt;br /&gt;Bunların hiçbiri olmadı.Aylin üstünü değişip salona döndü, demlenmekte olan çaya iki karanfil attı. Çoğu sabah olduğu gibi Mazhar-Fuat-Özkan’ın  CD’sini koydu.  “Sarı Laleler”  sardı küçük evimizi. Şarkıya eşlik ettik birbirimize bakmadan. “Sen olmasan buralara gelemezdim ben... Sevemezdim bu şehri anlamazdım dilinden ...”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-1490331477020562776?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/1490331477020562776/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=1490331477020562776' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1490331477020562776'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1490331477020562776'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/12/alstrma.html' title='Alıştırma'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-945563942039873310</id><published>2010-11-28T09:36:00.000-08:00</published><updated>2010-11-28T10:22:43.272-08:00</updated><title type='text'>Mısır günlükleri 2 - son</title><content type='html'>Mısır'daki diğer gün ve gecelerimiz oldukça keyifli geçti.Tekne turuna katıldık ve Mısır yönetimi tarafından koruma altına alınmış Ras Muhammed'e gittik.Burada tek bir mercan parçasını, tek        bir deniz yıldızını, tek bir taşı dışarı çıkarmanız ve        hatta yerinden oynatmanız bile kesinlikle yasak. Tekne turunda yaşadığımız en ilginç olaylardan biri verdiğimiz ilk yüzme molasında denizde unuttuğumuz adamın farkına  ancak  ikinci molada adam başka bir tekneyle getirilip bize teslim edince farketmeleri oldu.Bir de kafalarının ucunu sudan çıkararak teknemizin yanından geçen barakuda sürüsü vardı.Barakuda köpek balıklarına saldıran bir balıkmış, varın gerisini siz düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mısır'da herşeyde olduğu gibi taksicilerle de pazarlık yapıyorsunuz. En az bizimkiler kadar deli araba kullanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir akşam otelde yemek yerken masamıza ellerinde gitarlarıyla iki kişi geldi. Türkiye'den olduğumuzu duyunca  bize "Hatirla sevgili, o mesut geceyi"  şarkısını çaldılar ve bozuk Türkçe'leriyle söylediler.Müzisyenler Yunanistan'dandi ve yaşlı olanı uzun yıllar Bodrum'da çalmış söylemişti.Dünya küçük müydü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naama Bay şehir merkezinde bir akşam dansözlerin ve bir zennenin şovunu izledik. Dansöz hafif balıketinde ve çok başarılıydı.Zenne nerdeyse dansöz kadar iyiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İstanbul'a  gece saat 12'ye yaklaşırken indik.Çok klasik olacak ama gerçekten de pırlanta bir gerdanlık gibiydi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-945563942039873310?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/945563942039873310/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=945563942039873310' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/945563942039873310'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/945563942039873310'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/11/msr-gunlukleri-2-son.html' title='Mısır günlükleri 2 - son'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-6184221363324803610</id><published>2010-11-21T04:59:00.000-08:00</published><updated>2010-11-21T06:12:03.459-08:00</updated><title type='text'>Mısır günlüğü 1</title><content type='html'>Tereddüt, merak ve heyecan duygularımla birlikte 13 Kasım cumartesi , sabahın 7'sinde evden bavulumla çıktım.Sabiha Gökçen Havaalanı'nda saat 10'da olabilmek için 7 buçukta Taksim'den kalkacak Havaş otobüsüne binmem gerekiyordu, ya da ben trafiği gözümde fazla büyütüyordum.&lt;br /&gt;Otobüste yanımda oturan kızın cep telefonu çaldı, arayan Pronto Tur'du. Biz de Pronto ile gideceğimiz için kulak kabarttım.Budapeşte'ye gidiyorlardı ve binecekleri uçağın kalkış saatinin epey bir değiştiği bilgisini verdi telefondaki kişi.Belli ki tatillerinin ilk gününü Sabiha Gökçen'de geçireceklerdi.Saat 9'da havaalanına vardım.Diğerleri de yarım saat içinde geldiler.Bize söylendiği gibi saat 10'da Pronto Tur'un masasına gittik ve bizi Sharm El Sheikh'e götürecek uçak biletlerimizi aldık. Uçağımız 1'de kalkacaktı ve çok şükür herhangi bir rötar gözükmüyordu.Yiyip içerek zaman geçirdik, pasaport kuyruğu da epey uzundu.Sonrasında duty free alanında takıldık ve nihayet uçağa bindik. İstikamet Şeyhin Sakalı! ( sharm sakal demekmiş).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Problemsiz bir yolculuktan sonra Mısır toprağına ayak bastık.Vize kapıda alınıyor.Bunun için sıraya girip ufak bir form ve bir sticker alınıyor. Formu doldurup stickerla birlikte yine başka bir sıraya girip pasaportunuzla birlikte görevliye veriyorsunuz.Sıra bana ve birlikte tatile çıktığım arkadaşlarıma geldiğinde memur bizim işlemimizi yapmadı ve bizi başka bir kuyruğa yönlendirdi, sebep ise AB'li olmayışımızdı. Ama tabi bu amcanın sadece AB'lileri ülkesine aldığını belirten bir işaret yoktu. Biz nerden bilelimdi, ulan ne şanstı, yanlış kuyrukta beklemiştik. Havaalanında bizi karşılayan Pronto turcu çocuğa bunu söylediğimizde sonradan bizim için daha da anlam kazanacak lafı etti : Burası Mısır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Havaalanından çıktık ve bizi bekleyen Pronto otobüslerine yöneldik.Ön camlarında otel isimlerinin yazılı olduğu kağıtlar vardı, ama bu isimlerin hiçbiri bize tanıdık gelmiyordu. Meğer bizi anlaştığımız otele değil başka bir otele götüreceklermiş. Gideceğimiz otel çok daha iyiymiş , diğeri tü kakaymış.Bu otel şahaneymiş. E baştan neden bize kötü dediğin oteli sattın, şimdi aynı paraya daha iyi dediğin biryere götürüyorsun? Hadi hayırlısı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi otelimize götürecek otobüs 4 buçuk gibi hareket etti.Gökyüzü pembeleşmişti.Hava erken kararıyordu.Rehber kızımız bulunduğumuz bölgeyle ilgili bilgiler veriyordu, ama dersini pek çalışmamıştı. Naama Bay'de Pizza Hut, Starbucks, Hard Rock Cafe olduğunu birkaç kez tekrarladı.Otele gitmeden önce Old Market denilen yerde yarım saatlik bir mola verdik.Hediyelik eşyalar alabileceğiniz ufak dükkanlar vardı ama kimse henüz alışveriş modunda değildi.&lt;br /&gt;Nihayet 6 buçuğu biraz geçe otele girdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otele girdik ama odalarımıza ne zaman ve ne şekilde girdik işte burası biraz tatsız. Yaşadığımız durumun sorumluluğunu kimse üzerine almıyordu, otel Pronto'yu, Pronto Mısır'daki bağlantısı olan diğer firmayı suçluyordu. İnşaatı devam etmekte olan şahane bir otele getirilmiştik. Kalacağımız odalar henüz otelin broşürlerindeki krokilerde bile yerini almamıştı.Ve sanırım Mısır'da içine eşyasını koyup inşaata ondan sonra devam ediliyordu.İnşaatın tüm kaba pisliği mobilyaların üzerindeydi. Boya ve tiner kokusu bize oldukça derin bir uyku vadediyordu.Bu otele Pronto tarafından getirilen yaklaşık 40 kişiydik ve karşımızda tecrübesiz ve en az bizim kadar şaşkın 20li yaşlarda iki rehber çocuktan başka muhatap yoktu.Mısır büyükelçisiyle bile irtibata geçildi, fakat Sharm'da o gece kalabileceğimiz tek yer o odalar gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece 1'de odamıza girdik, normal şartlarda ertesi sabah erken bir saatte altı camdan bir tekneyle Kızıldeniz'de dolaşacaktık.Ama kimsenin o kadar erken kalkıp hazırlanıp yetişmesi mümkün değildi.Cam tekne turumuzu iptal ettik. Biz bir odada 3 kişi kalacaktık ve gecenin o saatinde ek yatak beklemek zorunda kaldık. Getirilen yatağın üzerinde dev bir leke vardı. Genelde ek yataklarda çocukları yatırdıklarını düşünürseniz, bu lekenin pek bir gizemi yoktu. Çişti bu. Ama biz yine de soralım dedik. Yatağın ortasındaki kocaman lekeyi göstererek birkaç kez "what is this" dedik adama. O da şaşırmıştı. Bir yatağa bir bize boş boş baktı. "This is a bed" dedi.&lt;br /&gt;Renklerden yola çıkarak adama derdimizi anlattık ve yeni bir yatak istedik. Temiz bir yatak geldi.Biz de hemen yattık. Kokudan etkilenmemek için balkon kapısını açık bıraktık, her ne kadar perdeler kapalı da olsa bu aynı zamanda sivrisineklere davetiye çıkarmaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şortumuzu terliğimizi giyip havlumuzu alıp kahvaltı için yola çıktık. Otel o kadar büyük ki, biryerden biryere minik otobüslerle gidiliyor. İki yanı açık, oturma yerleri tahta banklardan oluşan "beach bus"lar. Tesis gerçekten çok güzeldi, peysajı, denize sıfır olması, havuzları, spa'sı herşeyi başarılıydı. Bizim şanssızlığımız o ilk geceydi. İlk gece kabusu :)&lt;br /&gt;Bütün bir günü otelin plajında geçirdik ve bu sırada odalarımız temizlenip havalandırıldı.Yemek konusunda korktuğumuz gibi durumlar olmadı.Yöresel yemekler riskli göründü. Kendimizi deniz ürünlerine meyve ve yoğurda verdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk akşamımızda yemekten sonra taksiyle Naama Bay'e gittik.Çok hareketli ve çok gürültülü biryer. Trafiğe kapalı bir ana caddenin sağında solunda cafeler, restaurantlar ve dükkanlar düşünün. Hepsinin bangır bangır müzik çaldığını ve kapıdaki adamların sizi içeriye çağırdığını.Hem çok değişik hem çok tanıdık :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;****&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-6184221363324803610?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/6184221363324803610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=6184221363324803610' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/6184221363324803610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/6184221363324803610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/11/msr-gunlugu-1.html' title='Mısır günlüğü 1'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4078934758534156319</id><published>2010-11-12T05:16:00.001-08:00</published><updated>2010-11-12T05:17:37.445-08:00</updated><title type='text'>Çukurcuma</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TN0-XdfXbHI/AAAAAAAAADQ/ohTOm6F4hn0/s1600/49Cafe.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 214px; FLOAT: left; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5538651689509678194" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TN0-XdfXbHI/AAAAAAAAADQ/ohTOm6F4hn0/s320/49Cafe.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Verdiğim tahlillerin sonuçlarını Alman Hastanesi’nin labirent koridorlarinda kapalı devre beklemektense çıkayım ılık sonbahar güneşinin tadını çıkarayım dedim. Kan vereceğim diye uzun süre aç kalmıştım. Bunun sebep olduğu asabiyetle Van Kahvaltı Salonu’na kelimenin her anlamıyla daldım.Bu blogu okuyan yüzlerce insan arasında kim bilir kaç hamile vardır, canları çekecek şimdi ama, ne yedim be kardeşim! Ne yedim!&lt;br /&gt;Sonra dedim ki, çok yedim biraz kalori harcayayım.Ver elini Çukurcuma. Antikacılar, eskiciler, püskücüler. Yıllar önce annenizin hatta belki anneannenizin oynadığı oyuncaklar gördüm, çok eski ayakkabılar ve çantalara rastladım. Minik biblolar, eski şatafatlı şamdanlarla yanyanaydı. Gaz lambaları, fenerler , dürbünler, ilaç kutuları aklınız gelmeyecek şeyler vardı. Hatta bir dükkanda antika kapı vardı. Oymalı, kakmalı, şahane ahşap kapılar. Ortamın tozundan kısa süre içinde gözler sulanmaya ve burun akar gibi yapmaya başladı. Kahve molası için tam zamanı dedim. Ve kahve icecek tam yerini buldum.49 Cafe diye biryer. Hem eski kokuyor hem de modern. Ben sadece Türk kahvesi ictim ve sokaktan gelip geçenleri seyrettim camın yanında koltukta. Ama aslında pizzaları meşhurmuş buranın. Aklımızda bulunsun.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4078934758534156319?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4078934758534156319/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4078934758534156319' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4078934758534156319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4078934758534156319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/11/cukurcuma.html' title='Çukurcuma'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TN0-XdfXbHI/AAAAAAAAADQ/ohTOm6F4hn0/s72-c/49Cafe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-7812370527547712077</id><published>2010-11-03T08:00:00.000-07:00</published><updated>2010-11-03T08:02:55.372-07:00</updated><title type='text'>Mukayese</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNF5kWVmR-I/AAAAAAAAADI/FfEKnGI1cdo/s1600/dTwoMenReachBIG.gif"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; FLOAT: right; HEIGHT: 286px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5535339082393470946" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNF5kWVmR-I/AAAAAAAAADI/FfEKnGI1cdo/s320/dTwoMenReachBIG.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Kuzguncuk’ta ve Beylerbeyi’nde iki ayrı mekanda oturdum ve yan masamdakilerin konuşmalarına kulak misafiri oldum.Benzerlikleri de vardı , apayrı tarafları da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benzer taraflar : Her iki masa komşum da gençti, yemek yemekten zevk alıyordu. Her iki masada da biri daha çok anlatıyor, diğeri daha çok dinliyordu. Ve gerçekten dinliyor, karşısındakini daha da konuşturacak anahtar sorular soruyordu.Daha çok konuşanların hep bir projesi vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farklı noktalar ise özellikle projelerdeydi. Kuzguncuk’taki genç adam radyo programcısıydı ve Şahika Tekand’dan oyunculuk dersleri almıştı.Televizyona program yapmak arzusu ve girişimindeydi. Tanıdığı birçok radyocu, televizyoncu ve yapımcı vardı. Beylerbeyi’ndeki diğerine göre daha tombul olan genç adam ise bilgisayar işindeydi. Internet üzerinden bilgisayar, yazılım, oyun ve benim anlamadığım birtakım şeyler satmak düşüncesindeydi. Şu an yapmakta olduğu iş; firmalara “web-page” yapmak ve “IT” konusunda danışmanlık vermekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzguncuk’taki sadece anlattı, bilişimci çocuk karşısındakine akıl da sordu. Kuzguncuk’ta gerçekten iki arkadaş buluştu ve hasret giderdi. Beylerbeyi’nde sanki rakı balık eşliğinde hafiften sektör yoklaması yapıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bugün yalnız değil de bir arkadaşımla olsaydım ne konuşurdum acaba diye düşünmekten kendimi alamadım. Ben yine dinleyen mi olurdum? Projesi olan, hayatın peşinden koşan, anlatan, heyecanlanan hep karşımdaki mi olurdu?&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-7812370527547712077?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/7812370527547712077/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=7812370527547712077' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7812370527547712077'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7812370527547712077'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/11/mukayese.html' title='Mukayese'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNF5kWVmR-I/AAAAAAAAADI/FfEKnGI1cdo/s72-c/dTwoMenReachBIG.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8105748034908805548</id><published>2010-10-30T12:53:00.000-07:00</published><updated>2010-10-30T13:08:05.346-07:00</updated><title type='text'>Beylerbeyi...Çengelköy...</title><content type='html'>Kuzguncuk yokuşlarından deniz seviyesine indim, Beylerbeyi iskelesindeyim.Balıkçıların şakalaşmalarını ve midye temizlemelerini izliyorum.Banklarda kadın erkek genç yaşlı cins cins insan var.Amcanın biri Cumhuriyet gazetesi okuyor, önümdeki bankta üç yaşlı kurt  hiç konuşmadan gayet ciddi  bir şekilde boğazı seyrediyor.Teyzenin biri elindeki simidi büyük bir şevkle  geveliyor. Gençler  tost-ayran, makara-kukara...&lt;br /&gt;İskelede yemekleri çok da güzel olmayan ama manzarası on numara  bir balık restoranındayım.Gözlerimi kapasam Boğaz'ın ninnisiyle hemen uyuyabilirim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorgun bünyeye içilen bir adetçik bira ile güzelleşen kafa ve ayağımın altından kayan yeryüzü ile Çengelköy'e yürüdüm.Çınaraltı'nda ağaçların gölgesindeyim.Salaş- samimi - gün ortasında bile kalabalık.Tavla şıkırtısı olmazsa olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuzguncuk'da ve Beylerbeyi'nde iki ayrı mekanda  farklı masa komşularım oldu, konuşmalarına kulak misafiri olduğum.Benzerlikleri de vardı, apayrı tarafları da.Unutmazsam bir dahaki sefere onları yazıcam.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8105748034908805548?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8105748034908805548/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8105748034908805548' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8105748034908805548'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8105748034908805548'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/10/beylerbeyicengelkoy.html' title='Beylerbeyi...Çengelköy...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-7026718265218739226</id><published>2010-10-25T03:22:00.000-07:00</published><updated>2010-11-02T05:13:09.497-07:00</updated><title type='text'>Kuzguncuk</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAALrFmABI/AAAAAAAAADA/FtUdo05_dPI/s1600/DSC07949.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534924142583087122" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAALrFmABI/AAAAAAAAADA/FtUdo05_dPI/s200/DSC07949.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAAKoivL2I/AAAAAAAAAC4/6hbrpx0tum8/s1600/DSC07964.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; DISPLAY: block; HEIGHT: 150px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534924124720148322" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAAKoivL2I/AAAAAAAAAC4/6hbrpx0tum8/s200/DSC07964.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAAKcpVl9I/AAAAAAAAACw/GPrzd8P9ias/s1600/DSC07959.JPG"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 150px; DISPLAY: block; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5534924121526605778" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAAKcpVl9I/AAAAAAAAACw/GPrzd8P9ias/s200/DSC07959.JPG" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bugün sizlere Kuzguncuk’tan sesleniyorum. Üsküdar’dan minibüse bindiğimde daha önce görmediğim bir yeri görecek olmanın heyecanını hissettim. Daha önce neden gelmemişim ben buraya? Burası insana İstanbul’da olduğunu unutturuyor demeyeceğim, çünkü köprü nerdeyse her fotograf karesine kıyıdan köşeden giriyor mutlaka. Kuzguncuk’u nasıl anlatmalı?Küçücük evlerinden, cam kenarlarındaki çiçeklerden, dar ve dolambaçlı sokaklarından, yokuşlarından, uzun uzun tırmanılan merdivenlerinden bahsedilebilir.Kuzguncuk bir adam olsa, gözlüklü ve sakalsız olurdu, kravat takmazdı, kıyafetleri gösterişsiz ama kaliteli olurdu.Üniversite mezunu, anne babası İstanbul doğumlu, büyükbabası İstanbul’un ilk erkek terzilerinden veya eczacılarından olurdu.&lt;br /&gt;Kuzguncuk bana kendimi iyi hissetirdi.Hayat Kahvesi diye bir kafenin terasında güzel bir kahvaltı edip üzerine Türk kahvesi içtim. Sokaklarda dolanırken çektiğim fotoğraflara baktım, etrafımı uzun uzun seyrettim, dinledim.Bu semtin ve bu kafenin sakinliği, oturmuşluğu, huzuru benim içimdeki karmaşayla, itiş kakışla, memnuniyetsizlik ve mızmızlıkla oldukça büyük bir tezat oluşturuyor.&lt;br /&gt;Terasta, oturdugum yerde soluma baktığımda küçük bir klise ve onun bahçesini görebiliyorum. Kilisenin önünden tipik bir Kuzguncuk sokağı sakince sahile doğru uzanıyor.Başımı sağa çevirdiğimdeyse yemyeşil bir tepe ve aşağıda bir fidanlık var.Sokaklardan ara sıra geçen tek tük arabalar nerdeyse özür dileyerek sessizliği bölüyorlar.&lt;br /&gt;Yeterince dinlendim, karnımı doyurdum, keşfetmeye devam edebilirim...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-7026718265218739226?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/7026718265218739226/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=7026718265218739226' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7026718265218739226'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7026718265218739226'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/10/kuzguncuk.html' title='Kuzguncuk'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TNAALrFmABI/AAAAAAAAADA/FtUdo05_dPI/s72-c/DSC07949.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8470405596084351010</id><published>2010-10-21T05:35:00.000-07:00</published><updated>2010-10-21T05:37:06.991-07:00</updated><title type='text'>Kırk (40)</title><content type='html'>Günlerdir kafamda hep aynı şey var: 3 sene sonra 40 yaşında olacağım. Kendimi biraz olsun tanıyorsam, hayata karşı şimdi olmayan cesaretim o zaman eksilerde dolaşacak.Kırk demek zırt demek olacak.Şimdiye kadar alamadığım kararları, yapamadığım değişiklikleri, kendimle ilgili cevabını bilemedigim soruları artık deşip kurcalayacak durumda olmayacağım. Kırk yaşıma geldigimde  nasıl bir resmin icindeysem, ne yaşıyor ve yaşamıyorsam o halimi kabullenmem gerekecek.&lt;br /&gt;İşte o yüzden, bu aralar hep bunu düşünüyorum. İki secenegim var : Kırkıma geldigimde icinde olmaktan – gercekten- mutlu olacagim bir resme donusturmek hayatimı ya da şuanki hayatıma ve şuanki Ebru’ya alışmak, onlarla barışmak, onları sahiplenmek ve kabullenmek...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8470405596084351010?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8470405596084351010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8470405596084351010' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8470405596084351010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8470405596084351010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/10/krk-40.html' title='Kırk (40)'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-2367470687228155523</id><published>2010-10-10T06:15:00.000-07:00</published><updated>2010-10-10T06:18:00.879-07:00</updated><title type='text'>Ye Dua et Sev</title><content type='html'>Ye Dua Et Sev  diye bir film var, yeni girdi vizyona.Eat Pray Love. Aynı isimli kitaptan  sinemaya uyarlanmış. Başkahramanımız Liz ( Julia Roberts)  acılı bir boşanmanın ardından kendini bulma ümidiyle İtalya, Hindistan ve Bali'yi kapsayan uzun bir  seyahate çıkar.&lt;br /&gt;İşinden bir yıllığına izin alarak, karakterine hiç uymayan bir şekilde güvenli limanından çıkar, hayatını değiştirmek için her şeyi riske atar. Harikulade ve egzotik seyahatleri sırasında, İtalya’da yemek yemenin yalın zevkini, Hindistan’da duanın gücünü, ve son olarak, beklenmedik bir şekilde, Bali’de ise içsel huzur ile aşkın dengesini yaşar.Aşk eşittir Javier Bardem. Hastasıyız.&lt;br /&gt;Ne kadar şanslıdır ki karşısına hep iyi insanlar çıkar. Kimse Liz’in bu  kafası karışık halinden istifade etmeye çalışmaz. Ne kapkaça uğrar ne de kötü kalpli hemcinsleri tarafindan tuzaga dusurulur. Tanıştığı tüm kadınlar ve erkekler hep cok samimi ve arkadas canlisidir. Bir hafta tatil yapmak icin bir yil para biriktirdigimizi dusunecek olursak, aynı zamanda Liz’e  bu aylar süren gezip tozmaların , bu  degirmenin suyunu da sormak gerekir ama olsun.Belki ben “hadi Javier Bardem ne zaman gorunecek diye sabırsızlanırken kaçırmışımdır. Liz  Bali’de bir aksam bir plaj partisine gider ve orda genc ve adeleli bir sarisin adamla tanistirilir, alkol alirler dansederler , adam Liz’i kuytu biyere goturur ve soyunur, hadi denize girelim der. Liz  butun aksam icip icip oynastigi ve karsisinda cirilciplak duran adama bakar, “yok ben almiym, alana mani olmiym “ gibisinden biseyler soyler ve adamin suratina da epey bir güler. Adam “ hadi ya, gelseydin, takilsaydik, peki sen bilirsin, canin sagolsun” der. Kadina bagirmaz, asagilamaz, hakaret etmez, tartaklamaz.Zorla birlikte olmaya calismaz. Liz o kafaya ragmen o gece ordan tecavuze ugramadan ayrilmayi basarir.&lt;br /&gt;Ayni sansli Liz’e , dunyanin obur ucunda , bombos bir yolda  bir araba carpar ve icinden Javier Bardem çıkar. Hepsi tamam da  bu  Javier olayı gerçek olamayacak kadar güzel. Sendeki de ne şansıdır be Liz ablacım? Biz de kendimize göre bir rotada gezdik, ben hic oyle yolda yolakta bedava gezen Javier’e rast gelmedim, gelemedim.Kader utansın.&lt;br /&gt;Filmi yine de izlemenizi isterim, hele gezmeyi ve yemeyi seviyorsaniz, filmin “Ye” kısmı çok iştah açıcı, kalori hesabını iyi yapın. He he .   Dua et kısmı beni sarmadı. Uc kulhuvallahu bir elham okudum, gecti. Sabahtan beri Javier asagi Javier yukari , ama laf aramizda biraz yorgun gordum kendisini. Sen simdi boylesin Penelope kucagina cocugu verince ne olacaksin be yavrum?&lt;br /&gt;Herneyse,  bu film bana, beklentilerini çok yüksek tutmazsan hayattan daha çok zevk alınacağını öğretti. Siz de filmden sizi aydınlatmasını, doğru yolu göstermesini, ya da içinizdeki tüm sıkıntıları gidermesini, soruları cevaplamasını beklemeyin. Sadece gidin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-2367470687228155523?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/2367470687228155523/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=2367470687228155523' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2367470687228155523'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2367470687228155523'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/10/ye-dua-et-sev.html' title='Ye Dua et Sev'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-2169563573537231590</id><published>2010-09-06T06:15:00.000-07:00</published><updated>2010-09-06T06:17:38.251-07:00</updated><title type='text'>Islak çorapla sergi gezilir mi?</title><content type='html'>Uzun zamandan beri ilk defa zorunlu olmadığım, görevim olmayan birşey yaptım. Görevim olduğu için işe gidiyorum, görevim olduğu için saçımı boyatıyorum, düğün kıyafeti arıyorum, deniyorum, alıyorum.Görevim olduğu için doğum günü yaklaşanlara hediyelik aranıyorum, alıyorum, eve götürüyorum, beğenilmiyor değiştiriyorum. Üstelik sosyal görevlerimin karşılığında ödenek de yok, tam tersi harcama var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama bugün  İstanbul Modern’e geldim.Ve buraya gelmemi  benden başka isteyen yoktu.Hatta gelmemem  bazı kişiler için  belki daha  rahatlatıcı olacaktı.Yağmurlu biz Pazar sabahı  saat 11’e doğru evden çıkıp  otobüs durağına yürüyüp otobüsle  Cevahir Alışveriş Merkezi’ne gittim, küçük ama önemli bir görevimi hallettim.Oyalanmadan çıktım ordan, zira İstanbul’da en sevmediğim yerler arasındadır  Cevo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine yağmur, yine otobüs, ver elini Ortaköy. Sahildeki çay bahçelerinden birinde çay içtim, camiinin yanındaki dev basket topunun resmini çektim.Sonra otobüsle  Kabataş’a gittim.O yağmurda İstanbul Modern’e   epey  yürüdüm ve bu sırada  ayakkabılarım hem bir miktar su aldı  hem de tarif edilmez bir renge dönüştü.Yılmadım, vazgeçmedim.Derviş oldum, sabrettim.İstanbul Modern’e vardım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Islak paçalarımla  Hussein Chalayan’ın  sergisine indim.Müzeye gelirken yaptığım nemli yürüyüş esnasında  “ben kimlere hayran olurum?” diye düşünmüştüm. ( Yola her çıktığımda bu kadar derin değilimdir)&lt;br /&gt;Cevap :Yaratıcı, akıllı, çalışkan, disiplinli, ne istediğini bilen insanlara.&lt;br /&gt;Kimi kıskanırım peki? Sevdiği işi yapan ve bundan para kazananı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O zaman, Bay Hüseyin Çağlayan’ın  önünde saygı ve kıskançlıkla eğiliyorum efenim.Warm regards.Bence de Vöğg.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu duygularımı sizlere İstanbul Modern’in  kafeteryasından bildiriyorum.Geçen  hafta İstinye Park’ta yaptığım sosyal gözlemlerime devam edecek olursam, burada da kendimi yabancı hissediyorum zira çevremde Türkçe konuşan pek az.Enteresan tipler var burda.&lt;br /&gt;Not the beatli turists but the entels and the dantels.&lt;br /&gt;Güzel burası.Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOT: Dice Kayek sergisini de gezdim tabi ki. Eserler değil ama sergi metinleri çok etkileyiciydi.Zaten Elif Şafak yazmış.Hastasıyım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-2169563573537231590?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/2169563573537231590/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=2169563573537231590' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2169563573537231590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2169563573537231590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/09/islak-corapla-sergi-gezilir-mi.html' title='Islak çorapla sergi gezilir mi?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4593644959253672988</id><published>2010-09-05T23:26:00.000-07:00</published><updated>2010-09-05T23:30:34.497-07:00</updated><title type='text'>Leonardo  İstinye'de</title><content type='html'>Leonardo’nun yeni filmi Inception’da  hangisi gerçek hangisi rüya, neresi ilüzyon kimimiz yanılsama diye bocalıyorsun ya...İstinye Park da öyle bir yer.Alışveriş merkezinin içinde klimaların serinlettiği, lambaların aydınlattığı bir pazar yeri var.Etrafta dolaşan hatunlar o kadar hoş, o kadar bakımlı , alımlı ve şık ki...&lt;br /&gt;Sanki aslında burası bir moda show, bir defile.Bu ortadaki manav ,bu kenarlardaki doğal sabunlar, kuru meyveler, buzların üzerine yatırılmış bu koca balıklar, bunların hepsi sırf  pazar yeri konseptini desteklemek  amacıyla  uygun yerlere serpiştirilmiş  dekorlar.&lt;br /&gt;Etrafta tıkır tıkır  dolaşan topuklu ayakkabılı, bronz tenli, kısacık şortlu, göğüs ve sırt dekolteli hatunlar, sağa sola koşturan, mutlaka marka kıyafetli sarı ve bukle buke saçlı çocuklar, kısa saçlı kısa pantolonlu, ensesi kalın, bileğinde kocaman saati olan adamlar da rollerinin hakkını vermeye çalışan figüranlar.&lt;br /&gt;Yanlış anlaşılmasın, servet düşmanı değilim.Hatta bilen bilir, ayağımı pek yorganıma göre uzatamam , rahatım ve  keyfim için  gereksiz yükseklikte paralar harcamışımdır, harcayacağımdır.&lt;br /&gt;Fakat diyeceğim o ki; Beşiktaş’dan  1,6 TL verip minibüsle İstinye Park’a gidebiliyorsun ve sonra kendini kapısında Ferrari’lerin sıralandığı bir yerde buluyorsun.İşte ondan sonrasında  neyin gerçek neyin rüya olduğunu karıştırmamak çok zor.&lt;br /&gt;Hayırdır inşallah&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4593644959253672988?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4593644959253672988/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4593644959253672988' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4593644959253672988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4593644959253672988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/09/leonardo-istinyede.html' title='Leonardo  İstinye&apos;de'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8238511856719585006</id><published>2010-08-17T03:12:00.000-07:00</published><updated>2010-08-17T03:20:39.517-07:00</updated><title type='text'>18 Haziran Cuma - London</title><content type='html'>Duş al.Kahvaltı yap.Hava kapalı, Aslı'dan şemsiye al.Kensington'a git.Kensington High Street- Church Street - antikacılar - şapkacılar..Bakın dur. Gir- çık.Öğlen suşi ye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;H&amp;amp;M çocuk bölümünden Buluş-Berna-Fethiye'nin çocuklarına hediye al.Elinde poşetle amele amele dolan.Omzum koptu bu çantadan yaw.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanıdık bir yer: Cafe Nero.Gir, kapuçino iç.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kensington'da SAF restaurant gördüm ben, Ne mutlu Türk'üm diyene!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oxford Street'de deli dana gibi dolan.Primark'tan 3 takım pijama al.Tanesi 5 pound.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yağmura yakalan, elindeki kağıt poşetler yamulsun.Olsun, sen yine de dolan. Çok güzel kıyafetler var ama çok pahalı :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşam bir İtalyan lokantasında karşındaki sandalyede yamuk poşetlerinle yemek ye. Dünya kupasında England - Algeria maçını seyreden heyecanlı kalabalığı izle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otobüste bunları yaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8238511856719585006?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8238511856719585006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8238511856719585006' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8238511856719585006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8238511856719585006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/08/18-haziran-cuma-london.html' title='18 Haziran Cuma - London'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8968718098084854394</id><published>2010-08-17T02:45:00.000-07:00</published><updated>2010-08-17T03:12:31.268-07:00</updated><title type='text'>17 Haziran Perşembe - Londra</title><content type='html'>Sinoş'un bakıcısı Sarah çatıdaki odada kalıyormuş meğer. Ben de mutfak-salon karışımı yerin ortasında koltukta yatıyorum.Hava sabah erkenden ağardı.Saat 4 buçukta ortalık apaydınlıktı.Yatakta döne döne 7 buçuğa kadar takıldım.Kalktım.Aşure yaptım:) Kahvaltı ettim.Sandviç, limonlu zencefilli çay ve smoothy.&lt;br /&gt;Sinoş+ben+Sarah  evden birlikte çıktık ve otobusle Hammersmith'e gittik.Ben ordan Richmond'a giden metroya bindim.Richmond'da şuursuz bir şekilde yürüdüm dolaştım.Dükkanlarda kıyafet denedim.Fotoğraf çektim.Ordan bir otobuse atlayıp Hams Parade denen bu yere geldim.Parklarda ayakkabısız yürüdüm.Ara sokaklara girdim.Şimdi bir pubdayım.Tavuk yedim ve John Smiths Extra Smooth birasından half pint içtim.Budra herkes birbirini tanıyor ve herkes 60 yaş üstü.Süper!Burdan çıkınca Kew Gardens'a gidicem.Bu arada söylemeyi unuttum; Richmon'da otobuse binmeden önce bir İtalyan cafede kahve içtim ve resim çektim.Garson kız kıllandı."Ne çekiyosun, beni mi çekiyosun"  dedi. "Salak" dedim in Turkish. "sorry , you're not my type" dedim in English.&lt;br /&gt;...Yanlışlıkla Kingston'a git.Richmond'a geri dön.Hammersmith'e gel."Thai Rice London" diye bir Tayland restaurantta yemek ye. Thai birası iç "Singha".&lt;br /&gt;...Eve gel, Aslı'yla aşure ye :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8968718098084854394?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8968718098084854394/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8968718098084854394' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8968718098084854394'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8968718098084854394'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/08/17-haziran-persembe-londra.html' title='17 Haziran Perşembe - Londra'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8048525418961291466</id><published>2010-07-23T07:50:00.000-07:00</published><updated>2010-07-23T07:59:58.385-07:00</updated><title type='text'>Evet</title><content type='html'>Evet, Botero sergisini kaçırmamayı başardım.Oldukça yoğun ve yağmurlu bir cumartesi gününe sıkıştırdım.Sırf bu yüzden aynı günde 4 kez kıtalararası yolculuk yaptım.Ama kendime verdiğim sözü tutabildiğim için çok mutluyum. Sergi çok keyifliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görmek istediğim yeni birşey : İstanbul Modern'de  Huseyin Çağlayan sergisi. 24 Ekim'e kadar gidilebilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8048525418961291466?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8048525418961291466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8048525418961291466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8048525418961291466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8048525418961291466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/07/evet.html' title='Evet'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4665130750463124228</id><published>2010-06-13T05:38:00.000-07:00</published><updated>2010-06-13T05:40:30.242-07:00</updated><title type='text'>Görmem lazım</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTRjOAtZHI/AAAAAAAAACg/Nquu0-jM_4E/s1600/body.jpg"&gt;&lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 228px; DISPLAY: block; HEIGHT: 320px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482237049403434098" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTRjOAtZHI/AAAAAAAAACg/Nquu0-jM_4E/s320/body.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Görmem lazım&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTPz8bgrXI/AAAAAAAAACQ/EQR-Ts7dw7A/s1600/botero.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Görmek istediğim 2 sergi var :&lt;br /&gt;Fernando Botero SergisiMekan : Pera MüzesiSergi, 18 Temmuz’a kadar pazartesi hariç her gün salı-cumartesi 10.00-19.00, pazar 12.00-18.00 saatlerinde görülebilir&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTPZ7c6txI/AAAAAAAAACI/aFYVU0JGqBw/s1600/body.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Body WorldsMekan: Karaköy Antrepo 3Dünyanın en çarpıcı sergilerinden biri herhalde. İnsanı büyüleyen, düşündüren, bazen iğrendiren insan anatomisi sergisi .Sergi 17 Aralık’a kadar ziyaret edilebilir &lt;img style="TEXT-ALIGN: center; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 220px; DISPLAY: block; HEIGHT: 319px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482236922008647970" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTRbzbbOSI/AAAAAAAAACY/B8Hybqa0P3w/s320/botero.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4665130750463124228?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4665130750463124228/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4665130750463124228' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4665130750463124228'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4665130750463124228'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/06/gormem-lazm.html' title='Görmem lazım'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/TBTRjOAtZHI/AAAAAAAAACg/Nquu0-jM_4E/s72-c/body.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-1638735623894361137</id><published>2010-06-04T05:57:00.000-07:00</published><updated>2010-06-04T05:59:15.664-07:00</updated><title type='text'>İzdiham</title><content type='html'>Bloguma anket koydum. Anket çalışıyor mu diye bir oy kendim verdim. Benimki dışında 1 oy daha veren olmuş. Allah akıl fikir versin. Ne olacak bu izdihamın sonu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-1638735623894361137?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/1638735623894361137/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=1638735623894361137' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1638735623894361137'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1638735623894361137'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/06/izdiham.html' title='İzdiham'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-2486304591214901761</id><published>2010-06-03T23:13:00.000-07:00</published><updated>2010-06-03T23:17:08.774-07:00</updated><title type='text'>Hikaye</title><content type='html'>Adamın biri, bir şantiyeye girer ve orada çalışmakta olan üç işçiden ilkine sorar: “Ne yapıyorsun?” İşçi cevap verir: “Taş diziyorum”. Adam aynı soruyu ikinci işçiye sorar. O işçi de cevap verir: “Duvar örüyorum”. Adam, işini yaparken bir taraftan da bir şarkı mırıldanan üçüncü işçiye de aynı soruyu sorar. İşçi gülümser ve yanıt verir: “Bir tapınak inşa ediyorum”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana da biri sorarsa ne yapiyorsun sen burda diye, "butun gun problemli musterilerle konusuyorum, orta yasli rofleli sacli kadinlardan korkar oldum"  demeyecegim. "Insanlarin hayat kalitesini yukseltmelerine yardimci oluyorum " diyecegim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-2486304591214901761?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/2486304591214901761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=2486304591214901761' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2486304591214901761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/2486304591214901761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/06/hikaye.html' title='Hikaye'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8611296173332273594</id><published>2010-06-03T06:17:00.001-07:00</published><updated>2010-06-03T06:40:12.047-07:00</updated><title type='text'>Hacı Dede</title><content type='html'>Ben erkek olsam nasıl kadınlardan hoşlanırdım diye düşündüm. Güzel ve güler yüzlü, temiz, saçı başı düzgün, hafif makyajlı veya doğal bir bronzlukta olsun isterdim. Ve kılık kıyafete çok bakardım. Kendini komik duruma düşürecek kadar trendy olursa güler geçerdim. Kalın bacaklarına Bihter çizmesi giyenleri , koca popolarina aldirmadan taytla gezenleri elerdim.Diz boyu etek ve topuklu ayakkabi hoşuma giderdi.Saçlari dalga dalga omuzlarina dökülen bir hatun iyi olurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu anda üzerinde ne var derseniz; krem rengi bol keten bir pantolon, krem rengi bol bir tshirt, spor ayakkabi, saçlar at kuyruk şeklinde sımsıkı toplu, sıfır makyaj ve sıfır bronzluk, sıfır aksesuar.Hacı dedeler gibiyim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8611296173332273594?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8611296173332273594/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8611296173332273594' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8611296173332273594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8611296173332273594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/06/hac-dede.html' title='Hacı Dede'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-8726923201822986761</id><published>2010-05-28T09:09:00.000-07:00</published><updated>2010-05-28T09:21:46.549-07:00</updated><title type='text'>Liselim...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/S__sosRirsI/AAAAAAAAAB8/JEisbIUi8-w/s1600/nal.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; FLOAT: left; HEIGHT: 205px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5476355855729471170" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/S__sosRirsI/AAAAAAAAAB8/JEisbIUi8-w/s320/nal.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Mayıs'ta bizim lisenin mezunlar günü varmış. Biz liseden mezun olalı 19 sene olmuş.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-8726923201822986761?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/8726923201822986761/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=8726923201822986761' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8726923201822986761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/8726923201822986761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/05/liselim.html' title='Liselim...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/S__sosRirsI/AAAAAAAAAB8/JEisbIUi8-w/s72-c/nal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-7419702504559714684</id><published>2010-04-25T03:15:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T04:03:21.927-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='starbucks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='galata'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='emirgan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='paris'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='patates'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nişantaşı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='londra'/><title type='text'>Döküldü...toplayamadım...</title><content type='html'>Kimsenin beğenmediği yaşlı bir fahişe gibi muhabbet dilendim arayabileceğim herkesten...Biri kocasının yanındaydı , biryerden geliyor veya biryere gidiyordu.Öteki öbür kıtadaydı ve şimdi gelmeye kalksa en az iki saati trafikte geçerdi, benim için değmezdi.Bir başkası sevdiği başka insanlarla daha önceden yapmış olduğu neşeli bir program akışı içindeydi. Vesaire vesaire.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;********************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hergünüm kendime acıyarak ve resmin dışına çıkıp kendimi üzülerek izleyerek geçiyor.Cıvıl cıvıl bir bahar günü, tüm kafeler bıcır bıcır konuşan , neşeli, capcanlı insanlarla dolu.Hepsi çok güzel, hepsi çok mutlu. Bense kalabalığın içinde yalnızım. Gül bahçesinde bir patates olmaktan artık yoruldum.Kendi kendine yeten, ayaklarının üstünde duran, kimseye eyvallahı olmayan bir patates.Müthiş kederli.O kalabalığın içinde ilerleyip kendime bir masa bulup oturup kahvemi içerken bir yandan dergilere bakıp bir yandan etrafı izleyebilirim. Evet, bu da keyifli. Ama ben bunu çok yaptım.O yüzden artık o kalabalığın içinde kuyruğumu dik tutacak halim kalmadı. Bu sebeple Nişantaşı Starbucks'ın -1. katındayım. Burası doğru dürüst temizlenmeyen leş gibi tuvaletlerin hemen karşısı.Kapıları açılıp kapandıkça buranın havası yenileniyor.Sözün kısası burası bildiğiniz bok kokuyor.Gözlüklü Filipinli bir kız laptopunda birşeyler yapıyor. O kadar. Başka kimse yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buna benzer çok günlerim oldu ve buna benzer çok yazı yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinde Emirgan'daydım, güneş batıyordu manzara şahaneydi, Mehtap kafedeydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerinde Bodrum Torba'daydım.Akşamdı.Kaldığım otel odasının çiçeklerle dolu avluya bakan küçük balkonundaydım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka bir zaman Galata'daydım.Turistlerin bir aşağı bir yukarı heyecan ve mutlulukla gezindikleri işlek bir sokakta bir kafedeydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha eskiye ve daha uzağa gidecek olursak bir defasında da Londra'da Trafalgar Meydanı'na bakan bir kafede beş çayımı içiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paris'te Saint Germain'de beyaz şarap içip önümden geçenleri izlerken de böyleydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gül bahçesinde patates. Beni birisi buraya yanlışlıkla ekmiş. Fakat o kadar güzel ki çevremdeki herkes ve herşey. Ben sadece dönüp birine "ne güzel di mi" diyememenin eksikliğindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;******************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbirşeyi farklı yapmadan farklı bir sonuca ulaşmayı beklemek iyiniyet değil salaklıktır. Örneğin ince giyinip dışarı çıkıyor ve her defasında üşüyorsan.Kafayı çalıştır. Düşün. Karar ver. Uygula.Üzerine ceket almak gibi bir değişiklik yapmadığın müddetçe üşüyeceksin. Mantık bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*******************************************************&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim tüm arkadaşlarım mı bu kadar ilgisiz? Yani ben gidip beni en özlemeyecek, değer vermeyecek, önem sıralamalarında alt sıralara iteleyecek arkadaşlar mı bulmuşum?Okuduğum kitaba göre, yaşadığım herşeyin sorumlusu kendimmişim ya.Arkadaşlarımın beni istediğim kadar sevmemeleri, değer vermemeleri, özlememeleri, haftasonu veya tatilleri biraraya gelmek için iple çekilen fırsatlar olarak görmek yerine çeşitli bahanelerle çil yavrusu gibi dağılmaları, herkesin hayatında benden daha değerlisinin olması, kimsenin birincisi olamamam...Bunun sorumlusu benim. Hı hı, evet. Yes.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-7419702504559714684?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/7419702504559714684/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=7419702504559714684' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7419702504559714684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7419702504559714684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/04/dokuldutoplayamadm.html' title='Döküldü...toplayamadım...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-1301890974593350841</id><published>2010-04-16T07:34:00.000-07:00</published><updated>2010-04-25T04:08:39.046-07:00</updated><title type='text'>Cahil ile sohbet</title><content type='html'>&lt;p&gt;Merhaba, &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda okuduğum ve bana çok ilginç gelen bir yazıyı sizinle paylaşmak istiyorum. Siyah renkliler okuduğum yazıdan alıntıdır. Maviler bendendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya atmış:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;Bence benim blogum süper.Aslında bisürü kişi okuyo da, yorum yapmaya üşeniyolar.Veya söyleyecek söz bulamıyolar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ve bunun üzerine bir araştırma başlatılmış. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşılmış:&lt;/p&gt;&lt;p&gt;· Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;· Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;Süper yazıyorum, yakında iyi bir gazeteden teklif alabilirim&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;· Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.&lt;span style="color:#3366ff;"&gt;Benden bir Elif Şafak çıkmaz belki ama pekala Ayşe Arman olabilirim&lt;/span&gt;.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;· Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar. &lt;span style="color:#3366ff;"&gt;Başka bloglara baktım da...Millet aşmış yaw.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#3333ff;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color:#6600cc;"&gt;Cahil ile sohbet etmek güçtür bilene, Çünkü cahil ne gelirse söyler diline :)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-1301890974593350841?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/1301890974593350841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=1301890974593350841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1301890974593350841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/1301890974593350841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/04/merhaba-son-zamanlarda-okudugum-ve-bana.html' title='Cahil ile sohbet'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-3058242452281908530</id><published>2010-04-03T02:39:00.000-07:00</published><updated>2010-04-03T02:40:10.654-07:00</updated><title type='text'>Annemin elleri</title><content type='html'>Keşke biz hep çocuk kalsak ,  annelerimiz de genç. Annemi uyurken seyrederken boğazıma birşey düğümlenir. Şimdi bu satırları yazmak bile gözlerimi dolduruyor.Yorgun bedenine, azalan saçlarına, sarkan yanaklarına hüzünle bakıyorum. Ama ya o elleri. Üzerlerinde kahverengi lekeler görünmeye başlayan o mübarek eller. O tılsımlı, o tapılası eller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi annemin ellerini düşündüğümde ilk aklıma gelen görüntü ilkokul yıllarımda saçlarımı çekiştire çekiştire örmesi .Sonra pazarda annemin elini bırakıp kaybolduğumda ağlayışım.Küçükken evin en sevdiğim köşelerinden biri olan annemin tuvalet masasındaki renk renk ojeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benim annemin elleri tılsımlıdır, tıpkı herkesin annesininki gibi. Annem o ellerle bayat ekmegi pizzaya çevirir. Annem o ellerle ortada hiçbirşey yokken mükellef sofra kurar. Aynı malzemeden yaparız ama annemin köftesi gibisi asla olmaz. Yıllardır yıkadığı bulaşık ve  çamaşırdan kuruyan o eller ağrıyan başınızı azıcık okşasa kuş gibi hafiflersiniz.Üşüdüğünüzde annenizin eli sıcacıktır ısıtır.Ateşlenip yattığınızda ise serin serin dokunur avucunun içiyle.Çamaşırlarımı annem katlarsa ütülü gibi olur, göz yaşımı annem silerse beni ağlatan şey  anında küçülür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annem bazen benim ellerimi avuçlarının içine alır ve benim küçük ellerime ,ince parmaklarıma bakar. Sen de bu ellerle çocuk büyüteceksin der. Ah anacım ah, senin onda birin kadar olabilsem, o ellere erişebilir miyim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-3058242452281908530?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/3058242452281908530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=3058242452281908530' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3058242452281908530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3058242452281908530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/04/annemin-elleri.html' title='Annemin elleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-431309998293876486</id><published>2010-03-26T04:30:00.000-07:00</published><updated>2010-03-26T04:31:21.472-07:00</updated><title type='text'>Refleks nedir? Nedir refleks?</title><content type='html'>Refleks  istem dışı bir harekettir ve   düşünme sürecinden önce oluşur. Vücudumuzun dışarıdan gelen bir uyarıda ani ve hızlı bir hareketle tepki göstermesine refleks denir.&lt;br /&gt;• doğuştan gelen refleks (iğne batan elin çekilmesi, göz kapağının kırpılması..)&lt;br /&gt;• sonradan kazanılan refleks (Araba sürme, limon görüldüğünde ağzın sulanması..)&lt;br /&gt;Eski sevgiliyle yıllar sonra karşılaşıldığında kuyruğu dik tutma refleksi de böyledir. Saniyenin onda biri kadar bir sürede dışarıdan gelen bu uyarıya düşünmeden ölçüp tartmadan refleks yaparız. ( ben refleks yaptım, veya ben refleks gördüm?)&lt;br /&gt;Geçen gün Beyoğlu’ndaydım. Kandırık bir güneşin varlığına inanıp tiril giyinen  gençler  dışarıda üşüdükçe  o kitapçı senin bu pasaj benim takılıyorlardı. Bense uyku tulumunu andıran kocaman paltomun içinde atkı ve beremin de eşliğinde mutlu mesut yürüyordum.&lt;br /&gt;Atlas pasajına girdim. Cami hocasını andıran berem hala kafamdaydı.Merdivenleri indikten sonraki sağdaki ilk dükkanın önünden geçerken bir ses duydum daha doğrusu bir gülüş. Aynı anda kalbim sanki ağzıma geldi. Başımı çevirip bakamadım çünkü boynumu kımıldatamıyordum. Beynimin dört işlemden sorumlu  bölümü  iyi durumdaydı ,hemen bir çıkarma işlemi yaptı ve bu gülüşü en son 9 sene önde duymuş olabilecegimi söyledi.Yürümeye devam ettim ama zavallı  beynimin  gördüğümü algılama departmanı  çok iyi durumda değildi. Bir süre sonra ( tahminen 3-5 saniye) bir  vitrin camında kendimi gördüm ve çok şükür ben olduğumu anladım. Görüntümü tarif ediyorum: O tuhaf şapka yok edilmiş, saçlar paltonun dışına çıkarılmış, dudaklar ıslatılmıştı ve elimde cep telefonum vardı. Heran birini arayabilirim veya birileri tarafından aranabilirim mesajını çok net verebiliyordum.İşte refleks budur.Hatıra defterinin eski bir yaprağıyla karşılaştığında  “iyi değil çok iyiyim ben”  hissi uyandırma refleksi. Ohooo o ezik duygusal  kız yok artık, bak ortamlarda fink atıyorum, gördüğün gibi telefonum da hep elimde . Meşgulüm yani, yoğun bir gündemle geçiyor günlerim.Böyle düşünsün istedim.Beni gördüğünde  9 yıldır  ne büyük bir kayıp içinde olduğunu anlasın. Doğrusunu isterseniz kalbim boğazımda atıyordu ve çevremdeki herkes sanki içinde bulunduğum ruh halini  biliyor gibiydi. O sesi duymamın üzerinden olsa olsa  40 saniye gecmisti. Aynı dukkanın önünden bu sefer içeriye bakarak gectim. Kendisine nasıl bir “aaa merhaba” diyecegime karar verememistim. Eski arkadaş gibi mi, eski yakın bir arkadaş gibi mi, zoraki selam verir gibi mi, samimi mi, soğuk mu, imalı mı, düşmanca mı, hesap sorar gibi mi... Dükkanda jöleli saçlı tezgahtar çocuktan başkası yoktu. Belki hiç olmamıştı. Belki de jöleli çocuk telefonda konuşurken “o ses”i çıkarmıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-431309998293876486?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/431309998293876486/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=431309998293876486' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/431309998293876486'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/431309998293876486'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/03/refleks-nedir-nedir-refleks.html' title='Refleks nedir? Nedir refleks?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-3798752637931159738</id><published>2010-03-17T06:48:00.000-07:00</published><updated>2010-03-17T06:50:31.449-07:00</updated><title type='text'>Çengelköy'deki küçük kız</title><content type='html'>Pazar günü  farklı birsey yapmak istedim. Beşiktaş- Nişantaşı-Taksim  hadi bazen Kanyon  hattından bir çıkayım dedim.Daha doğrusu  karşıma  Beykoz’a giden ve arka koltuk cam kenarı boş olan bir dolmuş çıktı. Ben de “neden olmasın” dedim. Dolmuş şöförünün de marifetiyle Altunizade’den  Beykoz’a kadar  hoplaya zıplaya bir yolculuk yaptım. Beykoz’dan da  bu sefer otobuse binip ayni guzergahi geri donerken Çengelköy’de indim.&lt;br /&gt;Çengelköy  Anadolu yakasının Ortaköy’ü  diyebilir miyiz? Anadolu yakasını Bağdat Caddesi’nden ibaret sanan biri olarak sorduğumu göz ardı etmeyin lütfen. Çınaraltı denilen bir yere gittim Çengelköy’de. Elinde simit dolu torbalarla  insanların oraya aktığını görünce katıldım ben de bu kervana.Vay anam vay! Bu ne kalabalık.Genci ,yaşlısı, evlisi, çocuklusu, ağlayanı, zırlayanı, topuklu ayakkabı makyajlısı, eşofmanlısı, tıkınanı, gazete okuyanı...herkes ama herkes orda.Bir çay daha söylemek  gibi yüce bir amaç uğruna   garsonun  biriyle  göz göze gelebilmek için çırpınıyorlar. O garsonlar da o kalabalığın içinde kimseyle göz göze gelmemeyi başararak  bir oraya bir buraya fişek gibi dolanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, tüm hengamenin ortasında 7-8 yaşlarında pembeli membeli böyle çilekli gofret gibi bir kız çocuğu düşünün. Bu kız, ayakta, ellerini havaya kaldırmış, kendince bir sey yapiyor. Dans gibi, tiyatro gibi. Mimikler, kendi kendine konusmalar, balerinler gibi tek ayağının üzerinde dönmeler vs. Ve kimse icin bu ilginc bir durum degil. Ne de olsa çocuk. İsterse yere yatsın, en fazla “ne rahat anneler var” der geçeriz heralde. İşte bu çocukların bu özgürlüğünü çok feci kıskanıyorum yaw. Büyükler öğrendikleri adabı muaşeret kuralları çerçevesinde oturup kalkarken bu küçüklere sınırsız saçmalama özgürlüğü. Oh ne ala. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu pembe kızın yaptığının yarısını yapsam , dansetmeyi filan bırak, iki kolumu havaya kaldırıp ayakta öyle dursam ve aynı anda da kendi kendime konussam neler olur acaba. Eger oraya bir arkadaşımla veya ailemle gitmişsem, onların yüzünün alacağı şekli düşünemiyorum. Garsonlardan ikisi gelip, “hanfendi napiyorsunuz, müşteriler rahatsız oluyor” der , hatta iteleyerek ordan uzaklaştırır.Patron da camın arkasından elinin tersiyle “gönder – gönder”  der.Bayağı bir mevzu olur. O gün orda bulunanlar ertesi günü işe gittiklerinde anlatırlar. “yazık, üstü başı da temiz düzgündü der, kulaklarını çekiştirip tahtaya üç kere vururlar”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 sene önce eteğimi kafama geçirip dolaşsam birşey olmazdı. Bu hareketi şimdi yapmak gibi dayanılmaz bir arzu içinde olduğum düşünülmesin lütfen.Fakat böyle olacağını o zamanlar bilseydim karşılaştığım hoşgörünün tadını daha çok çıkarırdım. Malesef artık çocuklar daha çabuk büyüyorlar, daha çabuk uyanıyorlar o güzelim saçmalama dünyasından. İçine büyük insan kaçmış gibi  oluyorlar .&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-3798752637931159738?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/3798752637931159738/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=3798752637931159738' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3798752637931159738'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/3798752637931159738'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/03/cengelkoydeki-kucuk-kz.html' title='Çengelköy&apos;deki küçük kız'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-7716271335068369957</id><published>2010-03-12T23:41:00.000-08:00</published><updated>2010-03-13T00:50:10.648-08:00</updated><title type='text'>Mucize</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir mucize oldu ve buraya ait sifremi hatirladim. Yillardan sonra merhaba. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sanki ben uzun bir sure biryerlerde kapaliymisim veya cok uzaktaymisim orda teknoloji yokmus veya kafama bisey dusmus "ben kimim burasi neresi" diyerek uyanmisim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gunde 8 saat telefonda oldugum icin belki iletisimin a.q.  tepkisi yapmis olabilirim. Konusmama hakkimi kullanmak istiyorumdur belki. Cunku isim geregi konusmaktan hic hoslanmadigim insanlarla beni zerre kadar ilgilendirmeyen konular uzerinde nefes tuketmekten cene yormaktan harap ve bitap dustukten sonra  susmak ve hic bir sey yapmadan bos bos bakinmak terapi gibi geliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Halbuki konusmak guzeldir.Birsey soylersin karsindakinin gozu parlar, kahkahayi koyverir. Ya da oyle bisey dersin ki yuzunun rengi degisir, omuzlari duser. Bazilari bi konusursa cok kisinin cani yanar. Bir yerde bi masada bir evet dersin, biri ayagina basar, hayatin degisir. Coluk cocuga karisirsin. Konusmak guzeldir. Ama tabi tek basina yaparsan bir sure sonra eglenceli olmaktan cikar. Bazen  dinleyicin  var sanirsin ama tutar sana oyle bisey sorarki son 20 dakikadir karsinda patates cuvali gibi oturdugunu  anlarsin.Bosuna dememisler soz gumusse sukut altindir diye.Konusmak iyidir ama adam gibi dinlemek de az sey degildir yani. Agzi olan konusur nihayetinde ama her kulagi olan dinler mi? Hayir ,cunku kulak duyar. Dinlemek icin kafa lazim:) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Konusmanin 3 hali vardir. Kati - sivi- gaz. Yapilamayan, ertelenen konusmalar icine oturur, kalbinin ustunde  kocaman bir tasla gezersin.  Bazi konusmalar  dudaktan direk kalbe akar. Icini isitir, damarlarini atesler. Bi de laf olsun  bosluk  dolsun diye  havaya  cok dusunmeden savurdugumuz kelimeler olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Iyi bir konusmaci ne zaman susacagini da bilmelidir. En kisa zamanda yeniden gorusmek uzere simdilik allaha ismarladik.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-7716271335068369957?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/7716271335068369957/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=7716271335068369957' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7716271335068369957'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/7716271335068369957'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2010/03/mucize.html' title='Mucize'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-6857230799491046466</id><published>2007-03-07T02:43:00.000-08:00</published><updated>2008-12-10T14:01:56.271-08:00</updated><title type='text'>EbruG anne adaylarına hatırlatıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/Re6e-N6o6bI/AAAAAAAAAAM/N6I6eXJGTNY/s1600-h/fragile.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5039139824798853554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/Re6e-N6o6bI/AAAAAAAAAAM/N6I6eXJGTNY/s200/fragile.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; Bir aile dostumuzun benden 6 yaş küçük kızı doğum yaparken aort damarının yırtılması sebebiyle komaya girdi.Doğum yaptığı hastanede yoğun bakım ünitesi bulunmadığından başka bir hastaneye götürüldü fakat kurtarılamadı.Bebeğin durumu gayet iyi.Sağlıklı bir erkek bebek dunyaya geldi. Ama ne yazık ki annesiz büyüyecek.&lt;br /&gt;Aklınızda bulunsun , sizin veya çevrenizdekilerin doğum yapmak için tercih edecekleri hastanelerde yoğun bakım ünitesi ve küvöz olup olmadığına dikkat edin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-6857230799491046466?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/6857230799491046466/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=6857230799491046466' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/6857230799491046466'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/6857230799491046466'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2007/03/ebrug-anne-adaylarna-hatrlatyor.html' title='EbruG anne adaylarına hatırlatıyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_N1uxrODiV40/Re6e-N6o6bI/AAAAAAAAAAM/N6I6eXJGTNY/s72-c/fragile.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-4647490141511535087</id><published>2007-02-03T11:19:00.000-08:00</published><updated>2007-02-03T11:36:50.629-08:00</updated><title type='text'>EbruG'un  Sevdalı Bulut'u</title><content type='html'>9-10 yaşlarındayken  defalarca okuduğum bir kitaptı "Sevdalı Bulut".Müthiş etkilenmiştim.Günlerce hayal dünyasında yaşatmıştı beni.&lt;br /&gt;Yirmi sene sonra karşıma çıkınca kayıtsız kalamadım.Çocukluğumun sevdalı bulutunu ev değiştirirken kaybetmiştim.Ama bulut beni bırakmamış ve seneler sonra karşıma çıkmıştı işte!&lt;br /&gt;Bugün kahvaltıdan sonra çok eski bir dostla çok uzun zaman sonra biraraya gelmenin tedirginliği ve merakıyla kaldırdım kitabın kapağını.Ya hatırladığımdan farklıysa, ya geçen zamanın ve istemesek de büyümüş olmanın etkisiyle değişime uğramış iç dünyam sevdalı buluta yabancı kalırsa...&lt;br /&gt;İlk masaldan itibaren kendimi çocukluğumun geçtiği sobalı evimizde buldum.Kardeşimle özellikle "Dokumacılar" masalını nerdeyse ezberleyecek kadar okuduğumuzu ve çok gülerek bazı sahneleri canlandırdığımızı tuhaf bir buruklukla anımsadım.&lt;br /&gt;Okumadıysanız okumanızı , varsa çocuklarınıza okutmanızı yürekten tavsiye ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... Ayşe kız bir öpücük yolladı parmaklarının ucuyla buluta. Ayşe kızın öpücüğü buluta ulaşınca, bulut şöyle bir şaşırdı. Ama sonra toparlandı, koskocaman bir gül biçimini aldı. Gökyüzü gökyüzü olalı, bu mavi atlasa böylesine güzel, böylesine iri ak bir gül açmadı. Ayşe kız bu ak gülü hayran hayran seyrederken, bulut yine kımıldadı, yayıldı, toparlandı, yürek biçimini aldı, yani bulut oldu yine. Lafı fazla uzatmayalım, o günden sonra bulut Ayşe kızdan ayrılmadı."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-4647490141511535087?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/4647490141511535087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=4647490141511535087' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4647490141511535087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/4647490141511535087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2007/02/ebrugun-sevdal-bulutu.html' title='EbruG&apos;un  Sevdalı Bulut&apos;u'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-5254041219139691529</id><published>2007-01-24T00:05:00.000-08:00</published><updated>2007-01-24T00:11:56.205-08:00</updated><title type='text'>EbruG'un efsane koleksiyonu</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://widget-7e.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="cy=bb&amp;amp;il=1&amp;amp;channel=288230376154624638&amp;amp;site=widget-7e.slide.com" width="400" height="300" name="flashticker" align="middle"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width:400px;text-align:left;"&gt;&lt;a href="http://www.slide.com/pivot?sk=0&amp;amp;tt=16&amp;amp;cy=bb&amp;amp;ad=0&amp;amp;id=288230376154624638&amp;amp;map=1" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-7e.slide.com/p1/288230376154624638/bb_t016_v000_a000_f00/images/xslide1.gif" border="0" ismap="ismap" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.slide.com/pivot?sk=0&amp;amp;tt=16&amp;amp;cy=bb&amp;amp;ad=0&amp;amp;id=288230376154624638&amp;amp;map=2" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-7e.slide.com/p2/288230376154624638/bb_t016_v000_a000_f00/images/xslide2.gif" border="0" ismap="ismap" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-5254041219139691529?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/5254041219139691529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=5254041219139691529' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/5254041219139691529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/5254041219139691529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2007/01/dnm.html' title='EbruG&apos;un efsane koleksiyonu'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116799808662789935</id><published>2007-01-05T03:49:00.000-08:00</published><updated>2007-01-05T03:54:46.646-08:00</updated><title type='text'>EbruG bayramı uğurlarken</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Çarşamba günü bayramın ve tatilin son günüydü.Ya evde kalıp gelecek misafirlere çay kahve tatlı servisi yapıp sümüklü yaramazların odamı talan edişlerini yapmacık bir gülümsemeyle izleyecektim ya da kendimi sokaklara atacaktım.Bakın olaylar nasıl gelişti:&lt;br /&gt;Uzun zamandır görmediğim bir arkadaşımla buluştum, yağmur yağıyordu.Galatasaray’daki Ara Cafe’de açık büfe kahvaltı keyfi yaptık.Şemsiyeyle veya şemsiyesiz, gözlerini kısarak, yüzünü buruşturarak hava koşullarına karşı koymaya çalışan insanları izledik.Gidecek film bulamadık.İstiklal Caddesi’nden ayrılıp yan yollara girdik.Arka sokaklarda neler oluyor etraf sakinken bir bakalım dedik.Fotoğraf çeke çeke Cihangir’e vardık.İstanbul Modern’e  ve Boğaz’ın gri sularına tepeden baktık.Yokuşlardan ve merdivenlerden inerek Salı Pazarı’na ulaştık.Nargile veya tavla ortamları boştu.Kediler ortalıkta geziniyor ağaçlara tırmanıyorlar, boşluğun ve sessizliğin keyfini bizimle birlikte sürüyorlardı.&lt;br /&gt;Saat 2’ye geliyordu ve eve dönersem misafir yoğunluğunun zirve yaptığı anlara denk gelecektim.Arkadaştan ayrılıp Nişantaşı’na çıktım.Birkaç mağaza gezip  birkaç kot denedim.Hiçbiri olmadı.Zara’da beğendiğim kazağın resmini çekerken sürmeli gözlü tezgahtar çocuk beni azarladı.Kös kös terkettim orayı.V yaka gri bir süveter yahu, modelini çalsam ne olur? Çok mu orijinal? Allah Allah.Yorgun yalnız ve üşümüşken canım kadar sevdiğim üstelik de Nişantaşı’nda oturan arkadaşımı aradım.Onbeş dakika sonra evinde dergi bakıp ayaklarımı ısıtıyordum.Kısa bir süre sonra birlikte çıkıp Starbucks’a gittik.Oy oy oy! İstanbul’un boşalan sokaklarının gürültüül halkı burdaymış meğer.Dipdibe oturduk tanımadığımız birileriyle.Güzel konuştuk.Ben yalnız ama ayakları yere basan metropol kadını olma yalanının beni bu aralar çok sıktığından bahsettim hatta biraz gözlerim sulandı galiba.Sonra açılmak için gidip biraz daha mağaza dolaştık biraz daha kıyafet denedik.Kırıntı’ya gidip salata siparişi  verdik, birazdan da yoldan arayan iki arkadaş katıldı bize.Güldük ettik.Üstüne bir de gidip evde tabu oynadık.Ben tabuda anlatan olunca çuvallıyorum ama anlamaya çalışan kişiysem  iyi olduğumu düşünüyorum.Takım arkadaşlarına sormak lazım tabi.&lt;br /&gt;Eve döndüğümde fırtına sonrası sessizliği hakimdi.Kalan börek ve dolmalardan kendime bir tabak hazırladım.Yarın çalışıyor olmanın dışında hayat hiç de fena değil :)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116799808662789935?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116799808662789935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116799808662789935' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116799808662789935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116799808662789935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2007/01/ebrug-bayram-uurlarken.html' title='EbruG bayramı uğurlarken'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116767897702264140</id><published>2007-01-01T10:36:00.000-08:00</published><updated>2007-01-01T11:16:17.040-08:00</updated><title type='text'>EbruG yeni yılı karşılarken</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.berroco.com/images/exclusives/nz/scarlett/scarlett_D_lg.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 198px; CURSOR: hand; HEIGHT: 182px" height="205" alt="" src="http://www.berroco.com/images/exclusives/nz/scarlett/scarlett_D_lg.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Ananenin en az ellinci defa anlattığı hikayeyi yarım kulak dinliyorum.Televizyonda Viyana Filarmoni Orkestrası'nın yeni yıl konseri var.Canlı.Mavi Tuna Valsi'ni çalıyorlar.Elimde yeni başladığım bir kitap var, Tomris Uyar'ın Gece Gezen Kızlar'ı.İki çelişik duygu arasında gelip gidiyorum.Birincisi, soğuk olmasına rağmen pırıl pırıl güneşli, berrak bir 1 Ocak gününü kaçırıyorum endişesi.Bir filme gidebilirdim, fotoğraf çeker yürüyüş yapardım, birileriyle buluşur laflardım.Öbür uçtaki hissiyatım ise tamamen yaşamakta olduğum anın kıymetini bilmekle alakalı.Yanında olduğum için anane halinden çok memnun.Soluk yeşil gözlerinin içi gülüyor.Omuzlarına aldığı şalının altında buruşuk ellerini kavuşturmuş, mutlu mesut oturuyor.Şuan içinde bulunduğum resmin adı huzur. &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116767897702264140?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116767897702264140/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116767897702264140' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116767897702264140'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116767897702264140'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2007/01/ebrug-yeni-yl-karlarken.html' title='EbruG yeni yılı karşılarken'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116707708647835987</id><published>2006-12-25T11:03:00.000-08:00</published><updated>2006-12-25T12:04:46.503-08:00</updated><title type='text'>EbruG'un yumurta hesabı</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Buraya yazmaya yeni başladığım günlerde çok sevdiğim bir arkadaşım  beni sushi yemeğe götürmüştü ilk defa.Hatırlarsınız belki, bahsetmiştim.Sonra birkaç kez daha gittik.Hangi çeşitleri sevdiğimi hangisini ağzıma atınca "undo"  yapmak isteyeceğimi  deneyerek öğrendim.Sushi yemek benim için karın doyurmanın ötesinde bir keşif olayı.Hem uzakdoğu mutfağını hem kendi sınırlarımı.Hai sushi!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Touchdown'a  gittiğimiz bir akşam  ortamda iki enteresan tip vardı.Esmer uzun boylu oldukça hoş iki erkek.Çok da  cool duruyorlardı.Sivri burunlu çizmeleri  ve  kürk yakalı paltoları vardı.Kaşları  muntazam  bir  şekilde alınmıştı.Barın  bir duvarında ayna var.Sık sık aynada kendilerini süzüyorlardı.İçkileri bitince geldikleri gibi havalı ve umursamaz bir şekilde - umarsızca mı demeli?- gittiler.Soru  işaretleriyle bıraktılar bizi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Dondurmam Gaymak'ı çok da beğenmedim."Bazı"  sahneleri  kesinlikle gereksiz buldum.Ama sabah ezanıyla ilgili olarak  "zaten köyde  camiye  giden 3-5  ihtiyar var , onları da telefonla çağırsalar  olmaz mı?"  lafı  komik geldi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Galata Meyhanesi  diye  bir mekana gittik fasıla. Fasıl sevmem ama işyerinin organizasyonuydu.Yemekler çok güzeldi.Mekan da iyiydi.Müzisyenler gayet efendiydi.Ben masaya gelip başımıza ekşiyecekler diye korkuyordum, öyle birşey olmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bir akşam da yine çok sevdiğim bir arkadaşım (hemşirelerden biri) artı onun bir iş arkadaşı artı onun arkadaşları  şeklinde  doğaçlama bir gruplaydım.Gelenlerden biri üniversite yıllarında yurtta kalmış.Yurt muhabbeti de iyi  birşeymiş , ben bunu anladım.Özelikle erkek yurdunun karmaya döndüğü ilk yılda yaşanan şaşkınlıklar beni çok eğlendirdi.Bu arada Asmalımescit'de  Kum Saati diye biryere gittik.Çok da matah bir ortam değil.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Çok özleyip de görememekten  dertlendiğim küçük sevgiliyi  sonunda  kucakladım:) Yürüyen koşan ve bağırıp çağıran bir küçük  adam  buldum  karşımda.Beni elimden tutup odasına götürdü .Halının ortasına oturtup oyuncak  yığınından seçtiği bazı parçaları  bana verdi. Galiba beni seviyo.Ben de onu çokkk seviyorummmmm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Sonunda Hayal Kahvesi'nde  Nev'e gittik.Sahnenin dibinde en öndeydik.Yeni yetme genç kızlar gibi ellerimizi uzatarak saçımızı başımızı dağıtarak  eşlik ettik Nev'e.Full performance canım , sormayın:)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;"Suya yazı yazmak gibi seni sevmek Yorgunum, üşüyorum Yanındayım, ama yalnız ne çare Suskunum huzursuzum Gözlerinde uçurumlar korkup da yüzleşmeye Bakışların kaçar gider gücüm yok yetişmeye Düğüm düğüm oldu içim ne olur birşey söyle Sen sustukça içimde isyanlar, çığlıklar Gece avutmuyor gönlüm unutmuyor Dokunduğum hiç bir ten senin gibi kokmuyor Avuçlarımda eriyen buz gibisin Damla damla akıp giden umutlarım gibisin Çaresi derdinden daha zor Yüreğimiz yetmiyor söylesene nerdesin Gözlerinde uçurumlar korkup da yüzleşmeye Bakışların kaçar gider gücüm yok yetişmeye Düğüm düğüm oldu içim ne olur birşey söyle Sen sustukça içimde isyanlar, çığlıklar Gece avutmuyor gönlüm unutmuyor Dokunduğum hiç bir ten senin gibi kokmuyor Koyamadım kimseyi yerine sen gibi Sevemedim kimseyi içimdeki sen gibi "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bir erken yılbaşı partisine gittim.Liseyi birlikte okuduğumuz iki arkadaşımız okul arkadaşlığıyla yetinmeyip  evlenmişti.İşte evlenip barklanınca insan böyle partiler verip arkadaşlarını ağırlayabiliyor.Çorbada tuzumuz bulunsun hesabı  evsahibemizden bize iş bölümü yapmasını istedik.Alışveriş listesini paylaştırdı ve benim şansıma meyve sularıyla tonik düştü.Hay bin kunduz!Birayı şarabı viskiyi biliyorum , zaten yılbaşı geldi diye bütün marketler bunları nerdeyse kapının dışına çıkaracaklar , alkol departmanı direk kasaların dibinde.Ama bu tonik denen kıl içecek beni çok uğraştırdı.Sorduğum reyon görevlileri bile beni yanıtlarken birbirlerine girdi.Neyse, zoru başardım ve gelişmiş sorumluluk duygum sayesinde doldurdum poşetleri vardım parti ortamına.Ortam , Ataşehir'de zevkle döşenmiş bir ev.Ev sahibi arkadaşlar dehşet ikramlar hazırlamış , süper cd'ler çaldılar bize bir yandan.Ortaokulda spor salonunda yapılan sömestre partilerinde  çalan şarkılar bile vardı.Davetliler de -kendim için demiyorum - çok eğlenceli tiplerdi.Çoğunluğu nerdeyse 100 yıldır tanıdığım insanlardı.Fakat çok garip tesadüfler oldu.Mesela bir arkadaşın eşiyle ötekinin kız arkadaşı ilkokul arkadaşı çıktı.Ya da ne bileyim yine bizim lise tayfasından iki arkadaş nerdeyse 2 yıldır bitişik apartmanlarda oturduklarını keşfettiler.Güzel parti oldu lafın kısası.Resimleri görmek isterseniz , yerini biliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yılsonu demek  fişleri ayırmak ve şapkayı önüne koyup farkındalığını yükseltmek demek.Farkettim ki ençok Nişantaşı All Sports'a  gitmişim ve oraya verilen parayı acımadan yazıyorum.Farkettim ki  yıllardır aynı kuaföre gidiyorum , adam bana hiç de özel muamele çekmiyor.Farkettim ki biz balkonda tavuk beslesek epey kalkınacağız.Nerdeyse her market alışverişinde yumurta var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Nostalji olsun diye yurtiçi yurtdışı birkaç arkadaşıma yılbaşı tebrik kartı attım.Atamadıklarımı da burdan kutlayayım.Hepimiz için gülümseyerek hatırlanacak bir yıl diliyorum arkadaşlar.Daha sağlıklı beslenip , daha çok spor yapabileceğimiz, kendimize ve sevdiklerimize ve de hobilerimize vakit ayırabileceğimiz bir yıl olsun.Güzel sürprizler olsun , aşk olsun , bol şans olsun.Herkese  gönlüne göre seyahat olsun.İşlerimiz tıkırında keyfimiz gıcır olsun...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116707708647835987?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116707708647835987/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116707708647835987' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116707708647835987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116707708647835987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/12/ebrugun-yumurta-hesab.html' title='EbruG&apos;un yumurta hesabı'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116552334301236876</id><published>2006-12-07T11:36:00.000-08:00</published><updated>2006-12-07T12:29:03.166-08:00</updated><title type='text'>EbruG'dan durum raporu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Cumartesi akşamı Ortaköy House Cafe'ye gittik.Sabah 9'da girip akşam 8'de çıkılmış bir eğitim sonrasında topuklu ayakkabıların üzerinde artık yorgunluktan titreyen bacaklarımız, uçmuş makyajımız, sönmüş saçlarımızla elimizdeki düşürerek ve sağa sola çarparak şahane bir giriş yaptık.Aslında bizi nasıl uygun gördüler ortama anlamış değilim.Rezervasyonsuz almıyoruz gibi klasik bir püskürtmeye hazırlıklıydım itiraf edeyim.Ben ısmarladığım pizzayı açıkçası yumulacak kadar çok sevmedim.Ucundan kıyısından tırtıklayarak yedim.Fakat nedir bu memleketimin genç kızlarının baş döndürücü güzelliği böyle yaw.Maximum 16 yaşındaki kızların ciltlerinin tazeliğini ve parlaklığını mı diyeyim size , boylarının uzunluğunu mu, incecik oluşlarını mı, saçların omuzlara dökülüşünü mü...O daracık kot pantolonların altındaki taşlı tuşlu biblo gibi ayakkabıları mı...Ellerinde taşıdıkları birbirinden havalı çantaları mı...Alımlı yürüyüşlerini , uzakta bizim göremediğimiz biryerlere kilitlenmiş buğulu gözlerini mi...Yani, erkek olsam bunalıma girerdim.Kime aşık olacağımı şaşırırdım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Başlamışken gittigim ikinci mekandan da bahsedeyim.Çarşamba akşamı çok eski ve tatlı bir grup arkadaşımla Yeniköy Vagabondos'da buluştuk.Yıllar önce gitmiştim en son.Hem şık hem rahat bir yer. Üzerine düzgün bir gömlek giyip işe çaktırmadan kotla gitmek gibi birşey.Buraya o yukarıda bahsettiğim çıtır kızlar gelmiyor.Kel, gözlüklü beyler ve iş çıkışı, fularlı hanımlar çoğunluktaydı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.highreplica.com/extracts/chanel.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.highreplica.com/extracts/chanel.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bugün öğlen yemeği için gittiğimiz kebapçıda cenaze marşı çalıyordu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kenzo-Flower çok güzel.Boyner'e girersem mutlaka "deniyorum".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Rahmi Koç Müzesi'ne gitmek istiyorum.Da Vinci'nin makinaları var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çantamda taşıdıklarım:bere-eldiven-şemsiye-parfüm-2 ruj-ajanda-kalem-cüzdan-bozuk para cüzdanı-kağıt mendil-normal cüzdan-tiyatro broşürleri-anahtar-cep telefonu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kapanışı güzel yapalım.Metin Altıok'dan:"Gel iki uysal kıyı olalım seninle.Bir hırçın ırmak aksın aramızda köpüre köpüre"....."Sen aklıma düşünce bir rüzgar duyarım dolar içime.Ve göğsümde bir pencere hızla çarpar"&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116552334301236876?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116552334301236876/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116552334301236876' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116552334301236876'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116552334301236876'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/12/ebrugdan-durum-raporu.html' title='EbruG&apos;dan durum raporu'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116455739623555839</id><published>2006-11-26T07:22:00.000-08:00</published><updated>2006-11-26T08:09:56.330-08:00</updated><title type='text'>EbruG ne yazsın?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Üzülerek ve utanarak daha önceden farkettiğim birşeyi şimdi huzurlarınızda itiraf ediyorum:İşe girdiğimden beri burası tatsızlaştı di mi?Sultanahmet'den İstanbul Modern'den yapılan canlı bağlantılar, Boğaz'da haftaiçi sabahları sürülen doğaçlama kahvaltı keyifleri olmadan, sadece işe giderken binilen taksi hikayeleriyle nereye kadar canım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Working girl olunca haftasonuna da ancak dip boya mankür vesaire, terziye pantolon verme, çizmeleri ayakkabı tamircisinden alma konuları kalıyor.Hiç girmeyelim, bayar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;En son "Babil" i izledim.Sarstı bünyeyi ama kaçırmadığıma da sevindim bir yandan.Bence çok iyiydi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Nişantaşı All Sports'un tavuk şinitzeli hala muhteşem.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Nizam Pide'nin üst kat aile salonunda cuma akşamı televizyon izleyip pide yedik.İş çıkışı onca yorgunluğa bir de trafiği ekleyince daha alengirli bir program yapacak halimiz kalmadı.Biz mi yaşlanıyoruz, trafik mi iyice sıyırdı bir bilene sormalı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Cumartesi attık kendimizi Nişantaşı'mın irili ufaklı mağazalarına.Amerika'daki 30-40 dolarlık GAP sweatshirtleri bize 230YTL'ye saplamalarının sebebini usulünce sorduğumuz bir dükkanda, solaryum fıstığı  tezgahtarımız  "gümrük vergisi ve dükkan kirası" dedi.Sen de haklısın be güzelim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Ayağımı yormayacak az topuklu ofis ayakkabısı arayışım neticesiz kaldı.Babet istemiyorum, hayır babanne ayakkabısı da istemiyorum.Sadece ayaklarımı seviyorum ve onlar rahat olmayınca bütün gün başım ağrıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;ID Bare Minerals'dan bir pudra aldım.Makyaj manyağı olmayan ve her zaman kaliteli ve sağlıklı ürün taraftarı olan aklına fikrine çok güvendiğim bir arkadaşım vesile oldu.Süper bir hatundur, güzelliğini bu minerallere borçluysa helal olsun .Bakalım, bizde yarattığı sonuç ne olacak?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Yakın bir arkadaşımı galiba fena sattım, satmaktayım.Ne zaman bir araya gelsek, "bereber yurtdışı turuna gidelim" der dururduk.Gayet uygun bir yılbaşı-bayram Prag turu bulmuş Pronto Tur'dan.Ve ben gitmiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Zamanında aşkımı burdan ilan ettiğim küçük sevgilimi fena halde özlüyorum.O küçük ayaklarının üzerinde durmaya yeni başladığı günlerden beri görmedim onu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Almanya'da yaşayan kuzenimin bir oğlu oldu.Uzaktan resimlerle avunmak çok zor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Yolda sahibiyle yürürken gördüğüm ve  dayanamayıp durdurup sevdiğim dünya güzeli golden'in adı "Gofret"miş.Bir isim bir köpeğe bu kadar mı yakışır...Şımarık şey!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Önümüzdeki hafta ayın son haftası olduğu için yoğun geçecek, 2-3 Aralık'da da işyerinin bir organizasyonunda görevli olacağım.Bu demek oluyor ki, 8 Aralık Cuma akşamına odaklanmalıyım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Sevenlerim yorulan bedenimi ,zihnimi ve ruhumu canlandıracak tekliflerle gelsin, gönlümü hoş tutsun hatta mümkünse beni biraz şımartsın.Tamam mı?  ;)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116455739623555839?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116455739623555839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116455739623555839' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116455739623555839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116455739623555839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/11/ebrug-ne-yazsn.html' title='EbruG ne yazsın?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116378762513809384</id><published>2006-11-17T10:19:00.000-08:00</published><updated>2006-11-17T10:20:49.846-08:00</updated><title type='text'>EbruG da sıkılabilir bazen...</title><content type='html'>Uzun zaman sonra herkese merhaba.Bu benim işyerimden yazdığım ilk blog.Bir cuma akşamı 18:58de biraz sinirli çokça yorgun vaziyette.Dilbilgisi ve cümle düşüklüklerine takılmadan….pizza-hut’tan pizza geldi, yedik.dört mevsim, ince hamur.doyduk çok şükür.&lt;br /&gt;İnsanları memnun etmek imkansız.teşekkür ettiklerini duymak nadir olan bir durum.empati yapmayı bilen çok az.sempati hak getire.&lt;br /&gt;İki haftadir bunca işin içinde o kadar bilgisayar ekranimi herkes gordugu halde internet ortamlarina g-maillere dalip “gelin suraya gidelim, burda bu saatte bulusalim” mailimi atiyorum.ama efendim benim bütün arkadaslarim ya nasa’da ya birleşmiş milletler’de çalışan çok önemli çok ciddi işleri olan acaip yoğun programlı insanlar oldugundan ve ben de dünyanin en geğik en lay lay lom oooh bir elim msn’de bir elim cep telefonumda kebap study bir iş yaptığımdan olay kendin yaz kendin okuya döndü.&lt;br /&gt;Evet, ben bu konuda over-reactim.ama benim bu huyumu bilen-tahmin eden düşünceli arkadaşlarım nerde yahu?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116378762513809384?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116378762513809384/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116378762513809384' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116378762513809384'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116378762513809384'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/11/ebrug-da-sklabilir-bazen.html' title='EbruG da sıkılabilir bazen...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116210872891406783</id><published>2006-10-29T00:27:00.000-07:00</published><updated>2006-10-29T01:21:43.343-08:00</updated><title type='text'>EbruG'un taksi hikayeleri</title><content type='html'>&lt;a href="http://slike.cangura.com/upload/5645/taksi-taxi.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://slike.cangura.com/upload/5645/taksi-taxi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Ağustos ayından beri wellness ürünleri satan Japon kökenli bir firmada çalışıyorum.Ofisimiz Altunizade'de.Gayrettepe dolaylarında oturan iki kişiyle birlikte sabah akşam ortak taksi tutup işe gitme durumundayız.Sabahları ortak tutulacak taksiyi bulma ve 08:15 sularında 1. köprüden karşıya geçme konusunda ikna etme görevi benim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Her sabah ayrı bir macera.En az 5 bilemedin 6 taksiyi durdurup içeriye adımımı atmadan hatta bazen sadece ön camdan kafamı uzatıp "karşıya gideceğim" cünlesini kuruyorum.Bazıları dürüst davranıp dönüş trafiğinin kasacağını söylüyor, ama çoğu mazeret uydururken mimiklerini öyle bir abartıyor ki, sabah sabah tiyatro...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;"Karşı" kelimesini "Çarşı" anlayıp arabaya alan, Altunizade'yi duyunca afallayan da oldu.Yolun yarısında kartının olmadığını "farkedip" abuk subuk yerlerde indiren de.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Şoförün biri de 20 yıllık kuaför çıktı.Ense tıraşı muhabbetini dinleye dinleye geçtik köprüden.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Oğluna iş arayan amcalar da vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Telefonda sevgilisine yalan söyleyen de."Kadıköy'deyim aşkım..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;Sözlerimi Emrah'ın güzel bir şarkısıyla bitirmek istiyorum:"hey hey heyyy taksi.bütün işlerim gitti aksi.heyyyy dur taksi."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;a href="http://www.otobuste.blogspot.com"&gt;http://www.otobuste.blogspot.com&lt;/a&gt; diye bir blog var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;İnsanlar her türlü ulaşım aracı anı -macera -hikaye -hayal -şikayet mahsullerini oraya gönderip paylaşıyor.Benim de daha önceye ait birkaç uçak, otobüs, taksi blogum var bu bahsettiğim yerde.Vaktiniz olduğunda bakmanızı tavsiye derim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116210872891406783?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116210872891406783/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116210872891406783' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116210872891406783'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116210872891406783'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/10/ebrugun-taksi-hikayeleri.html' title='EbruG&apos;un taksi hikayeleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116085157742119576</id><published>2006-10-14T11:03:00.000-07:00</published><updated>2006-10-14T11:46:17.476-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan tüm dostlarına küçük bir hediye...</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;YAŞAMAYA DAİR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yaşamak şakaya gelmez, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;bir sincap gibi mesela, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani bütün işin gücün yaşamak olacak. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yaşamayı ciddiye alacaksın, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani o derecede, öylesine ki, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yahut kocaman gözlüklerin, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;beyaz gömleğinle bir laboratuvarda &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;insanlar için ölebileceksin, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hem de en güzel en gerçek şeyin &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yaşamak olduğunu bildiğin halde. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yaşamak yanı ağır bastığından. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;1947 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani, beyaz masadan, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;bir daha kalkmamak ihtimali de var. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;en son ajans haberlerini. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;diyelim ki, cephedeyiz. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Daha orda ilk hücumda, daha o gün &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Diyelim ki hapisteyiz, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yaşımız da elliye yakın, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani, duvarın ardındaki dışarıyla. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yani, nasıl ve nerede olursak olalım &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;1948 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Bu dünya soğuyacak, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yıldızların arasında bir yıldız, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hem de en ufacıklarından, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yani bu koskocaman dünyamız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Bu dünya soğuyacak günün birinde, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;hatta bir buz yığını &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;yahut ölü bir bulut gibi de değil, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;boş bir ceviz gibi yuvarlanacak &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Şimdiden çekilecek acısı bunun, &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;duyulacak mahzunluğu şimdiden. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Böylesine sevilecek bu dünya &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;"Yaşadım" diyebilmen için...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Nazım Hikmet &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116085157742119576?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116085157742119576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116085157742119576' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116085157742119576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116085157742119576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/10/ebrugdan-tm-dostlarna-kk-bir-hediye.html' title='EbruG&apos;dan tüm dostlarına küçük bir hediye...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-116030241283551451</id><published>2006-10-08T02:35:00.000-07:00</published><updated>2006-10-08T03:13:32.956-07:00</updated><title type='text'>EbruG ve Televole Haramiler</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Haftasonu opera ve bale sezonunu kendi adımıza açtık ve "Ali Baba ve Kırk Haramiler"e gittik. Seyredeceğimiz eserin fantastik-komik opera olduğunu bilerek oturduk koltuklarımıza.Çok para ve emek harcanmış muhteşem bir dekor karşıladı bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitapçığı karıştırırken bir yorum gözüme çarptı: "...Ali Baba Türk kültür hayatının o geçit vermez sanılan elitist kalesinde onarılmaz bir delik açmıştır.Evet, Türkiye'de de çok nitelikli ve evrensel ölçülerde sanat yapılabilir; hem de halkın sevip anlayacağı şekilde..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Meraklandım tabi. Neymiş bu "halkın sevip anlayacağı şekilde" nin manası? &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/1600/alibaba_afis.jpg"&gt;&lt;img style="CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/200/alibaba_afis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sanırım buymuş:&lt;br /&gt;"...Üç beş gün yas, sonrası saz!Hepsi birden kaz!Kasım, Aralık, Ocak.Bur bakalım n'olacak.Kedi oğlan doğuracak...Haydi bakalım o zaman tek tek.Oynıyalım gizlice sek sek.Kimi uzun kimi kısa, her hisseden bir kıssa."&lt;br /&gt;"...İşte tam bir avanak!Bakma öyle bana şabalak!"&lt;br /&gt;"...keyifler tamdı, armutlar hamdı.Ama ne gamdı..."&lt;br /&gt;"...milleti soydular, istikbali oydular" &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;"Ali Baba ve Kırk Haramiler" operası İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin repertuarına girmek için 17 yıl beklemiş.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Nihayet 17 yıl sonra dev bir koro Atatürk Kültür Merkezi'nin çatısı altında, Devlet Opera ve Balesi'nin milyarlar harcadığı belli olan güzellikte kostümleri  içinde ve  son derece etkileyici bir dekor eşliğinde, gözümüzün içine baka baka  "bakma öyle şabalak"  dedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-116030241283551451?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/116030241283551451/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=116030241283551451' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116030241283551451'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/116030241283551451'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/10/ebrug-ve-televole-haramiler.html' title='EbruG ve Televole Haramiler'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115909290068457349</id><published>2006-09-24T02:35:00.000-07:00</published><updated>2006-09-24T03:15:00.730-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan tiyatro rehberi</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/1600/avenue%20q.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/200/avenue%20q.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Yandaki elemanlar "Avenue Q" nun karakterleri.Avenue Q büyükler için daha uygun olduğu düşünülen bir kukla show.Londra'da 2003ten beri sahneleniyor.Ödüller kazanmış.Kolejden yeni mezun parlak bir genç adam, iyi kalpli bir fahişe, internet düşkünü bir yaratık, başarısız bir komedyen, terapist bir genç kadın ve bazı sırları varmış gibi görünen bir bankacı Avenue Q'da komşu oluyorlar ve çevrelerinde akan hayatı bize sergiliyorlar.İnternette porno siteleri de surfluyorlar, içiyorlar ve sexten de bahsediyorlar.O yüzden çocuğunuzun bu oyunu izlemesine karar vermeden önce biraz daha büyümesine izin verin diyorlar.Zaten soundtrackindeki şarkıların bazılarının isimlerini buraya yazınca siz de kavrayacaksınız durumu:If You Were Gay&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt; ,Everyone's A Little Bit Racist,The Internet Is For Porn,I'm No&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;t Wearing Underwear Today,You Can Be As Loud As The Hell You Want When You're Making Love,There Is Life Outside Your Apartment,I Wish I Could Go Back To College...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Londra'da metrodan indiğimiz Leicter Square nerdeyse şehrin bütün tiyatrolarının toplandığı yermiş meğer.Oynayan oyunların bazıları çok tanıdıktı:39 Steps, Billy Elliot, Chicago, Dirty Dancing, Evita, Lion King, A Midsummer Night's Dream, Les Miserables, The Phantom Of The Opera, Seven Brides For Seven Brothers...&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Fırsatım olsaydı The Phantom Of The Opera'yı izlemeyi çok isterdim.Bir de bu Avenue Q'yu çok merak ettim doğrusu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115909290068457349?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115909290068457349/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115909290068457349' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115909290068457349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115909290068457349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/09/ebrugdan-tiyatro-rehberi.html' title='EbruG&apos;dan tiyatro rehberi'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115886665499304713</id><published>2006-09-21T12:03:00.000-07:00</published><updated>2006-09-21T12:24:15.066-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan kırmızı günlük sayfası detayı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.earth-photography.com/photos/Countries/England/England_London_PhoneBooth.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.earth-photography.com/photos/Countries/England/England_London_PhoneBooth.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Rüzgarın ordan oraya savurduğu bir günlük sayfasının ayaklarınızın dibine düştüğünü varsayın:&lt;br /&gt;...9 Eylül Cumartesi.Kahvaltıdan sonra yaklaşık 10-15 dakikalık bir yürüyüşün ardından Milton Keynes Central Station'a vardık.Biletlerimizi aldık.Trenimizi bekledik.Trenimiz uzay çağı aletlerinden değildi.Sallanarak ve sarsılarak gittik.Epey doldu hatta ayakta gidenler oldu.Gençlik haftasonu Londra'ya akıyordu anlaşılan.Yanımızda ayakta duran 4 kişilik gruptan (yaşlar 15-17) birinin Türkiye'ye tatile gittiğini ya da Türkiye'ye tatile giden bir arkadaşı olduğunu veya da Türkiye'de yaşamakta olan bir arkadaşı olduğunu kendi aralarındaki konuşmalarında duyduk.Ama bu zamane veledleri hiç de Mr. and Mrs. Brown gibi tane tane konuşmuyor bunu da söyleyeyim...Euston durağında trenden inip, işaretlerin yönlendirmesiyle Underground'a geldik.Metro haritasını inceledik, 2 kişiye sorduk.Nihayet metroya binip 3 durak gidip Leicter Square'de indik.Ta taa!Metronun merdivenlerini tırmanıp yerüstüne çıkarken heyecanlandığımı hissettim.Küçük bir dereden büyük ve dalgalı bir denize karışmak üzereydim...Yer üstüne çıktığımda ilk gördüğüm şey soylu İngiliz güneşinin altında parlayan kırmızı bir telefon kulübesiydi.Daha önce belki size söyleme fırsatım ve/veya gereğim olmadı ama birgün kendi evim olursa telefonun durduğu sehpanın arkasındaki duvarda - mümkünse gerçek boyutlarında- bir kırmızı telefon kulübesi olması gibi bir hayalim vardır benim.Hayallerimin en belirgin detaylarından birini böyle pat diye kanlı canlı karşımda görmek beni çok çok sevindirdi.&lt;br /&gt;Londra'ya ilk görüşte aşık olmuştum :) &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115886665499304713?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115886665499304713/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115886665499304713' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115886665499304713'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115886665499304713'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/09/ebrugdan-krmz-gnlk-sayfas-detay.html' title='EbruG&apos;dan kırmızı günlük sayfası detayı'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115843747872940245</id><published>2006-09-16T13:03:00.000-07:00</published><updated>2006-09-16T13:12:45.690-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un fotoğrafları</title><content type='html'>&lt;a href="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/1600/a1.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://photos1.blogger.com/blogger/4744/2711/320/a1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herkese merhaba! Birçoğunuzun bildiği gibi 4-14 Eylül arası İngiltere'deydim.Bu yandaki yavrunun resmini de orda çektim.&lt;br /&gt;Diğer fotoğraflar için blogun başındaki "fotoğraflara  giden yol" adresine bakabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115843747872940245?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115843747872940245/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115843747872940245' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115843747872940245'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115843747872940245'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/09/ebrugun-fotoraflar.html' title='EbruG&apos;un fotoğrafları'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115688102766559718</id><published>2006-08-29T12:47:00.000-07:00</published><updated>2006-08-29T12:59:05.750-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan quelle alaka Formula-1 yorumu</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;color:#993399;"&gt;"203 ülkeden naklen izlenen Formula-1 Petrol Ofisi Türkiye Grand Prix'sinde birinci olan Felipe Massa'ya şampiyonluk kupasını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat verdi. Dünya ajansları haberi, 'Kupayı Kıbrıs Türk Toplumu Lideri Talat verdi' biçiminde geçti."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yorumlarım: (kimse kusura bakmasın bu saatten sonra reca ederim)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ne alaka, hatta quelle alaka???&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Spora siyaset karıştırdık, ayıp olmadı mı biraz?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Emrivakiyle nereye kadar? &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Biz kendimizi çok mu akıllı sanıyoruz?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115688102766559718?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115688102766559718/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115688102766559718' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115688102766559718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115688102766559718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrugdan-quelle-alaka-formula-1-yorumu.html' title='EbruG&apos;dan quelle alaka Formula-1 yorumu'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115644995898040643</id><published>2006-08-24T12:59:00.000-07:00</published><updated>2006-08-24T13:05:58.993-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un yüksek doz aşkı</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.teoman.com/teoman-resimleri-mp3-klip-resimler/klasik/teomanres05.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.teoman.com/teoman-resimleri-mp3-klip-resimler/klasik/teomanres05.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Arabayı sen kullan demiştim&lt;br /&gt;içkiliyim.&lt;br /&gt;“boşver yutalım şeritleri bas gaza” dedin&lt;br /&gt;bu otel güzel adını sevdim,&lt;br /&gt;orda öyle yerlerime dokun,&lt;br /&gt;dokunmadığı kimsenin&lt;br /&gt;sarhoş olsak ya,&lt;br /&gt;kimiz unutsak ya,bulut olup iç içe&lt;br /&gt;bardaktan boşansak ya&lt;br /&gt;tek vücut olsak ya&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;yıllar önceydi,&lt;br /&gt;çok da güzeldi şimdi düşününce&lt;br /&gt;benimsin demiştim&lt;br /&gt;ben de senin&lt;br /&gt;renkli rüyalar otelinde&lt;br /&gt;kapıları çalmıştım&lt;br /&gt;-cevapsız- savrulmaya&lt;br /&gt;hiç atmayan kalpleriyle insanlara&lt;br /&gt;ama sen farklısın&lt;br /&gt;dedim,dedin ki sense&lt;br /&gt;“dikkat et sadığımdır sadece KENDİME!”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yüksek doz aşk alıp burda mutlu ölsek ya" ...Bu lafı akıl eden , yazabilen adam, hastayım sana!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115644995898040643?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115644995898040643/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115644995898040643' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115644995898040643'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115644995898040643'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrugun-yksek-doz-ak.html' title='EbruG&apos;un yüksek doz aşkı'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115583730987269170</id><published>2006-08-17T10:29:00.000-07:00</published><updated>2006-08-17T10:55:09.890-07:00</updated><title type='text'>EbruG'la zamanda yolculuk</title><content type='html'>&lt;a href="http://www-tc.pbs.org/wgbh/nova/time/images/clocks.jpeg?mii=1"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www-tc.pbs.org/wgbh/nova/time/images/clocks.jpeg?mii=1" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:lucida grande;font-size:85%;"&gt;17 ağustos 1999'da sabahın 3'ünde ölüm kapıları çaldı.Kimileri ne olup bittiğini, kapıya kimin geldiğini bile görmeden hayatının en uzun uykusuna geçti.Kimileri kapılarındaki ziyaretçiyle günlerce gecelerce anlaşmaya çalıştı.Müsait değilim, sonra gel...Ağır bir pazarlık.Tonlarca ağırlık.Bazıları alkışlarla çıkarıldı o sıkıntıdan ama çoğu göz yaşları ve çığlıklarla.Bir de tabi arkasında ağlayanı bile kalmayanlar vardı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;17 ağustos 2000'de bu sefer ben bizzat şahsen kendim bir enkazdan farksızdım.Çok sevdiğim bir insanı kaybettim.Ölmedi.Ama ikimiz de bir sürü güzel şeyi öldürdük o gün.O gece bir sene önceki depremin hatıralarıyla depreşmiş ve gerilmişken herkes, ağustos sıcağında açık pencerenin karşısındaki yatağımda dönerken,komşuların televizyonlarından gelen eski huzursuz sesler,en sevimsiz deprem hatıraları istem dışı doluşurken odama ben hayatımın geri kalanını nasıl yaşayacağımı bilemez bir şekilde, kalbimin üzerinde tonlarca ağırlıkla, sabahın 3'ünde sadece birşey için dua ediyordum.Allahım bu geceyi aklımı yitirmeden geçirmeme yardım et.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;17 ağustos 2006...Sevgili günlük, bugün Üsküdar'dan Beşiktaş'a motorla geçtim.Püfür püfür.Çok güzeldi.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115583730987269170?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115583730987269170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115583730987269170' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115583730987269170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115583730987269170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrugla-zamanda-yolculuk.html' title='EbruG&apos;la zamanda yolculuk'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115557586214364735</id><published>2006-08-14T10:15:00.000-07:00</published><updated>2006-08-14T10:17:42.160-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;a href="http://www.philosophiccreations.com/Bar%20Gossip.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.philosophiccreations.com/Bar%20Gossip.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115557586214364735?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115557586214364735/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115557586214364735' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115557586214364735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115557586214364735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/blog-post.html' title=''/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115557559703490984</id><published>2006-08-14T09:35:00.000-07:00</published><updated>2006-08-14T10:13:17.083-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un kulağına ne kaçmış?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Bu haftasonu gittiğim kafede yan masadaki muhabbetlere ister istemez kulak misafirliği yaptım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#cc33cc;"&gt;Sahne 1&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kişiler:18-20 yaşlarında iki genç kız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;A:Ya bu X beni arayıp duruyo yaa.Salak onunla cidden evlenicem filan sanıyo heralde.Hi hi hi...Ya beyinsiz yaaa.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;B:Kikir...kikir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#3333ff;"&gt;Sahne 2&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kişiler:18-20 yaşlarında bir genç kızla bir delikanlı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bunlar gelip oturduklarında önce birkaç dakika ağızlarını bıçak açmadı.Kız başını eğmiş, alttan alttan gözlerini kaldırıp çocuğa bakıyordu, ezik gibi.Çocukta bir tripler ,bir sinirli sinirli üflemeler...Belli ki kız bir kabahat işlemiş veyahut öyle düşünüp alttan alan ezik taraf pozisyonunda kalması için çocuk pireyi deve yapmakla meşgul.Neyse sonra nasıl barıştılar orayı kaçırdım.Duyduğum bir dialog parçası:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kız:Aşkım lütfeeeeen&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Erkek:Ha-yır&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kız:Ya neden izin vermiyosun tuvalete gitmemeeee&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;E:İstemiyorum gitmiyceksin.Daha demin gittin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;K:Ya makyaj yapıcam saçıma bakıcam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;E:Gerek yok&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#009900;"&gt;Sahne3&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kişiler:Sahne2'deki çifte 2 kız daha eklendi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Sonradan eklenen kızlar masaya yaklaştıkları anda masadaki "erkeğine" boyun eğmiş kızcağızın ağzından şöyle bir cümle çıktı:"Yaaa ağzına -----ım senin, aynı küpeden hemen koşup almışsın bi de takmışsın yaaani.Tebrik ederim"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Şu an çok yorgunum, kafam da epey dağınık.Duyduklarımı aynen aktarmanın ötesinde aslında yorum yapmaktı niyetim bu yazının başına oturduğumda.Anahtar kelimeler de şunlardı:Kuşak farkı-kızların küfürlü konuşması-kızların "beyinsiz" dedikleri erkek arkadaşlarıyla gezip tozup sonra maceralarını çayın kahvenin yanına kurabiye yapması-sırf trip olsun diye kız arkadaşın  burnunu pudralamasına engel olunulması...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ama yazamayacağım malesef.Toparlayamıyorum.Anladınız siz ne demek istediğimi di mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;...OK, sorun yok o zaman.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115557559703490984?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115557559703490984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115557559703490984' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115557559703490984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115557559703490984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrugun-kulana-ne-kam.html' title='EbruG&apos;un kulağına ne kaçmış?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115504443140732280</id><published>2006-08-08T05:54:00.000-07:00</published><updated>2006-08-08T06:49:17.443-07:00</updated><title type='text'>EbruG  işyeri zorbalarını şiddetle kınar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.palm-bonn.de/mobbing.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.palm-bonn.de/mobbing.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;font face="verdana" size="2"&gt;Birçok insan işyerinde yapılan duygusal suistimalin (tacizin) kurbanı oluyor.O kadar fazla zarar görüyorlar ki, artık işlerini yapamıyorlar.Beraber çalıştıkları insanlar, meslektaşları, üstleri ve asları, itibarlarına, dürüstlük ve yeterliklerine yönelik, haftalar, aylar, hatta yıllar boyu süren saldırılar yapıyor.Sonunda kendi istekleriyle veya zorunlu olarak istifa ediyorlar, erken emekliliğe zorlanıyorlar.Bu "&lt;em&gt;mobbing&lt;/em&gt;"dir:Duygusal taciz yoluyla işyerinden ihraç edilme.Henüz Türkçe'de tam karşılığı yok."MOBBING- İŞYERİNDE DUYGUSAL TACİZ" isimli bir kitap okuyorum.Okudukça ve geriye dönük düşündükçe anlam veremediğim pek çok olayın içyüzünü anlıyorum ve kitaptaki birçok yerde kendim veya çevremdekiler tarafından yaşanmış gerçek yaşam kesitleri canlanıyor kafamda.Adının mobbing olduğunu bilmeden yaşamışız.Bilmeyenler bu yazı sayesinde bari bundan sonra işyerinde uğradıkları zorbalığın adının mobbing olduğunu ve tüm dünyada malesef bulunduğunu öğrenmiş olsunlar ...&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;Bana mobbing mi yapılıyor?&lt;/font&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;yeterli bilgin olmadan karar vermeye zorlanıyorsan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;aldığın kararlar sorgulanıyor ve bozuluyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;gerçekçi olmayan son teslim tarihleri ve aşırı iş yüküyle boğulduysan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;toplantılardan soyutlandıysan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;işini iyi yapabilmen için gereken bilgi akışı kesilmişse&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;yaptığın iş küçümseniyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;personel ve yetkilerin aniden elinden alınırsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;sözün sürekli kesiliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;üstün veya meslektaşların kendini gösterme olanaklarını kısıtlıyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;yüzüne bağrılıyor veya yüksek sesle azarlanıyorsan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;sanki orada değilmişsin gibi davranılıyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;sana verdikleri işleri geri almışlar ve sen de kendine yeni iş yaratamıyor durumdaysan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;sürdürmen için anlamsız işler veriliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;işin sürekli değiştiriliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;itibarını düşürecek şekilde niteliklerinin dışında işler veriliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;telefonla rahatsız ediliyorsan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;senin işinle ilgili senden habersiz toplantılar yapılıyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;kural ve düzenlemeler sık sık değişiyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;verilen süre içinde başarılması çok zor görevler veriliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;üstlenmeye yeteri kadar hazır olmadığınız görevler veriliyorsa&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;evet, sana mobbing yapılıyor. :(&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;Ya da bir yakınınız işyerinde büyük bir kriz yaşıyor olabilir.Karakterine uymayan aşağıdakilere benzer davranışlarda bulunuyorsa eğer, malesef o da bir mobbing kurbanı:&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;işle ilgili hikayeleri tekrar tekrar anlatıyor&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;aşırı olumsuz&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;korku, endişe, şaşkınlık içinde&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;alıngan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;kontrolsüz öfke gösteriyor&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;konsantrasyon kaybı var&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;unutkan&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;yılgın&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;sürekli fiziksel hareket halinde&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;fazla sigara içiyor&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;uyuma güçlüğü var&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;özgüven eksikliği&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;kendini işlevsiz görme&lt;/font&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;Kitapta mobbingle nasıl başaçıkılacağının anlatıldığı bölüme geldim.Daha sonra da aile ve arkadaşları olarak bizler mobbing maduru tanıdığımıza nasıl yardım edebiliriz onu okuyacağım.Okuyup anlayınca size de anlatırım.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" size="2"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115504443140732280?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115504443140732280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115504443140732280' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115504443140732280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115504443140732280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrug-iyeri-zorbalarn-iddetle-knar.html' title='EbruG  işyeri zorbalarını şiddetle kınar...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115472315772348172</id><published>2006-08-04T13:19:00.000-07:00</published><updated>2006-08-04T13:25:57.746-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan Carressa'ya...Bye bye</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.pauldowe.com.au/images/white-rose.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.pauldowe.com.au/images/white-rose.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Çok &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;sevdiğim bir arkadaşım annesini kaybetti.Amerika’da oldukları için yanında olamıyorum.Sürpriz değildi, beklenen ve acısız olması umulan bir ayrılıktı.Sevgili Carressa çocukları ve eşinin yanında usulca son nefesini verdi.Sağlıklı olduğu yıllarda, evsiz ve yiyeceksiz insanlara nasıl yardım ettigini, arkadaşımı da bu konulara yönlendirmeye çalıştığını hatırlıyorum.Ailecek çıktıkları seyahatleri, gittikleri geleneksel yemekleri...Çok da yaşlanamadan terketti bu hayatı.Ama benim bildiğim kadarıyla epeyce dolu dolu yaşanmış bir hayattı onunki.Ben kendisiyle hiç tanışamadım.Hastalığını öğrendikten sonra arada sırada ona İstanbul manzaralı kartlar atıp lalelerden, Boğaz’da yürüyüş yapmaktan bahsettim.Bozulan moralini, azalan cesaretini yerine getirme gayretindeydik hepimiz.Kartların işe yaradığını söylüyor arkadaşım.Okuma becerisinin iyice zayıfladığı dönemlerde, İstanbul kartlarımın basit ve eğlenceli İngilizce’si Carressa’yı yormadan oyalamış anlaşılan.&lt;br /&gt;Bu bir başsağlığı yazısı veya ölüm ilanı değil.Anlatmaya çalıştığım taş attım, kolum yorulmadı.Kendimizinkinden başka hayatlar olduğunu unutmayalım ve onlara yapacağımız en küçük bir –olumlu veya olumsuz- katkının meydana getireceği sonuçları küçümsemeyelim.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115472315772348172?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115472315772348172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115472315772348172' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115472315772348172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115472315772348172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/08/ebrugdan-carressayabye-bye.html' title='EbruG&apos;dan Carressa&apos;ya...Bye bye'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115434913316240317</id><published>2006-07-31T04:54:00.000-07:00</published><updated>2006-07-31T05:48:33.893-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un kelimeleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Biraz dikkatinizi buraya verebilir misiniz lütfen?Önemli birşey soracağım:Konuşurken veya yazışırken sıklıkla seçtiğiniz kelimeler nelerdir?Kendinizi ifade ederken kullandığınız kelimeler?Gerginim, yorgunum, saçlarım iğrenç gözüküyor...gibi mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen gün biryerde birilerini beklerken masanın üstünde gördüğüm kitabı öylesine karıştırdım.Kitabın ismi "İçindeki Devi Uyandır". Meğer çok bilinen bir esermiş.Yazarı Anthony Robbins.&lt;br /&gt;Anthony amca der ki; &lt;span style="color:#3333ff;"&gt;sürekli olarak seçtiğimiz kelimeler kaderimizi çizer.Olayları kafamızda kendimize sunuş biçimimiz hayatta neler hissettiğimizi saptar&lt;/span&gt;.30 derece santigrat sıcağın altında "ooh kemiklerim ısındı valla" da diyebilirsiniz "ne zaman gelecek bu sonbahar" da.Bu son örnek bana ait, Anthony'e yüklenmeyin.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Eğer bir şeyi ifade edecek yolunuz yoksa, o şeyi yaşayamazsınız&lt;/span&gt; diyor yazar.Bir mağazaya girip "ben böyle, iki bacağımı ayrı ayrı içine sokabileceğim ,yanlarda cepleri, ön kısmında fermuarı olan bişey istiyorum" demekle "pantolonlarınız nerde acaba" diye sormak farklı tabi.İstediğin şeyin "pantolon" olduğunu bileceksin, ifade edeceksin.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;Bir şeyi kelimeye döktüğümüz zaman ona ek boyut katmış, gerçeklik duygusu vermiş olurmuşuz&lt;/span&gt;.Seni seviyorum, senden ayrılmak istiyorum, başka birine aşığım,hatalıyım, suçluyum demek bu yüzden mi bu kadar zor acaba?Heralde...&lt;br /&gt;Anthony'den son bir alıntı yapıyorum:"&lt;span style="color:#990000;"&gt;Kelime haznesi yoksul olan insanların duygusal yaşamı da yoksuldur, kelime dağarcığı zengin olanların, o tecrübeyi boyayabilecekleri çeşit çeşit renkleri vardır - bu boyama işini de yalnız başkaları için değil, aynı zamanda kendileri için yaparlar&lt;/span&gt;." Benim burdan anladığım :Kitap, dergi okuyun, değişik ilgi alanları olan insanlarla sohbet edin.Kelime dağarcığınızı geliştirin.Sonra günün birinde bir kızdan bahsederken "çok güzeldi" diyeceğinize "gözleri, uslu uslu akan derelerin içindeki siyah çakıl taşlarına benziyordu" dersiniz&lt;/span&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115434913316240317?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115434913316240317/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115434913316240317' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115434913316240317'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115434913316240317'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrugun-kelimeleri.html' title='EbruG&apos;un kelimeleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115389814445453130</id><published>2006-07-25T23:57:00.000-07:00</published><updated>2006-07-26T00:15:44.466-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un böbreküstü bezleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#6600cc;"&gt;&lt;em&gt;"Korku, hepimizin hayatta kalma mekanizmasında var olan, her normal  insanın sahip olduğu duygusal bir tepkidir. Bebeklikten yaşlılık dönemine kadar hepimiz hayatta kalma içgüdülerimize sahip olduğumuz sürede ve ölçüde, her tehlike hissedişimizde korku ile tepki veririz. Korku, aklı ve bedeni içine alan, tehlikeye karşı oluşan bir savunma mekanizmasıdır. Korku, tehlikeye karşı bizi uyaran ve tehlikeyle başa çıkmamız için bize hazırlık yapma imkanı sunan koruyucu bir amaca hizmet etmektedir"&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#6600cc;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;Dün sabah (25 Temmuz Salı) çok korktum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Korku  anında  ,sinir hücrelerim yardımı ile böbreküstü bezlerime bir mesaj iletilmiş ve böbreküstü bezlerinin faaliyetleri hızlanmış.(Böbreküstü bezleri hormonların salgılanmasıyla ilgili çok önemli bir merkezmiş bu arada.)&lt;br /&gt;Gelen mesaja istinaden böbreküstü bezim adrenalin salgılamış.Adrenalin, tüm vücuda hızla yayılmış.&lt;br /&gt;Kanımdaki adrenalin oranı arttığı için daha hızlı ve kısa süreli nefes almaya başlamışım.&lt;br /&gt;Bu esnada  normal şartlarda  sindirim sistemime  gönderilmesi gereken  kan miktarı korku anında kesilmiş.Çünkü korku  anında sindirim sistemi faaliyetini durdururmuş.Korku filmi izlerken patlamış mısır yiyenler? Mısırları filmden sonra mı sindiriyorlar?&lt;br /&gt;Sindirim faaliyetim durunca tabi, normalde orda kullanılacak olan kan da kaslarımı beslemek üzere açığa çıkmış olmuş.&lt;br /&gt;Bunlar olurken  kalbim 1500 filan atmış ve de  kanımdaki şeker oranı artmış.&lt;br /&gt;Kanımda yükselen şeker miktarı bana daha fazla enerji vermek içinmiş. Bu fazla enerji benim istediğim birşeymiş. &lt;br /&gt;Çünkü insan korkunca  her an kaçma, saldırma yada o yerden uzaklaşma isteğiyle normal koşullardan biraz daha fazla enerjiye ihtiyac duyarmış.Bak işte bu çok doğru!&lt;br /&gt;Kanımda dolaşan şekerin bu haliyle bana bir faydası yokmuş.Bu şekerin yakılıp enerjiye dönüşmesi için daha fazla insülin lazımmış.&lt;br /&gt;Sevgili pankreasım kanıma daha fazla insülin göndererek bu ihtiyacımı karşılamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beşiktaş’ta Taksim dolmuşlarının kalktığı köşede sabahın 9’unda bir “tinerci” serseriyle muhatap olmak durumunda kaldım.&lt;br /&gt;Hemen bir parantez açayım:Bu insanlara “tinerci” deyip tek kalemde geçenlere çok gıcık oluyordum aslında."Tinerci" masanın üstünde gördüğümüz olay.Ama bu işin bir de mutfağı var.O çocuğu oraya getiren şartlar,kişiler,yokluklar veya çokluklar var.Kapa parantez.&lt;br /&gt;Taciz mi diyelim, saldırı mı herneyse...16-17 yaşlarında saçı,kıyafetleri,yüzü,gözü aynı renk bir çocuk önüme dikildi.Ben ki tanıdığım insanlar bile bana 40cm’den fazla yaklaşsa  geri adım atarım ,bu çiş ve tiner kokan yabancının beni bir de kollarımdan tutması bünyemi nasıl sarstı tahmin edin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Olayın tamamı bir dakika bile sürmedi, ama bakın korkunca vücudumuzda neler oluyor...&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115389814445453130?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115389814445453130/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115389814445453130' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115389814445453130'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115389814445453130'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrugun-bbrekst-bezleri.html' title='EbruG&apos;un böbreküstü bezleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115339924506695518</id><published>2006-07-20T05:37:00.000-07:00</published><updated>2006-07-20T05:40:45.076-07:00</updated><title type='text'>EbruG'la şiir saati</title><content type='html'>Her insanın bir öyküsü vardır, ama her insanın bir şiiri yoktur. (Özdemir Asaf)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazmayı seviyorum, yazdıkları tutkuyla okunan insanlara hayranım.Ama bir de şiir yazabilenler var.Eğiliyorum önlerinde ve öpüyorum eteklerinden.&lt;br /&gt;Özdemir Asaf'dan üç güzel şiir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NOKTASIZ&lt;br /&gt;Biri gelir sorarsa&lt;br /&gt;Sana beni sorarsa&lt;br /&gt;Gitti der misin&lt;br /&gt;Gittiğimi söyler misin&lt;br /&gt;Gidiyorum ben sana&lt;br /&gt;Benimle gider misin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KALDIM&lt;br /&gt;Seni düşlerime aldım,&lt;br /&gt;Uykusuz kaldım.&lt;br /&gt;Seni uykularıma aldım,&lt;br /&gt;Düşsüz kaldım.&lt;br /&gt;Başıma aldım, sensiz;&lt;br /&gt;Gönlüme aldım, başsız,&lt;br /&gt;Sensiz, yollarda pulsuz,&lt;br /&gt;Pullarda mektupsuz kaldım.&lt;br /&gt;Sana adlar aradım..&lt;br /&gt;Ardında adsız kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DEĞİL&lt;br /&gt;Senin o durduğun yer, sana göre değil,&lt;br /&gt;Duyup dinlediklerin sana seni der değil,&lt;br /&gt;Benim sana dediklerimi onlar unutturmuyor&lt;br /&gt;Çünkü söylediklerim benzerli sözler değil.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115339924506695518?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115339924506695518/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115339924506695518' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115339924506695518'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115339924506695518'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrugla-iir-saati.html' title='EbruG&apos;la şiir saati'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115332641944955210</id><published>2006-07-19T09:01:00.000-07:00</published><updated>2006-07-20T02:04:20.230-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan sıcak sayıklamaları</title><content type='html'>&lt;a href="http://tell.fll.purdue.edu/JapanProj/FLClipart/Medical/faint.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Herkese merhaba&lt;span style="font-size:85%;"&gt;! Bu sıcak havalar beni dağıttı.Dağıldım.Hiç birşeye dikkatimi toplayamıyorum.Odaklanma problemim var.Bir de dalıyorum.Baktığım yerde gözlerim manasız derecede uzun kalıyor.Başıma bir dert almam bu sebepten umarım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yatılı misafirlerimiz gitti.Hala koltuk minderlerinin altından kağıt uçak, leblebi ve bozuk para çıkıyor.Kuzenimin yedi yaşındaki oğlu Almanya'ya çok isteksiz döndü.Şiş kebap çok güzel, yine gelecek ben...Bu arada ben hala Hugo diye bir program oldugunun farkında degildim.Velet bula bula onu buldu sabah çizgi filmleri arasında.Her sabah Hugo izledik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Misafirlerimizi bir gün Moda'ya bir gün de Ortaköy'e götürdük.Özellikle Beşiktaş-Kadıköy vapur yolculuğundan çok keyif aldılar.Martılara atılan simit parçaları aşağıdaki hangi şanslı amcanın kafasına düştüyse artık, özür dilerim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu arada evdeki bilgisayarm mortingen.Kuzene gelip bilgisayarını kullanıyorum.Ama bu oda çok sıcak ve dağınık!Kuzen 4 metrekare odayı bir milyon kitap, cd, kaset, dergi, üç adet gitar ve bir vantilatörle paylaşıyor.Oturarak mı uyuyorsun kuzen cidden?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Neyse, demiştim ben size odaklanma sorunum var diye.Yazıya bakın anlarsınız.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115332641944955210?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115332641944955210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115332641944955210' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115332641944955210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115332641944955210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrugdan-scak-sayklamalar.html' title='EbruG&apos;dan sıcak sayıklamaları'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115263614679115640</id><published>2006-07-11T09:34:00.000-07:00</published><updated>2006-07-11T09:42:26.803-07:00</updated><title type='text'>EbruG üçlü koltuktan soruyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kuzenim, eşi ve 7 yaşındaki oğulları Almanya'dan tatile geldiler.Bizde kalıyorlar.Benim yatağı Bıdık'a teslim ettim.Salonda üçlü koltukta 1/3lük uyuyorum.Şikayetçi değilim.Sadece bu aralar birkaç konuyu anlamaya çalışıyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Birincisi aynı yemekleri yediğimiz halde nasıl olur da bu 7lik Bıdık devamlı turbo modunda olur?Bir insan nasıl yolda asla düz yürümez...ya koşar ya zıplar ya da olmayacak şeylerin üstüne çıkar?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İkincisi kan bağı diye birşey var mıdır ,nedir?En son 3 yıl önce gördüğümüz çocuğu nasıl bu kadar severiz?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115263614679115640?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115263614679115640/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115263614679115640' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115263614679115640'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115263614679115640'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrug-l-koltuktan-soruyor.html' title='EbruG üçlü koltuktan soruyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115246364696431459</id><published>2006-07-09T09:02:00.000-07:00</published><updated>2006-07-09T09:47:26.976-07:00</updated><title type='text'>EbruG Enka'dan bildiriyor</title><content type='html'>Le&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;vent Yüksel'in o fazla büyük gülümsemesi bana hiç hoş görünmezdi.Haddinden fazla güleryüzlü insanları yapmacık bulmamdan dolayı heralde.Yine de geçen Cuma akşamı Enka'daki Levent Yüksel konserine gittim.Hemşirelerden mühendis olanla birlikte açıkhavada canlı müzik dinlemek ve şarkı söylemek fikri beni cezbetti.Enka'nın küçük ama sevimli konser mekanını görünce dedim ki, ne hoş sanatçıyla dinleyici için samimi bir ortam.Levent Yüksel'in şirinlik muskası mimiklerini kaçırmayacağız.Konser başlaması gereken saatte başladı.Tempo tutuyoruz, şarkı söylüyoruz, herşey normal.Ama bir gariplik var.Nasıl bir konser izleyicisiyle birlikteyiz ya da burada adetler mi böyledir anlamaya çalışıyoruz.Devamlı bir insan trafiği var.Gelen, giden durmuyor.Biz "med cezir"e konsantre olmuşuz, yine süslü bir hatun tin tin tin önümüzden geçiyor.İki dakika geçmeden kendine benzer üç kişiyi peşine takmış vaziyette aynı tempo resmi geçit devam.Biraz sonra bir anne çocuğunu tuvalete götürüyor.Daha kendime çektiğim dizlerimi açmadan biri daha.Geri dönüşlerini hiç anlatmayayım.Herşey dahil bir fabrikasyon tatil köyünde animasyon mu izliyoruz biz? Ya da ne bileyim Erdek'te terlik-şort elde çekirdek dolaşırken girdiğimiz bir çay bahçesinde miyiz?Samimi bir konser ortamı demiştim ama Levent Yüksel "yarin gözü yüksekte, benim bir kuru aşkım var" derken sahnenin ortasına nerden geldiği belli olmayan bir basket topunun yuvarlanacağını tahmin etmemiştim.Ben konser izleyicinde masaya dansöz çıkartıp oynatan bir kıvam hissettim.Levent Yüksel "hoşçakalın" dediği an protokol teyzeler üzerinde hala sanatçının ve saz arkadaşlarının da bulunduğu sahneyi de kullanarak mekanı bir an evvel terk etmenin derdine düştüler.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Gelelim Levent Yüksel'e...Yapmacık olduğu fikrimi taşımıyorum artık.Adam güzel gülüyor yahu.Performans yukarda anlattıklarıma rağmen süper.Bir de ben meğer epey Levent Yüksel şarkısı biliyor ve seviyormuşum.Nerdeyse bütün konser eşlik ettim Levent'e .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"Kadınım söyle mutlu oldun mu?Bu deli adamı unuttun mu?Sevdin mi, ah gerçekten seviştin mi?Söyle, onları da öptün mü?"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;"...öyle sınırsız, öyle derin, öyle çok severim ki korkarsın..."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Konser çıkışı hemşireyle Emirgan'a gidip menemen yiyip çay içtik.Boğaz'a bakıp "yarim İstanbul gel öpeyim gerdanından" dedik.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Özetleyecek olursak, artılar eksileri götürdü.Geriye birlikte söylenen şarkılar, içilen çaylar, kendi adıma yeniden keşfedilen Levent Yüksel ve tabi ki yarimiz İstanbul kaldı.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115246364696431459?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115246364696431459/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115246364696431459' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115246364696431459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115246364696431459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrug-enkadan-bildiriyor.html' title='EbruG Enka&apos;dan bildiriyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115191477941304485</id><published>2006-07-03T01:02:00.000-07:00</published><updated>2006-07-03T01:19:39.423-07:00</updated><title type='text'>EbruG radyoda</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Evimizin karşısındaki baz istasyonunun kaldırılması için komşularımızla birlikte verdiğim mücadelenin günlüğünü ayrı bir yerde tutuyorum aslında.Ama burda da anlatmak istediğim bir gelişme var.&lt;strong&gt;Ben 2 Temmuz Pazar günü saat 13:00 le 14:00 arası Marmara FM'de canlı yayın konuğuydum.&lt;/strong&gt;Tüketiciler Birliği'nin katkılarıyla hazırlanan bir programda derdimi bol bol anlatmama olanak sağladılar.Çok heyecanlandım.Sabahın köründe kalkıp ders çalışır gibi söyleyeceklerimi kafamda tasarladım.Söylemesi zor olan bazı kelimeler var.Arka arkaya üç kere "telekomunikasyon kurumu" demeyi deneyin mesela.Onları biraz çalıştım filan.Sonra yanıma kuzenimi de alıp gittik Çamlıca'ya.Program iyi geçti.Tüketiciler Birliği Başkanı olan bir avukat beyefendi de telefonla bağlandı, o da çok güzel konuştu.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Daha önce yaptığımız bir sokak eylemi Flash TV'de haberlere çıkacak diye yanlış alarm verip çoğunuza o akşam boş yere Flash TV izletmiştim.Bu sefer de aynı şey olmasın diye önceden duyurmadım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115191477941304485?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115191477941304485/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115191477941304485' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115191477941304485'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115191477941304485'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrug-radyoda.html' title='EbruG radyoda'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115176334656667057</id><published>2006-07-01T06:43:00.000-07:00</published><updated>2006-07-01T07:15:46.590-07:00</updated><title type='text'>EbruG konsere gitti!</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Harbiye Açıkhava'da konser biletleri çok pahalı diye isyanlardaydım burda bahsetmiştim, hatta belki görmüşsünüzdür Hürriyet'in Kelebek ekinde yazan Onur Baştürk'e de aynı şekilde ağlamış ve "ühü, bu sene biraz zor giderim ben MFÖ konserine, halbuki gitmezsem de batsın bu dünya" tarzında şeyler yazmıştım.Adam da bunu köşesinde yayınlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Meğer ağlayan çocuğa bir meme veren oluyormuş harbiden.Doğumgünü hediyesi olarak bir arkadaşım  beni konsere götürdü!Böylece gelenek bozulmamış olduk.Üçümüz yine bağıra çağıra bütün şarkıları söyledik tüm konser boyunca.Üçüncü kim diye merak eden olur, biliyorum.Panik yapmayın.Üç numara, iki numaranın ,yani bileti alma nezaketinde bulunanın kardeşi.O da MFÖ çoksever bir arkadaşımız ve vatani görevini tamamlayıp eve döneli daha bir hafta olmadı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Açıkhavada karambolde sesim bana epey güzel gelmişti aslında.Fakat çıktığımızda  çok sigara içen teyzelerinki  gibiydi.Ali Desidero, Yalnızlık Ömür Boyu, Asabiyim Ben, Mecburen, Sufi, Güllerin İçinden,Ele Güne Karşı, Bu Sabah Yağmur Var İstanbul'da, Sarı Laleler...Gaza gelip ayağa kalkınca arkamdakiler kibarca oturmamı istedi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Konsere gitmiş olmak benim için çok güzel ama Açıkhava MFÖ ekürisinin fire vermeden geleneğini devam ettirebilmiş olması daha da anlamlı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ne diyeyim, hepinizin böyle arkadaşları ve böyle hatırladıkça yüreğinizi ısıtacak ortak hatıraları vardır umarım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115176334656667057?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115176334656667057/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115176334656667057' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115176334656667057'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115176334656667057'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/07/ebrug-konsere-gitti.html' title='EbruG konsere gitti!'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115125467384891006</id><published>2006-06-25T09:51:00.000-07:00</published><updated>2006-06-25T09:57:53.860-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un pazar gezmesi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt; İTÜ Kimya Mühendisliği'nden mezunum.İTÜ kazık bir okul kabul edin.O zor şartlarda hayatta kalma ve sınıf geçme mücadelesi verirken yol arkadaşlarınız da çok değerli oluyor.Okunaklı  ders notu , fotokopici sırası, laboratuar günleri, deney raporları, asistan tripleri, bitirme ödevi derken bitti çok şükür.Saydığım ve  benzeri bir sürü stres toplarını arkadaşlarla ve arkadaşlar sayesinde bertaraf ettim.Ettik.&lt;br /&gt; Pazar günü o kimya mühendislerinin bir kısmıyla bir tanesinin evinde bir araya geldik.Ev sahibi çiftin bir yaşına yeni giren oğluyla yaşadığım tek taraflı aşktan bahsetmiştim, hatırlarsınız.Gelen arkadaşlarım arasında doğanın çağrısını kulak ardı etmeyip evlenen çocuk sahibi olanlar da vardı.Onlara sevgili eşleri ve çocukları da eşlik ediyordu.Hatta bebeklerden bir  tanesi annesinin karnında geldi.Bir zamanlar "temel işlemler dördüncü deneyi, sayısal analiz, reaktör tasarım,kondensasyon raporu,milimetrik grafik kağıdı" muhabbeti yaptığım insanlarla "normal doğum mu sezeryan mı" diye konuşmak "kekin  tarifini isterim" diye kaynatmak ne acaip.Ama aynı zamanda çok güzel.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115125467384891006?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115125467384891006/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115125467384891006' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115125467384891006'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115125467384891006'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugun-pazar-gezmesi.html' title='EbruG&apos;un pazar gezmesi'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115097658289112671</id><published>2006-06-22T04:24:00.000-07:00</published><updated>2006-06-22T04:43:02.906-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan EbruG'a</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.artesilvia.it/rose.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.artesilvia.it/rose.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Sevgili EbruG,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yarın (23 haziran) 30. doğumgününü üçüncü defa kutlayacaksın.Kaç yaşında olursan ol, sen hep benim küçük zerdali ağacımsın.Bu şiiri seversin biliyorum.Sana armağanım olsun.İyi ki doğdun!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;EbruG&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#cc6600;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Zerdali Ağacı&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Havalar güzel gidiyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sen de çiçek açtın erkenden&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Küçük zerdali ağacım,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Aklın ermeden.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bak kurt gibi kalın yapılı&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Görmüş geçirmiş ağaçlara&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Küçük zerdali ağacım,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Pişman olursun sonra.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Şimdi okşar da hafif hafif&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bir gün yerden yere çalar rüzgar&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Küçük zerdali ağacım,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bakma güzel gitsin havalar.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sallansın dalların çocuklar gibi&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bakma güneş ısıtsın varsın&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Küçük zerdali ağacım,&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sonra donarsın&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Zemheri bahar mı olur&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Akşamları seyret anlarsın&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sakın erkenden çiçek açma&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Küçük zerdali ağacım.&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Cahit Külebi&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115097658289112671?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115097658289112671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115097658289112671' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115097658289112671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115097658289112671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugdan-ebruga.html' title='EbruG&apos;dan EbruG&apos;a'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115088685880004884</id><published>2006-06-21T02:57:00.000-07:00</published><updated>2006-06-21T03:47:38.816-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan noktasal atışlar</title><content type='html'>*&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Geçen hafta içinde bir akşam hemşirelerden birinde kaldım.Yemyeşil bir bahçenin ortasında dut ağaçlarının arasında müstakil bir evde uyanmak ne güzel birşey anlatamam.Balkonda yapılan uzun kahvaltının keyfini siz tahmin edin.Misafir modunda olmak ve şımartılmak da cabası.Çok iyi geldi bana bu yeşil gölgeli balkon keyfi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ama hepsi bu değil.Eve dönüş yolunda yaptığım Arnavutköy-Kuruçeşme sahil yürüyüşü, kemiklerimi ısıtan güneş, Boğaz, herşey çok güzeldi.Aşşk Cafe'de verilen  molada Boğaz'ın serin sularının nerdeyse ayaklarıma çarptığı bir masada içilen ince belli çay.Yalnız olmanın her zaman da mutsuzluğun gerek yeter şartı olmadığını düşünmek.Bana böyle güzel bir gün başlangıcı yaşatan hemşireye gönülden teşekkür etmek.Öteki hemşireye kıskandırma mesajları göndermek ;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Unutmayacağım bir sabahtı.Renkleriyle, ışığıyla, sesleriyle, kokusuyla, tatlarıyla ve sıcaklığıyla.Olabildiğince çok detayla kaydetmeye çalıştım hafızama.Kendimi kötü hissettiğim zamanlarda gözlerimi kapatıp hatırlamak üzere...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000099;"&gt;*Cumartesi akşamı bir düğüne gittim.Aslında düğün demeli mi, emin değilim?Cumartesi gündüz nikahlanan bir çift arkadaşımızın gelinlik ve damatlık kostümleriyle katıldığı özel bir parti...Damat fotoğrafçı gelin tur rehberi olunca davetliler de gittiğim çoğu düğünden daha renkliydi elbet.Çoğunu duymuşum, bazılarını görmüşüm ,bazı bazılarıyla yemişim, içmişim, takılmışım.Ama hepsini  bir arada ilk görüşüm.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000099;"&gt;Düğünden aklımda kalanlar:Yeşil king kong peruklu damat, halay çeken japonlar, ayak üstü içilen çorba, hemşirelerle bağıra bağıra söylenen ajda pekkan şarkıları, ayağımı vuran hain ayakkabı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;*Dün akşam üzeri (21 haziran) mezun olduğum lisede 2006 yılının mezunları için tören yapıldı.Cübbelerini ve keplerini giyip mezuniyet belgelerini aldılar.Benim bu bahçede bu cübbeyi giyip aynı heyecanlı adımlarla elimdeki tek kırmızı gülle bu kürsüye ilerleyip bu belgeyi almamın üzerinden 15 yıl geçmiş!Bir eski mezun olarak katıldığım bu mezuniyet töreninde, kendisi 1975 mezunu olan ve oraya oğlunun mezuniyetini izlemek üzere gelen biriyle konuştuk.Nişantaşı Anadolu Lisesi veya tarih içinde daha bilinen adıyla English Highschool...Öyle güzel ve özel bir ortak payda ki farklı  kuşakları  bir araya getirebiliyor.Lise anılarının canlandığı tatlı ve buruk bir akşamdı diyebilirim.Çocuklar kepleri havaya atarken ben yine ağlıyordum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bu arada 1984-1991 yılları arasında bana ısrarla ters takla attırmaya çalışan beden eğitimi hocamızın hala aktif dinamik ve heyecanlı bir şekilde derslere girdiğini görmek beni sevindirdi.Ben hala ters takla  atamıyorsam, artık bu benim meselem sanırım.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115088685880004884?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115088685880004884/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115088685880004884' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115088685880004884'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115088685880004884'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugdan-noktasal-atlar.html' title='EbruG&apos;dan noktasal atışlar'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115079128968990578</id><published>2006-06-20T00:44:00.000-07:00</published><updated>2006-06-20T01:14:49.703-07:00</updated><title type='text'>EbruG dağa çıktı, hüzün yaptı</title><content type='html'>Brokeback Mountain...&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Çok tartışıldı. Yurtdışında bir defileye concept oluşturduğunu bile gördüm.En son MTV Movie Awards'de "Best Kiss" ödülünü aldı.Ben filmi dün (19 haziran pazartesi) izledim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Tek ağlayan ben miyimdir bu filmde merak ederim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Siz o filmdeki karakterlerin boyunu posunu ve cinsiyetini bir yana bırakıp  ortadaki umutsuz aşkı görmediniz mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Ailenin, çevrenin ve toplumun genelinin çizdiği yoldan yürürken, gerçekleşmeyeceğini bile bile hayaller kuran o insanların yıllar süren kavuşamama hikayesi içinizi acıtmadı mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;O saklı ilişkiyi yaşamaya çalışırken daha cesur ve gözükara olanın, ilişkiyi bir adım öteye taşıma isteğinin her defasında ötekinin bazen kırıcı derecede soğuk, ilgisiz tavırlarıyla cevapsız bırakılması...Bu duygu çok mu yabancı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kollarını açıp kendisine sarılacağı anı  hayal ederek kilometrelerce öteden geldiği sevdiği adam  yüz vermeyince, o hayal kırıklığı, kızgınlık ve cezalandırma arzusuyla kendini istemeye istemeye başka kollara atma tepkisi...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Sonra o soğuk ve ilişkiyi baştan beri sahiplenmemiş görünen tarafın, hasret ve çaresizlik içinde sevdiğinin gömleğindeki kokuyu içine çekip gizli gizli ağlaması...Yapmadığımız veya tanık olmadığımız birşey mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Umarım bu filmi sadece taş gibi iki adamın çatır çatır sevişme sahnelerinin olduğu bir gay filmi olarak izlemezsiniz.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115079128968990578?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115079128968990578/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115079128968990578' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115079128968990578'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115079128968990578'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrug-daa-kt-hzn-yapt.html' title='EbruG dağa çıktı, hüzün yaptı'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115048134744645399</id><published>2006-06-16T10:28:00.000-07:00</published><updated>2006-06-16T11:09:07.476-07:00</updated><title type='text'>EbruG çiftlikten bildiriyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.worldcommunitycookbook.org/season/guide/photos/tomatillo.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.worldcommunitycookbook.org/season/guide/photos/tomatillo.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Organik Ürün Kutu Sistemi'ni biliyor muydunuz?Ben İngiltere'den gelen arkadaşımdan duymuştum ama burada da var olduğunu yeni öğrendim.Ne de olsa bilmemek değil öğrenmemek ayıp.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Organik sertifikalı çiftlikler var.Buralarda organik tarım yapılıyor.Organik tarım demek, haşere ve hastalıklarla doğal yöntemlerle mücadele edilen tarım demek oluyor.Böylece vitaminlerini kaybetmemiş ve de zehirli kimyasallardan arındırılmış gıdalar üretilebiliyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Mesela bir X firması üzerinden anlatmaya çalışayım."X Çiftliği Organik Kutu Sistemi"...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Sisteme abone oluyorsunuz.Size kutu tiplerini tanıtıyorlar.Neler olabilir kutu tipleri?Sebze ağırlıklı, salata ağırlıklı, karışık, sağlık otları içeren, büyük, küçük, mevsimlik meyve içeren, vs.Kutu içerikleri belirlenirken kaliteli ve dengeli beslenmeyi sağlayacak ürün çeşitliliği ve ürünün Türk mutfağında kullanılma sıklığı göz önünde bulunduruluyor.Ayrıca ülkemizde bulunması güç sebze, salata ve baharat çeşitleri de var.(Tomatilloyu duymuş muydunuz mesela?)Tercih ettiğiniz kutunun dağıtım sıklığını da siz belirliyorsunuz.Tatil veya seyahat gibi sebeplerle aboneliğe ara verebiliyorsunuz.Bu arada kutu içerikleri sabit kalacak diye bir şart yok.İstediğiniz özel bir ürün olursa kutunuza ekletebiliyorsunuz.Kutular soğutuculu araçlarla dağıtılıyor.Ürünler 24 saat içinde tarladan evinize geliyor.Sertifikalı bir üreticiden aracısız olarak doğrudan mutfağınıza ulaşmış oluyorlar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;"&gt;Evet, resimdeki güzelin ismi "Tomatillo"."&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;em&gt;Dış kabuklarını çıkartıp yıkayın. Eğer isterseniz kabuklarını da soyabilirsiniz. Tomatilloları bütün veya doğranmış olarak pişirebilirsiniz. Meyveleri üstü kapalı bir tencerede az suyla buharda 5-7 dakika kaynatın. Bu aşamada tomatillo sos kıvamına gelir ve sosun içinde küçük çekirdekler ve kabuk görürsünüz. Karışımı istediğiniz yemeğe ekleyebileceğiniz gibi tuz ve biberle tatlandırıp acı biber ekleyerek yemeklerinizin yanında garnitür olarak da kullanabilirsiniz."&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115048134744645399?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115048134744645399/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115048134744645399' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115048134744645399'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115048134744645399'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrug-iftlikten-bildiriyor.html' title='EbruG çiftlikten bildiriyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-115028295590242199</id><published>2006-06-14T03:11:00.000-07:00</published><updated>2006-06-14T04:02:35.916-07:00</updated><title type='text'>EbruG birgün evden çıkar ve...sonra geri gelir</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.pareumbrella.com/images/graylady.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.pareumbrella.com/images/graylady.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;13 Haziran Salı günü saat 13:00 gibi evden çıktım.Dolmuşla Taksim'e geldim.Sen Antuan Klisesi'nin Karşısındaki Elhamra Pasajı'nın içindeki Karşı Sanat Galerisi'nde "40 Ayna" diye bir sergi var.Niyetim onu görmekti.40 tiyatro oyuncusunu, yarattıkları karaktere geçiş kapısı ve sahneye çıkmadan önceki son hesaplaşma alanları olan aynalarla birlikte fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz'a poz vermiş. 40 Adet siyah beyaz fotoğraftan oluşan sergide; Ali Poyrazoğlu, Arsen Gürzap, Ayla Algan, Bülent Emin Yarar, Can Gürzap, Cihan Ünal, Cüneyt Türel,Çiğdem Selışık, Demet Akbağ, Engin Cezzar, Erol Günaydın, Erol Keskin, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Hadi Çaman, Haldun Dormen, Haluk Bilginer, Işık Yenersu, Köksal Engür, Macide Tanır, Mahir Günşıray, Mehmet Akan, Meral Çetinkaya, Metin Serezli, Müjdat Gezen, Münir Özkul, Nedret Güvenç, Nejat Uygur, Nevra Serezli, Rasim Öztekin, Rutkay Aziz, Selçuk Yöntem, Sumru Yavrucuk, Tilbe Saran, Uğur Polat, Yıldız Kenter, Yılmaz Erdoğan, Zafer Ergin, Zeliha Berksoy ve Zuhal Olcay’ın fotoğrafları var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Sergiye gittim.Karşı'da aynı zamanda bir de resim sergisi vardı.Nalan Yırtmaç ve Fulya Çetin isimli iki sanatçının çok ilginç ve bence eğlenceli resimleri vardı.40 Ayna sergisindeki fotoğrafların çoğunu gazetede gördüğümü farkettiğimden, diğer resim sergisi benim için çok hoş bir sürpriz oldu.Olmasaydı belki de hayal kırıklığıyla çıkacaktım Karşı'dan.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Oraya kadar gitmişken Sen Antuan'da mum dikmeden olmaz.Allah hepimizin dualarını kabul etsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Kiliseden çıkınca çaktırmadan bol bol yağan yağmurun altında leopar desenli şemsiyemle Tünel yönünde yürümeye devam ettim.Şimdi'ye vardım.Bir kahve söyledim ve arkama yaslandım.Güzel mekan.Kahve 4 mio.Çıkarken kapının yanındaki broşürlerden birinde çok uzun zamandır rastlamadığım bir tanıdığımın adını bir takım sanatsal faaliyetlerin içinde gördüm.Eh en azından yaşıyormuş ve sanat yapacak durumdaymış, öğrenmiş oldum :)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Dönüş yolunda meydana doğru yürürken İstiklal Caddesi'ne soldan bağlanan sokaklardan birinde "Carnival" diye biryer hep görmekteydim.Gidip yakından baktım.O sokağın devamında sıcak yaz akşamlarında hoş olabilecek mekanlar gördüm.İstiklal'e geri döndüm.Yukarı yürümeye devam ederken Rejans'ın olduğu çıkmaz sokakta "Gölge Kahve " diye başka biryer gördüm.Bomboştu ama çok kafa dinlenecek kaçış için uygun biryer gibi göründü.Denemek lazım.Odakule'ye çok yakın.Pratik biryer.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Odakule civarındayken Pera Müzesi'ndeki sergiye bakayım dedim."Portreler" fotoğraf sergisi vardı.Güvenlik kapısından laylaylom ben buraların yabancısı değilim hep gelirim rahatlığıyla geçtikten sonra danışma-resepsiyon gibi olan yerdeki adam "stop" dedi.Giriş olmuş mu sana 7 mio ,Mayıs itibariyle.Eski giriş ücreti 0 (sıfır) liraydı.Geçiyordum uğradım ruh halimden bir çırpıda sıyrıldım."Hmm, hık, mık, cık cık cık" yaparak filmi geri sardım.Pera Müzesi'ne hiç girmemişim gibi İstiklal Caddesi'ne katıldım.İstiklal'e giriş hala ücretsiz.Hergün halk günü.Halbuki 72 millet bir arada.Her an ayrı bir enstalasyon.Açıkhava müzesinin en büyüğü burda.Umarım yetkililer uyanmaz bu duruma.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Starbucks'ın devasal kadife koltuklarında arkama yaslandığımda ayaklarım havada kalıyor.Ayaklarımı sallayarak 2,5 mio'ya yeşil çay içtim ve bunları yazdım.Neden bilmiyorum, belki de suça eğilim, bir avuç dolusu kahve çekirdeği çalarak sıvıştım.Kendimce heyecan yaptım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Taksim civarında oturan bir arkadaşımla buluşmak üzere Kaktüs'e giderken haftaya nikahı olan başka bir arkadaşıma bezgin bekir modunda elinde bir deste davetiyeyle ıslanırken rastladım.Bir uzak akrabayı daha bulmak üzere gözden kayboldu.Kaktüs'de içtiğim çayın ve sodanın parasını centilmen arkadaşımın ödemesine izin verdim.Dünya Kupası, geçim derdi ve benim baz istasyonu mücadelem ekseninde konuştuk güldük.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Yağmurun altında evlere dağıldık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-115028295590242199?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/115028295590242199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=115028295590242199' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115028295590242199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/115028295590242199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrug-birgn-evden-kar-vesonra-geri.html' title='EbruG birgün evden çıkar ve...sonra geri gelir'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114995550231952211</id><published>2006-06-10T08:59:00.000-07:00</published><updated>2006-06-10T09:05:02.330-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un yeni bloguyla tanışın lütfen</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Bu baz konusu burayı kastı.Biraz da uzun sürecek gibi gözüküyor.Bir de düşündüm ki baz istasyonu günlüğümü başlı başına ayrı bi yerde tutayım.Belki günün birinde birinin de işine yarar.Ya da ne bileyim, baz bloguna bakıp, aylardır bir arpa boyu gitmemişiz diye kendimizi üzecek yeni bir konumuz olur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Bayanlar, baylar!EbruG'un baz istasyonu günlüğüyle tanışın lütfen :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://ebrug-baz.blogspot.com"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;http://ebrug-baz.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114995550231952211?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114995550231952211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114995550231952211' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114995550231952211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114995550231952211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugun-yeni-bloguyla-tann-ltfen.html' title='EbruG&apos;un yeni bloguyla tanışın lütfen'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114979494679501934</id><published>2006-06-08T12:15:00.000-07:00</published><updated>2006-06-08T12:29:06.846-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un hayatında biri mi var?</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Birkaç ay önce biriyle tanıştım.Bir erkek.Onu ilk gördüğümde yağmur yağıyordu.Biraz yürüdük ve ben onunla kaldığı otele gittim.Sonra birkaç kez daha otelde buluştuk.Girişteki İtalyan lokantasında müthiş yemekler yiyip, dinlenmek üzere  odaya çıkıyorduk.Saatlerce onu izleyebilirdim.Gülüşünü, güneş vurunca kıstığı gözlerini,kendine has mimiklerini.Şimdi düşünüyorum da beni doğallığıyla bu kadar etkiledi sanırım.Bir de tabi o eşsiz kokusuyla.İlk gördüğüm andan beri ona sarılıp uyumanın nasıl birşey olduğunu hayal ediyorum.Otelden çıkıp yeni evine taşınınca onu ev ortamında görmeye başladım.Böyle olunca daha çok şey paylaşma imkanımız da oldu.Müzik dinleyip dans ettik.Çok güzel dans ediyor.Birkaç gün önce  onun için alışveriş yaptık.Fotoğraf çektik.En son olarak da Dolmabahçe'den denizi, martıları ve tekneleri izledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu adam henüz 11,5 aylık.Çok sevdiğim arkadaşlarımdan birinin oğlu.Bu dünyadaki en güzel şeylerden biri.Ne ismini söylemeye ne de buraya resmini koymaya kıyamıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öpüyorum seni küçük sevgili :)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114979494679501934?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114979494679501934/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114979494679501934' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114979494679501934'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114979494679501934'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugun-hayatnda-biri-mi-var.html' title='EbruG&apos;un hayatında biri mi var?'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114969730202491662</id><published>2006-06-07T08:42:00.000-07:00</published><updated>2006-06-07T09:24:57.746-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un bazlı günleri...never ending story</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#6600cc;"&gt;Karşı binamızda yükselen baz istasyonuyla sizi tanıştırmıştım hatırlarsınız.Sağlığa zararlarından, kanserden, tümörden birsürü sevimsiz konulardan bahsetmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:100%;color:#000000;"&gt;O istasyonu - o binada oturan kiracılar dahil- kimse istemiyor.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Binada oturmayan bina sahibi ise baz istasyonu anlaşmasıyla aldığı birkaç bin doların sarhoşluğuyla kiracılarına burda anlatamayacağım tepkiler veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telekomunikasyon Kurumu'na yazdiğimiz yazıya cevaben, "kardeşim, ben baz istasyonuna kurulduğu an geçici sertifika veririm, sonra bir ara gider ölçümlerini yaparım, uygunsa kalıcı sertifikasını veririm, değilse kulağını çekerim, ayarını yaparım" anlamında bir yazı aldık.Bir kıvırma var, evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#006600;"&gt;&lt;strong&gt;Bu arada baz istasyonunun kabul edilen değerler arasında olması da bizi kesmiyor doğrusu.Çünkü bilinen bişey varsa o da şu ki, o değerler arasında olması bunların tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor.Diğer bir bilinen ise, bizim gibi birçok komşumuzun o baz istasyonuyla ömrümüz yettiğince zorunlu komşuluk yapıyor olacağı.Yani, üç gün veya beş ay değil yıllaaaaarca beynimizin dibinde ziv ziv ziv...&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Efendime söyleyeyim, Telekomunikasyon Kurumu'ndan aldığımız yanıttan sonra, mahalle muhtarlığına, kaymakamlığa, Beşiktaş Belediyesi'ne altında toplu imzalar bulunan yazılar, dilekçeler gönderdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yazık ki hepimiz körüz de karşımızdaki filin biyerini tutup "hmmm" diyor ve fil denen şeyin ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibiyiz.Muhatabımızı halen bulamadık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu arada "&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;sen kiminle dansettiğini sanıyorsun&lt;/span&gt;" derler ya filmlerde, aynen o hesap.Biz memleketin en güçlü iki GSM şirketine hesap sormaya, kafa tutmaya çalışıyoruz.Bünyelerinde en kurt avukatları süper maaşlarla barındırıyorlar, televizyon ve gazetelerin en ballı reklam vericilerindenler.Sesimizi duyurmak için bir televizyon kanalını arasak dediğimizde, o büyük kanallardan birinden aldığımız off the record bir samimi yanıt, "kendi içimizde ters düşmüş oluruz"du.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Son durum, 10 Haziran Cumartesi günü binanın önünde toplanacağız.Derdimizi birilerine anlatmaya çalışacağız.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114969730202491662?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114969730202491662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114969730202491662' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114969730202491662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114969730202491662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugun-bazl-gnlerinever-ending-story.html' title='EbruG&apos;un bazlı günleri...never ending story'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114944089672486841</id><published>2006-06-04T09:45:00.000-07:00</published><updated>2006-06-04T10:08:20.350-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un kirpiğinde</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Kirpiğimde düşmeden duran bir damla yaş ve titreyen detone sesimle söylüyorum.Hiç kimse kusura bakmasın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yoksun yine varlığım sürünüyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sensizliğim bilinmiyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Sen gittin gideli ellerim hep titriyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Kalbim bu acıyı saklıyor&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yıllar sonra bile hiç kimseye söyleyemedim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bu sevdayı kalbime gömdüm ve sen öldün&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yastayım ama kimse bilmiyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Seni son gördüğüm yerde yıllar sonra&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;O gün geldi yine aklıma&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bu kez bir elimde kızım içimde fırtına&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Göçüp gittiğin o yolda&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Sen varmışsın gibi gibi her gece ışığı kapatmadım&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Gel gör ki ben hala yokluğuna alışamadım&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Şimdi eşim dostum beni hastayım sanıyor&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yastayım hiç kimse bilmiyor&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bugün doğum günün yanında değilim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bu yüzden hiç iyi değilim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yaşlandım artık bıraktığın gibi değilim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Üstelik bir kızım var evliyim&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Çok zor o kadar yıl sonra itiraf etmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Bu aşkı bertaraf etmek&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Yaşasaydın sana söyleyecek çok şey vardı&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;İsterdim bak unutmadım demek &lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Ferhat Göçer'in albüm satışına büyük katkı sağlayan "Yastayım" isimli  bu duygusal şarkının söz yazarı Ercan Saatçi.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114944089672486841?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114944089672486841/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114944089672486841' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114944089672486841'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114944089672486841'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrugun-kirpiinde.html' title='EbruG&apos;un kirpiğinde'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114943514766712154</id><published>2006-06-04T07:58:00.000-07:00</published><updated>2006-06-04T08:32:27.686-07:00</updated><title type='text'>EbruG baobabları anlatıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.baobabs.com/ADAuniPL03.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.baobabs.com/ADAuniPL03.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Okan Bayülgen'in fotoğraf sergisine gittim.Zekai Demir isimli  bir fotoğrafçı arkadaşıyla birlikte Madagaskar'da çektiği fotoğraflardan oluşan bir sergiydi.Serginin adı "Baobab Yolu"ydu.Baobab bir ağaç türü.Fotoğrafların çoğunda var.Çok garip ve heybetli bir ağaç.Gövdesinin çok büyük bir kısmında dal veya yaprak yok..Dallar ağacın tepesine çok yakın bir seviyeden çıkıyor .Tanrı bu ağacı yarattığında, baobab ağacı "vay be ne kadar güzelim, çok büyüğüm ,çok etkileyiciyim" diye havaya girince ,ders olsun diye Tanrı onu topraktan söktüğü gibi tepetaklak tekrar dikmiş.Efendim tepesinde gördüğümüz, gövdesine göre oldukça gösterişsiz dallar budaklar kökleriymiş yani cezalandırılmadan önceki halinde.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Allah Baba bizi kayırıyor heralde insan cinsi olarak.Yoksa çevremizde birsürü amuda kalkmış tipler olurdu diye düşünüyorum.Canlıların en akıllısı olarak bu baobab kardeşlere bakalım ve ders alalım bence.Bir anda tepetaklak olabilir, dünyaya hiç bakmadığımız bir açıdan bakmak zorunda kalabiliriz.Bakalım o zaman da bu ağaçlar gibi sağlam kalmayı başaracak mıyız?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114943514766712154?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114943514766712154/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114943514766712154' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114943514766712154'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114943514766712154'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/06/ebrug-baobablar-anlatyor.html' title='EbruG baobabları anlatıyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114883554004615979</id><published>2006-05-28T08:52:00.000-07:00</published><updated>2006-06-04T07:12:57.303-07:00</updated><title type='text'>EbruG özür diler...İstanbul Modern'den cevap gelir...</title><content type='html'>&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" unselectable="on" width="100%"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;p&gt;&lt;a href="http://www.myjanee.com/tuts/rainbow/rainbownew/clouds3724.jpg"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.myjanee.com/tuts/rainbow/rainbownew/clouds3724.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;İstanbul Modern, modern sanatımızın öncülerinden Fahrelnissa Zeid ve Nejad Devrim'in yapıtlarından oluşan &lt;strong&gt;"Fahrelnissa ile Nejad: Gökkuşağında İki Kuşak"&lt;/strong&gt; sergisini 18 Mayıs 2006'da açtı.Serginin son günü 27 Ağustos.&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;25 Mayıs Perşembe günü İstanbul Modern'deydim&lt;/strong&gt;.Haddim değil, resimler hakkında konuşamam.İstesem de beceremem zaten, ama özellikle Fahrelnissa'nın hayat öyküsü çok etkiledi beni.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;"Sadrazam Cevat Paşa'nın kardeşi diplomat, komutan, fotoğrafçı ve tarihçi Şakir Paşa ile Giritli Sare İsmet Hanım'ın kızı olan Fahrelnissa Zeid, Osmanlı İmparatorluğu döneminde bir çok asker, idareci ve bilim adamı yetiştiren Şakir Paşa Ailesi'nden geliyor. Bir Osmanlı aydını olan aile, Cumhuriyet hümanistleri arasında önemli bir yer tutar. Fahrelnissa Zeid, Halikarnas Balıkçısı yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı ve ressam Aliye Berger'in kardeşi, seramik sanatçısı Füreya Koral'ın teyzesidir. Yazar İzzet Melih Devrim ile evliliğinden olan çocukları ise ressam Nejad Devrim ve yönetmen, tiyatro sanatçısı Şirin Devrim'dir."&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Umarım birileri bu özel insanın hayat serüvenini güzel bir belgesel yapar, zira Fahrülnissa'nın ailesi, çocukluğu, evlilikleri, kocaları, çocukları, yaşadığı şehirler, seyahatleri, Atatürk'lü anıları hepsi ama hepsi birbirinden etkileyici hikayeler barındırıyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;İstanbul Modern'e bu ilk gidişim değil, ama her seferinde heyecanlanarak girdim o kapıdan.Şehir dışından gelen dostlarımı da mutlaka fırsat bulup götürmeye gayret ettim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Müzenin içinde bir de kafe var belki biliyorsunuzdur.Manzarası şahane, yemekler güzel, ortam hoş.Amaaa...&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Ama, bu gidişimde çok rahatsız edici bir durum söz konusuydu.Benim bulunduğum 12:00-15:00 saatleri arasında müzeyi yoğun bir yemek kokusu sarmıştı.Düşünsenize, siz bir yandan hayal dünyanızda yolculuğa çıkmışsınız , kah Fahrülnissa'yla Londra'dasınız, kah Nejad'la Paris'te bir atölyede.Ama o lanet yemek kokusu hep yakanızda!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;Bir modern sanatlar müzesini gezerken, havalandırması olmayan ikinci sınıf bir lokantadaymış gibi neden hissetsin ki insan?Biz ziyaretçilere zaten ayıp da, orda eserleri sergilenen çoğu tek başına bir müzeye bedel sanatçılara daha da büyük ayıp değil mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;strong&gt;Ben kendi adıma özür diledim onlardan ama galiba "bir daha olmasın" dediler.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#993399;"&gt;Sayın Ebru Gazioğulları,&lt;br /&gt;Öncelikle müzemizle ilgili değerli görüşlerinizi bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ederiz.&lt;br /&gt;Sizi rahatsız etmiş olan ve İstanbul Modern olarak bizim de farkında olduğumuz yoğun yemek kokusunun önlenebilmesi için bugüne kadar çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Ancak kokunun tamamen önlenebilmesi mümkün olmamıştır. Yapılan çalışmalarda, bu problemi ortadan kaldırabilmek için gereken tadilatın ciddi boyutlarda olduğu görülmüştür.&lt;br /&gt;Sonuç olarak müzemiz söz konusu tadilatı, yapı işleri programına almıştır. Ancak teknik bir takım gerekler dolayısıyla yapılacak işin zamanlaması kesinlik kazanmamıştır.&lt;br /&gt;İstanbul Modern’e göstermiş olduğunuz ilgiye ve daha güzel bir İstanbul Modern için olduğuna inandığımız yerinde uyarılarınıza içten teşekkürlerimizi sunarız.&lt;br /&gt;Saygılarımla,&lt;br /&gt;Funda Öge&lt;br /&gt;İSTANBUL MODERN&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr unselectable="on" hb_tag="1"&gt;&lt;td style="FONT-SIZE: 1pt" height="1" unselectable="on"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;blockquote id="688b596e"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114883554004615979?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114883554004615979/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114883554004615979' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114883554004615979'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114883554004615979'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-zr-dileristanbul-modernden-cevap.html' title='EbruG özür diler...İstanbul Modern&apos;den cevap gelir...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114846148230141201</id><published>2006-05-24T01:50:00.000-07:00</published><updated>2006-05-24T02:04:42.313-07:00</updated><title type='text'>EbruG şiir okurken</title><content type='html'>&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" unselectable="on" width="100%"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;beni yanlış evlerde aradılar ; süt dökmüş kedilerin,&lt;/span&gt; &lt;a href="http://lxi.raindrop.jp/pbbs/img20030603.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 258px; CURSOR: hand; HEIGHT: 175px" height="215" alt="" src="http://lxi.raindrop.jp/pbbs/img20030603.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;kapısı kilitli dağların yamacında , gereğinden fazla&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;süren suskunluğun eşiğindeydim oysa.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;ayna ;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;beni yanlış öptüler aslında&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;altay öktem&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr unselectable="on" hb_tag="1"&gt;&lt;td style="FONT-SIZE: 1pt" height="1" unselectable="on"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114846148230141201?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114846148230141201/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114846148230141201' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114846148230141201'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114846148230141201'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-iir-okurken.html' title='EbruG şiir okurken'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114830300129193785</id><published>2006-05-22T05:40:00.000-07:00</published><updated>2006-05-22T06:03:21.346-07:00</updated><title type='text'>EbruG ve Açıkhava</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.anatolianrock.com/images/mfoic.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.anatolianrock.com/images/mfoic.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#993399;"&gt;Mazhar Fuat Özkan Grubu, yeni ve eski şarkılarıyla sahnede...Kısa süre önce çıkan AGU isimli albümlerinin birbirinden güzel şarkılarından seçmeler ile, gönüllere taht kurmuş klasiklerini onlarla birlikte söylemek isteyenler için MFÖ 30 Haziran Cuma akşamı Harbiye Açıkhava Tiyatrosu'nda olacak. &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#993399;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;color:#993399;"&gt;Bilet Fiyatları&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;A - B - C - D - E BLOK: &lt;strong&gt;65 YTL&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;H - K - L - M - G - N BLOK: &lt;strong&gt;55 YTL&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;F - P BLOK: &lt;strong&gt;45 YTL&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" unselectable="on" width="100%"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Fakirlik edebiyatı yapmak değil niyetim.Ama anlayamıyorum harbiden.Anadolu yakasında oturan bir çiftin bu konseri en dandik yerden izlemek için bile cebinden -yol paralarını da düşünerek- 100 YTL çıkması söz konusu.&lt;br /&gt;Harbiye Açık Hava her zaman sevdiğimiz sanatçıları yıldızların altında izlemenin ,kucaklamanın, sevdiklerimizle beraber bir ağızdan şarkı söylemenin adresi oldu bizim için.&lt;br /&gt;Yaptığım basit oran orantı hesapları yeterli gelmiyor bu bilet fiyatlarını anlaşılabilir kılmaya.Gecen sene 20YTL'ye yine Açıkhava'da yine MFÖ izledik.Biz her yaz gitmezsek bir MFÖ konserine o sene içinde kesin kurtlanırız.Ama bu sene durumlar zor gözüküyor.Olimpia Wish'deki MFÖ konseri bilet fiyatı da dalgaları aşıyordu ama Harbiye Açıkhava darbeyi tam indirdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr unselectable="on" hb_tag="1"&gt;&lt;td style="FONT-SIZE: 1pt" height="1" unselectable="on"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114830300129193785?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114830300129193785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114830300129193785' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114830300129193785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114830300129193785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-ve-akhava.html' title='EbruG ve Açıkhava'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114796298533249097</id><published>2006-05-18T07:21:00.000-07:00</published><updated>2006-05-28T08:46:19.436-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un hemşireleri...kolye güncellemesiyle</title><content type='html'>&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" width="100%" unselectable="on"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr hb_tag="1" unselectable="on"&gt;&lt;td style="FONT-SIZE: 1pt" height="1" unselectable="on"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;blockquote id="9f3af90c"&gt;&lt;a href="http://www.problogger.net/wp-content/diamonds.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.problogger.net/wp-content/diamonds.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Dün akşam 21 yıllık iki arkadaşımla buluştum.Bu ikisi birlikte dalmaya Kaş'a gideceklerinden önce express bir tatil alışverişi turu atıldı Nişantaşı'nda.Zamanında birlikte tatile gidip, otobüs yolculuğunda yanımıza denk gelen yolcuları bezdirdiğimiz de oldu ama bu sefer bensiz gidiyorlar.Alışveriş turundan sonra klasikten vazgeçmedik, All Sports'a gittik.Seviyoruz burayı.Çalışanları, müşterileri, müşterilerin çocukları, bebekleri, köpekleri filan...Sıcak bir ambians.&lt;br /&gt;Mimar olan hemşirenin bitmeyen usta takip terbiye telefonları.Parkeci,tesisatçı, boyacı, döşemeci, klimacı...Mühendis olanın Birleşmiş Milletler ayarında bir çeşitlilik gösteren işsel ziyaretçileri.Benim arada ütü, anane, hasta, pasta hikayelerim...Dışardan dinleyen 3 deli bir araya gelmiş boş boş konuşuyor, vara yoka gülüyor der.&lt;br /&gt;Allahım ne çok konuştuk!&lt;br /&gt;Eskiler, yeniler, adaylar, potansiyel ihtiva edenler, komik bir anı olmaktan öteye geçemeyenler, platonikler, hesaplar, kitaplar,hmmm'lar, cık cık'lar, file çorap, beyaz gömlek,outlet, pembe ayakkabı, şişman gözlüklü kız, fotokopiciden beri takip eden gizemli kel adam, dip boya, kaş, Kaş, tortellini güzelmiş,kim ne dedi, ne demek istedi, der gibi baktı, filtre kahve sütlü, Audi A3, daha gidip bavul yapacam, çok yedik bak göbeğim çıktı, dövecem ben bunu göbek diye gösterdiği şeye bak...&lt;br /&gt;Daha önce de söyledim arkadaşlarım Allah'ın lütfu.Hele bu ikisi daha başka.Ben gak deyince guk anlamıyorlar.Zaten çokçası gak dememe de gerek kalmıyor.Hatta ben "yok valla , guk" desem de "hadi hadiiii gaktır o" diyecek kadar da ciğerimi biliyolar.Güzel anlattım ama di mi :)&lt;br /&gt;Bir gidip gelsinler bakalım, alacağım ifadelerini -muhtemelen All Sports'da-.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;28 Mayıs güncelleme : Evet, dün akşam aldım ifadelerini All Sports'un bahçesinde.Yemişler, içmişler, dalmışlar, çıkmışlar, plajda, otobüste uyumuşlar vs vs.Bana da güzel bir kolye getirmişler kıskanmıyayım onları diye.Hınzırlar, yılbaşında hediye ettikleri küpelerle takım olacak çoook güzel birşey almış.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114796298533249097?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114796298533249097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114796298533249097' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114796298533249097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114796298533249097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrugun-hemirelerikolye-gncellemesiyle.html' title='EbruG&apos;un hemşireleri...kolye güncellemesiyle'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114780707456317028</id><published>2006-05-16T11:17:00.000-07:00</published><updated>2006-05-17T05:29:28.510-07:00</updated><title type='text'>EbruG'un baz istasyonu</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.medyarazzi.com//resimler/haber/kurukafa.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.medyarazzi.com/%5Cresimler%5Chaber%5Ckurukafa.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Birileri karşımızdaki binanın tepesine baz istasyonu kondurmaya girişmesin mi!Bahsettiğim mesafe yatağımın başucundan 5 bilemedin 6 metre sonrası.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;İş başa gelince neler öğrendim neler.Sevgili Hatice Kalyoncu gözümü açtın, saol.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Nedir kardeşim baz istasyonu diyen var mı bilmiyorum ama baz istasyonları, GSM iletişimin kapsama alanını genişletmek için bina çatılarına kurulan, genellikle beyaz renkli ve kutu şeklinde, 4 metre boyunda, iki çubuk antenle bir çanak antenden oluşan ve mikrodalga yayan cihazlardır. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Eee ne güzel, kursunlar bazı çatıya, cep telefonları canavar gibi çeksin düşüncesindeysiniz, önce bir dinleyin:Az önce laf arasında geçen mikrodalga adı gibi sevimli birşey değil işte.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;Mikrodalgaların kanser yapıcı etkisi var&lt;/em&gt;.Kendisi kanser oluşturabildiği gibi kanser yapıcı maddelerin hücreye girişini kolaylaştırıyor veya mevcut kanserli ortamın yaygınlaşmasını hızlandırıyor.Diğer zararları şunlar :"&lt;em&gt;Mikrodalgaların göze zararları&lt;/em&gt;: Tavşanlar üzerinde yapılan araştırmalarda mikrodalgalar nedeniyle göz merceğinin bulanması (perde veya katarakt), göz saydam tabakasının (kornea) bulanması, renkli tabaka (iris) iltihabı, gözdibi (retina) harabiyeti meydana geldiği tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mikrodalgaların kulağa zararları&lt;/em&gt;: 20 mJ/cm3'ten daha düşük dozda darbeli mikrodalga enerjileri bile kulak çınlamasına ve işitme kaybına yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mikrodalgaların cinsel yaşama etkileri&lt;/em&gt;: Deney hayvanları üzerinde yapılan çalışmalarda erbezlerindeki hücrelerin ölmesi sonucu kısırlık, mutant yavruların doğması, dölütün dölyatağında ölmesi, adet bozuklukları, östrojen artışı nedeniyle gebeliğin tehlikeye girmesi, düşüklerin artması tespit edilmiştir. Mikrodalgaya maruz kalan fizik tedavi teknisyenlerinde yukarıdaki rahatsızlıklar tespit edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mikrodalgaların bağışıklık sistemine zararları&lt;/em&gt;: Mikrodalgaların vücuttaki T8 lenfositlerini ve doğal öldürücü (natural killer) lenfositlerini azalttığı, antikorları azalttığı ve dolayısıyla bağışıklık sisteminin çöktüğü artık tıbbi bir gerçekliktir.&lt;br /&gt;&lt;em&gt;Mikrodalgaların kana zararları&lt;/em&gt;: Mikrodalgalar kan hücrelerini (alyuvar, akyuvar, pıhtı oluşturucu pulcuklar) azaltır, kanın kimyasını bozar, beyin ve kan için çok önem taşıyan bir enzim olan asetilkolin esterazı azaltır. Bu enzimin azalması ölüme yola açar. "&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bu sinsi dalgaların gelip beynimizi öpmesini beklemeyeceğiz tabi. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Anayasamızda "Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmü yer almakta. Anayasanın bireylere vermiş olduğu bu hakkın kullanılması için devlet ve bireyler her türlü çabayı göstermek zorundadır diyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Medeni Yasa komşuluk hukuku bakımından kişilerin gayrimenkulu kullanmasına sınırlamalar getirmiş. Medeni Yasa'ya göre bir kimse mülkünü kullanırken hele sınai işler yaparken komşusuna zarar verecek her türlü taşkınlıklardan çekinmeğe mecbur. Medeni Yasanın bu maddesine göre, bireylerin komşuluk hakkına dayanarak komşularından bu istasyonu kaldırmasını istemeye hakkı var.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Baz istasyonu hakkında şikayetler Telekomunikasyon Kurumu Tüketici Şikayetleri Merkezine, posta, e-posta, faks veya 130 numaralı hattan telefonla yapılıyormuş. &lt;/span&gt;&lt;a onclick="return top.js.OpenExtLink(window,event,this)" target="_blank" href="http://www.tk.gov.tr/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;www.tk.gov.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt; adresinden Tüketici Şikayetleri Formu doldurulabilir, 0212-4656276 no'lu faxa şikayet dilekçesi faxlanabilirmiş. Telekomünikasyon Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü'nün telefon numarası ise 0212-4656262 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Hiç bir dayanağım yok ama nedense baz istasyonu ve Telekomunikasyon Kurumu'nu ayrı saflarda düşünemiyorum.Adamlar için ne kadar baz o kadar komunikasyon değil midir sanki?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;İçimden bir ses yazdığımız şikayet dilekçelerine cevaben "gerekli ölçümlerin gerçekleştirildiği ve sağlığı tehdit edici bir uygulama yapılmadığının tesbit edildiği vs vs " gibisinden bir yazı alacağımızı söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Tüketiciler Birliği'nde görev alan bir arkadaşımın önerisi ise Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunup karşı binadaki baz istasyonlarının insan sağlığını tehdit ettiğini söylemek.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Bu yazının neresi giriş neresi gelişme belli değil.Sonuç derseniz o daha hiç yok.Makul zamanda mutlu sonla güncellemeyi umuyorum.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114780707456317028?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114780707456317028/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114780707456317028' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114780707456317028'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114780707456317028'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrugun-baz-istasyonu.html' title='EbruG&apos;un baz istasyonu'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114761949936214188</id><published>2006-05-14T08:00:00.000-07:00</published><updated>2006-05-14T08:11:39.380-07:00</updated><title type='text'>EbruG'dan Bitter'e</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.funkyfogey.com/cook/images/chocolate.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.funkyfogey.com/cook/images/chocolate.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Çok sevdiğim bir arkadaşım bu ay sonunda tası tarağı toplayıp başka bir ülkeye gidiyor.Burdayken bile görüşmemiz yılan hikayesine döner, onun sürpriz toplantıları seyahatleri araya girer dururdu.Ama şimdi artik o hep çok uzakta olacak.Bugün galiba onu son görüşümdü.Ofisine yakın bir kafede yasak aşk yaşayan tipler gibi iki arada bir derede hasret giderdik.Yanımda olmayacağı doğum günüm için bana şimdiden hediyemi verdi.Bana onu hatırlatacak bir parfüm.Hesabı ödeyip çıktık, ayrılacağımız noktaya geldik.Sanki üç beş gün sonra görüşecekmişiz gibi "hadi bye şekerim" dedik, o sağa döndü, bir pazar öğleden sonrasını daha geçirmek üzere ofisine gitti.Ben sola döndüm, elimde tarçın kokan parfümümle eve geldim. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" unselectable="on" width="100%"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Sen gidiyorsun ya, benim de içimden birşeyler gidiyor diyemedim.Seni özleyecegim, seni görmek aynı şehirdeyken bile efsane gibiydi, bundan sonra ne olacak diye soramadım.Kendine çok iyi bak, yaban ellerde yemini suyunu ihmal etme diye tembihleyemedim.Senin yanında komik, şımarık ve yaramaz olabiliyordum şimdi beni kim gözlerini açarak ama yargılamadan dinleyecek diye duygu sömürüsü de yapamadım.&lt;br /&gt;My dearest bitter, güzel yüzünü kimseler soldurmasın.Öpüyorum şekerim.Bisous.(Fransızca "buse" demek, you know :) )&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr unselectable="on" hb_tag="1"&gt;&lt;td height="1" unselectable="on"  style="font-size:1pt;"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114761949936214188?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114761949936214188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114761949936214188' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114761949936214188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114761949936214188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrugdan-bittere.html' title='EbruG&apos;dan Bitter&apos;e'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114726995952648364</id><published>2006-05-10T06:49:00.000-07:00</published><updated>2006-05-11T06:22:53.513-07:00</updated><title type='text'>EbruG duvara karşı</title><content type='html'>&lt;table id="HB_Mail_Container" height="100%" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%" border="0" unselectable="on"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr height="100%" unselectable="on" width="100%"&gt;&lt;td id="HB_Focus_Element" valign="top" width="100%" background="" height="250" unselectable="off"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;İster itiraf deyin ister tükürdüğünü yalamak.Söylemezsem çatlarım.Halk Günü'nde Topkapı Sarayı'na gitmek çok parlak bir fikir değildi.Hatta hiç kıvırmayayım, pişmanlık ve süratle mekanı terk etme isteğinden başka birşey uyandırmadı.&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 336px; CURSOR: hand; HEIGHT: 152px; TEXT-ALIGN: center" height="206" alt="" src="http://www.bbc.co.uk/gardening/images/plants/ivy_main.jpg" border="0" /&gt;Biz daha uyuyalım, halk gününde sevgili halkım tam tekmil ordaydı.Fakat ortada bir gariplik var, ben kendimi sürüler halinde müze ziyaretine gelmiş bu insan kalabalığına yabancı hissettim.Halk günü deyince üzerime alınmakla saflık mı ettim nedir. &lt;/span&gt;&lt;blockquote id="4f88492b"&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Asırlık duvarlarına dayanıp hayaller kurduğum Topkapı Sarayı'nda bu sefer çocuk ve kadın çığlıklarından, ter kokusundan, itişten, kakıştan kaçacak yer aradım.&lt;br /&gt;Aya maya kumpanya oynayan çocuk gruplarını yara yara çıktım dışarı.Bana neyin iyi geleceğini biliyordum.Yeşil Ev'e gitmeliydim.Gittim.&lt;br /&gt;Yeşil Ev işlenmiş, kenarları dantelli bir ipek mendil gibi.Beyaz tahta sandalyeler, mermer masalar, beyaz ferforje sokak fenerleri, klasik müzik, sarmaşıklı duvarlar Yeşil Ev'in bahçesine çok yakışıyor.&lt;br /&gt;Bahçede oturdum.Mağrur duvara incecik kollarıyla kendinden beklenmeyen bir gayretle tutunan sarmaşığa baktım.Bu sarmaşık bir kadın ve bu duvar da -adı üstünde duvar işte- bir erkek olmalı.Kadın sarmaşık erkek duvara bütün kollarıyla sarılmış.Her yanını sarmış.Çok aşık.Erkek duvar anlamazdan geliyor.Ben bu hikayenin sonunu biliyorum.Sarmaşık sararıp solacak, kuruyup küsecek.Duvar tınmayacak.&lt;br /&gt;Yeşil Ev için 3 kelime : huzur-yalnızlık-uzak&lt;br /&gt;Huzur hep istediğim, yalnızlık bazen iyi bazen hüzünlendirici, uzak...bilmiyorum...Bazı şeylerden kendi isteğimle uzak durmuyor muyum?Ama daha yakınımda olmasını istediklerim?Özlediklerim?&lt;br /&gt;Bu sarmaşık da heralde bütün kış hiçbirşeyi özlemeyen özlemeyi akıl bile edemeyen nato kafa nato mermer duvarı özlemiş.Kollarını açmış onu bekleyen, onu hayatına katmak isteyen ağacı görmezden gelip duvarın karizmasına teslim etmiş kendini.Ne zaman akıllanacaksın ey güzel sarmaşık?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr unselectable="on" hb_tag="1"&gt;&lt;td style="FONT-SIZE: 1pt" height="1" unselectable="on"&gt;&lt;div id="hotbar_promo"&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;blockquote id="4f88492b"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114726995952648364?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114726995952648364/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114726995952648364' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114726995952648364'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114726995952648364'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-duvara-kar.html' title='EbruG duvara karşı'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114709247593411153</id><published>2006-05-08T05:37:00.000-07:00</published><updated>2006-05-08T05:47:55.946-07:00</updated><title type='text'>EbruG sushi yerse...</title><content type='html'>&lt;a href="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/fr/thumb/6/6d/Sushi.png/300px-Sushi.png"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/fr/thumb/6/6d/Sushi.png/300px-Sushi.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;"Hai Gayret!" Son derece düzgün bir şekilde ütülenip katlanmış kumaş peçetemin içinden çıkan nottu bu.Galiba benim gibi hayatında ilk defa çubuklarla yemek yiyecekleri düşünmüşler .Dün çok sevgili arkadaşım Bahar beni Elmadağ Divan Oteli'ndeki Hai Sushi'ye götürdü.Bahar bir sushi aşığı, ve bence ilk defa sushi yiyecekseniz kesinlikle yanınızda olması gereken kişi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Hai Sushi dışardan geçerken de gördüğüm gibi çok düzgün ve huzurlu biryer.Fakat esas olay cam kenarlarındaki masalarda değil mekanın ortasında. İki uzakdoğulu ,beyaz önlüklü ve kepli arkadaş ortadaki bar gibi boşlukta ibadet edercesine , birbirleriyle hiç konuşmadan sushileri hazırlıyorlar.Siz de barda Homer Simpson ve saz arkadaşları gibi otururken onları zevkle izliyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;Olayın en oyuncaklı tarafı dönen bant şeklindeki tezgah.Hazırlanan sushiler küçük beyaz tabaklarının üzerinde üzerleri şeffaf bir kapakla kapatılmış olarak önünüzden vızır vızır geçiyorlar.Siz de canınızın çektiği, benim durumumda arkadaşınızın size uyacağını düşündüğü sushiyi kapıyorsunuz döner tezgahtan.Hatta sanırım gözünüze kestirdiğiniz tabağın önünüzden geçmesini sabırsızlıkla bekliyorsunuzdur. Başkaları tarafından sizden önce alınıp lüpletilmesi halinde ise size ancak "hai şansıma" demek düşer heralde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgili Bahar benim yeteneklerimi abartmış olacak, bana sabırla çubukları tutmayı gösterdi.Sonra wasabi'mizden biraz alıp soya sosumuza kattık.İçecek olarak da bir çaydanlık dolusu yeşil çay geldi.Sushi'ler şekil itibariyle 3e ayrılmış durumda.Dondurma külahı gibi olanlar(temaki), kayık gibi olanlar(nigiri) ve yuvarlaklar(maki).Ben isimleri sake,ebi ve avokado olan sushilerden denedim.Sake ve ebi şekil olarak nigiri sushiydi.Biri somonlu diğerinde buharda pişirilmiş karides var.Avokado'nun olayı doğal olarak avokado , şeklini soracak olursanız, bir maki.İçlerinden ağız tadıma en uygunu somonlu olan sake idi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat çubuk olayına mutlaka değinmem lazım.Herkes bana bakıyor,allahım ne beceriksizim, ay ay ay düşecek, ve evet işte düştü.Bu duygular içinde, çubuğu ağıza getirmek daha zor geldiğinden önümdeki sos tabağına burnumu sokarcasına eğilerek yedim sushilerimi.En zavallı an da , hedefe kilitlenmeye sadece 2 cm kalmışken, çubuğun ucundaki yiyeceğin cuppadanak sos kasesine düşmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahar çok cool'du.Bir kere sağolsun, onu utandırdığıma dair en ufakbir renk vermedi.Kendisi bir cerrah maharetinde götürdü sushileri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sushi konusunu burda kapatıyorum.Çünkü aslında söylemek istediğim daha önemli birşey var.Hai bahane.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışkanlıklar iyidir, hoştur, tanıdıktır, risksizdir,rahattır.Sevdiğimiz insanlarla alışageldiğimiz aktiviteler yapmak da kesin çok güzeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama yeni birşeyler denemek hele de bunu yapmanız konusunda sizi bir arkadaşınızın desteklemesi, yol göstermesi, yüreklendirmesi.Siz abuksubuk şeyler yaparken yanınızda kasmayan ve bu sayede sizi de rahatlatan birinin olması.Bence bunlar da çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Bahar'la dün Ara'ya gidip pestolu makarna yeseydik bir sene sonra bütün detaylarıyla hatırlar mıydım bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlarımıza, ilişkilerimize değer veriyorsak onların bayatlamamasını, gazının kaçmamasını istiyorsak bence biraz emek vermeliyiz.Hai gayret!!!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114709247593411153?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114709247593411153/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114709247593411153' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114709247593411153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114709247593411153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-sushi-yerse.html' title='EbruG sushi yerse...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114699931969306250</id><published>2006-05-07T03:46:00.000-07:00</published><updated>2006-05-07T03:55:19.706-07:00</updated><title type='text'>EbruG ve yine müzeler.Halk Günü müjdesiyle...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tatilonline.com/arkeoloj.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tatilonline.com/arkeoloj.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Yerli yabancı ziyaretçilerin müze giriş fiyatlarındaki ayrım ben ve müze gezmeyi seven yerli arkadaşlarımdan yana işlediğinden biz hesapsız kitapsız kasmadan kafamıza göre kültür turları atardık İstanbul kazan biz kepçe. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde müzelere giriş ücretlerinde yerli-yabancı ayrımı Şubat ayında kaldırıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fikir vermesi için rakamlara bakacak olursak Topkapı Sarayı ve Ayasofya gibi müzelerin giriş ücretleri yerli turistler için 3 YTL'den 15 YTL'ye çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yerli ve yabancı fiyat eşitliğiyle birlikte Arkeoloji Müzesi 5, Ayasofya Müzesi ve Galeri Katı 15, Kariye Müzesi 10, Aya İrini Müzesi 4, Mozaik Müzesi 4, Fethiye Müzesi 2, İmrahor Sarayı 2, Tekfur Sarayı 2, Topkapı Sarayı Müzesi 12, Harem 10, Topkapı Sarayı Hazine Dairesi 10, Divan Edebiyatı Müzesi 2, Türk ve İslam Eserleri Müzesi 2, Rumeli Hisarı 4, Yedikule Surları 4, Yıldız Sarayı Müzesi 2 YTL’ye yükseldi. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzelere giden Türk vatandaşı sayısında hemen yüzde 80 düşüş olmuş.&lt;br /&gt;Bunu gören Kültür ve Turizm Bakanlığı, vatandaşların müze ve ören yerlerinden daha fazla yararlanmalarını sağlamak amacıyla "Halk Günü" uygulaması başlatmış.&lt;br /&gt;"Halk Günü" uygulamasıyla yerli ziyaretçiler, ayda bir Bakanlığa bağlı müze ve ören yerlerini kimlik kartlarını göstermek koşuluyla ücretsiz ziyaret edebileceklermiş. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Tüm müze ve ören yerlerinde 8 Mayıs, 5 Haziran, 3 Temmuz, 7 Ağustos, 4 Eylül, 2 Ekim, 6 Kasım ve 4 Aralık günleri, "Halk Günü" olarak belirlenmiş.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Topkapı Sarayı Müzesi için de 9 Mayıs, 6 Haziran, 4 Temmuz, 8 Ağustos, 5 Eylül, 3 Ekim, 7 Kasım ve 5 Aralık halk günü olarak belirlenmiş. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normalde bildiğim kadarıyla Topkapı Sarayı salı günleri gezilemiyordu.Fakat Topkapı için verilen halk günü tarihleri hep salıya denk geliyor.Sormadan gitmeyeyim derseniz Topkapı Sarayı telefon numarası 0212-5120480.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir şanssa benim müze gezilerimin büyük çoğunluğu ilkokul gruplarının patırtılı kütürtülü ziyaretlerine denk geldi.İtiraf etmek gerekirse öğrenciyken götürüldüğüm bu tarz gezilerde benim için de günün en güzel yanı  o gün ders yapılmaması ve arkadaşlarla vara yoka gülünmesiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklım başıma erip İstanbul’u kendime bir gurur vesilesi edindikten sonra yurtdışından gelen arkadaşlarımı ağırlarken onlar kadar belki daha fazla zevk aldım müze gezilerinden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Müze deyince aklınıza beyaz çoraplı bermuda pantolonlu orta yaşlı Avrupa’lı amcaları getirip , sıkılıp yorulacağınızı düşünüp kendinizi buralardan soğutmayın. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıdaki rakamsal bilgileri tabii ki ezbere bilmiyorum.Kültür Bakanlığı’nın, gezi klüplerinin, gazetelerin, gezi dergilerinin internet sitelerinden faydalandım.Google sağolsun.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114699931969306250?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114699931969306250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114699931969306250' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114699931969306250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114699931969306250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-ve-yine-mzelerhalk-gn-mjdesiyle.html' title='EbruG ve yine müzeler.Halk Günü müjdesiyle...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114682956407421820</id><published>2006-05-05T04:39:00.000-07:00</published><updated>2006-05-05T04:46:04.086-07:00</updated><title type='text'>EbruG gül ağacı arıyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.tibetantreasures.com/pics/ttmerch/beer/wishfulfillingtree.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.tibetantreasures.com/pics/ttmerch/beer/wishfulfillingtree.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Halk arasında kullanılan eski takvime göre eskiden yıl ikiye ayrılıyormuş : 6 Mayıs’tan 8 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 6 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;6 Mayıs Günü kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelir ki, bu da kutlanıp bayram yapılacak bir olaydır. Birkaç gün evvel Ankara’da dolu yağdı ama olsun. &lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Hızır, yaygın bir inanca göre, hayat suyu (ab-ı hayat) içerek ölmezliğe ulaşmış; zaman zaman özellikle baharda insanlar arasında dolaşarak zor durumda olanlara yardım eden, bolluk-bereket ve sağlık dağıtan bir ulu kişidir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Hızır, zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kalbi temiz, iyiliksev&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;er insanlara daima yardım eder. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Uğradığı yerlere bolluk, bereket, zenginlik sunar. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Dertlilere derman, hastalara şifa verir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Bitkilerin yeşermesini, hayvanların üremesini, insanların kuvvetlenmesini sağlar. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsanların şanslarının açılmasına yardım eder.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Uğur ve kısmet sembolüdür. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Mucize ve keramet sahibidir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Gördüğünüz gibi Hızır, bu nitelikleriyle mitoloji dünyasının kendilerine üstün yetenekler atfedilen tanrılarına on basmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Biz Hıdrellez Bayramı’nı 6 Mayıs tarihinde kutluyoruz. Bugün Hıristiyanlarca da baharın ve doğanın uyanmasının ilk günü olarak kabul edilir; bu günü Ortodokslar Aya Yorgi, Katolikler St.Georges Günü olarak kutlarmış.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Hıdrellez kutlamaları daima yeşillik, ağaçlık alanlarda, su kenarlarında, bir türbe ya da yatırın yanında yapılmaktadır. Hıdrellezde baharın taze bitkilerini yeme adeti vardır. Bugünde kırlardan çiçek veya ot toplayıp onları kaynattıktan sonra suyu içilirse bütün hastalıklara iyi geleceğine, bu su ile kırk gün yıkanılırsa gençleşip güzelleşileceğine inanılır. Kozmetik dünyasının sarsıldığı andır.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Hıdrellez gecesi Hızır’ın uğradığı yerlere ve dokunduğu şeylere feyiz ve bereket vereceği inancıyla çeşitli uygulamalar yapılır. Yiyecek kaplarının, ambarların ve para keselerinin ağızları açık bırakılır.Alarm dı, sigortaydı, doberman dı, bulacaksınız bir korunma yöntemi kem gözlerden. &lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Ev, bağ-bahçe, araba isteyen kimseler, Hıdrellez gecesi herhangi bir yere istediklerinin küçük bir modelini yaparlarsa Hızır’ın kendilerine yardım edeceğine inanırlar. Ben seneler evvel bir arkadaşımın İstanbul’da iş bulmasını dileyip, fosforlu bir post-it kağıdına Boğaz Köprüsü’nü ve Cin Ali formatında arkadaşımı çizmiştim.Alyans, ev, araba, müdür masası, bebek, amerikan doları çizenleri de çok gördük.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Sonuç olarak baharın gelişi ve doğanın canlanması insanlar tarafından bayramlarla kutlanması gereken bir durum olarak algılanmıştır. Bence de bundan daha anlamlı ve yerinde bir kutlama olamaz.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;&lt;p&gt;Bu akşam (yani 5 Mayıs cuma akşamı) Ahırkapı’da Hıdrellez Şenliği var. Çeşitli sokak konserleri, sokak tezgahlarında bahar yiyecek ve içecekleri olacakmış. Hıdrellez ateşi yakılacakmış.Dilek ağacına dilekler asılacakmış..Meteorolojik uyarı : Hava serin olacak, kalın giyininmiş.&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;Ben bu kadar çok şeyi nerden biliyorum : &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.hidrellez.org/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt;www.hidrellez.org&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:78%;"&gt; Ayrıca, hatırlattığı için Gülcan’a teşekkürler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:78%;"&gt;Hepimizin dileklerinin gerçekleşmesini ayrıca Hızır'ın arada sırada bizim buralardan da geçmesini diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114682956407421820?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114682956407421820/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114682956407421820' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114682956407421820'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114682956407421820'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-gl-aac-aryor.html' title='EbruG gül ağacı arıyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114658228944196398</id><published>2006-05-02T07:40:00.000-07:00</published><updated>2006-05-03T03:27:26.346-07:00</updated><title type='text'>EbruG bugün çok soru soruyor</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.fabricattic.com/Playpals.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://www.fabricattic.com/Playpals.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Size de oluyor mu?Bazen kendinizi başka bir gezegenden hissediyor musunuz?Ya da kimsenin anlamadığı bir dili konuştuğunuzu?Ne bileyim sesinizin duyulmadığını düşünüp dudaklarınızı mühürlemek istediğiniz oluyor mu?Dost dediğiniz insanların hepsinin aynı gemiye binip yoğun,stresli ve önemli işler ülkesine gittiğini, arkalarından el sallayan size de "kaldığın bu kıyının kıymetini bil , benim yerime de keyfini sür" dediğini hayal ediyor musunuz?Birşeyler anlatmaya çalıştığınızda size verdikleri yanıtlardan aslında sizi değil kendilerini dinlediklerini farkettiğiniz olmuyor mu?Lisedeki coğrafya hocanızın lafı mı geliyor aklınıza " ben diyorum bayram haftası, sen anladın mangal tahtası".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Daha da kötüsü sonra bu şeytani düşüncelerden,bu gereksiz sebepsiz sıkıntılardan, hepsi birbirinden değerli dostların size allahın bir lütfu olduğunu bilmeyen bu hallerden dolayı suçlu hissetmiyor musunuz?İlgi arsızı ve normalin çok üstünde alıngan olmadınız mı biraz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Titreyin ve kendinize gelin o zaman.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;DOST&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir gece habersiz bize gel,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Merdivenler gıcırdamasın,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Öyle yorgunum ki hiç sorma&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sen halimden anlarsın..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Sabahlara kadar oturup konuşalım,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Kimse duymasın,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Dokunarak uçalım..&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;İnsanlardan buz gibi soğudum,işte yalnız sen varsın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Öyle halsizim ki hiç sorma,&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Anlarsın...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Cahit Külebi&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114658228944196398?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114658228944196398/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114658228944196398' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114658228944196398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114658228944196398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/05/ebrug-bugn-ok-soru-soruyor.html' title='EbruG bugün çok soru soruyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114615224769395087</id><published>2006-04-27T08:29:00.000-07:00</published><updated>2006-04-27T08:44:46.150-07:00</updated><title type='text'>EbruG isyanlarda!</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.calarts.edu/~rjaster/edvard-munch/Paintings/anxiety/scream_2.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0px 0px 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand" alt="" src="http://www.calarts.edu/~rjaster/edvard-munch/Paintings/anxiety/scream_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#ff6666;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Ş&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#ff6666;"&gt;&lt;em&gt;ikayetçiyim...&lt;br /&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000099;"&gt;&lt;em&gt;Polenlerden, tozlardan, sokaktaki kazıdan&lt;br /&gt;Askılardaki kıyafetere göz atarken milim&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-size:85%;color:#000099;"&gt; milim takip eden nerdeyse nefesini ensemde hissettiğim tezgahtarlardan&lt;br /&gt;Saçımı fönlerken beni ter kokusuyla tanıştıran kuaför çıraklarından&lt;br /&gt;Kaldırım zaten dar olduğu halde elelesini bozmadan yürüyen çiftlerden&lt;br /&gt;Karşıdan geldiğimi gördüğü halde tek kişilik bir aralıkta geçiş hakkının sorgusuz sualsiz mutlak kendinde olduğunu sanan ve o ifadeyle üzerime yürüyen bana görünmez adam muamelesi yapan &lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="color:#000099;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;dallamalardan&lt;br /&gt;Markette daha ben aldıklarımı poşetlere koymadan benden sonraki müşterinin mallarını iteleyen aşırı enerjik kasiyerlerden&lt;br /&gt;Yolda, parkta, kafede, lokantada, hastanede, otobüste sanki yanındakiyle değil hepimizle konuşuyormuş&lt;/span&gt; gibi yüksek desibel yayın yapan ayarsızlardan&lt;br /&gt;Yollara tüküren ve sümkürenlerden&lt;br /&gt;Sinemalardaki fahiş fiyatlı bayat gofretlerden&lt;br /&gt;Gittiğim iş görüşmelerinde bana denk gelen değil görüşmeyi konuşmayı beceremeyen patroncuklardan&lt;br /&gt;Müze girişi ve sinema, tiyatro bilet fiyatlarından&lt;br /&gt;Vesaireden ve saireden&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114615224769395087?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114615224769395087/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114615224769395087' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114615224769395087'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114615224769395087'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-isyanlarda.html' title='EbruG isyanlarda!'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114597570251639857</id><published>2006-04-25T07:13:00.000-07:00</published><updated>2006-04-25T07:55:42.006-07:00</updated><title type='text'>Ebrug Barış Manço'yu anıyor.Böyle şarkı bir daha yapılmadı.</title><content type='html'>&lt;p align="right"&gt;&lt;a href="http://www.sitem.gen.tr/wp-content/gul_resimleri_3.jpg"&gt;&lt;img style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 315px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px; TEXT-ALIGN: center" height="240" alt="" src="http://www.sitem.gen.tr/wp-content/gul_resimleri_3.jpg" width="315" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;Gözüm senden başkasını görmez oldu yar&lt;br /&gt;Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar&lt;br /&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;Senin için dağlar deler yol açarım yar&lt;br /&gt;Senin için denizleri kuruturum yar&lt;br /&gt;Senin için gök kubbeyi yerlere çalarım yar&lt;br /&gt;Canım iste canım bile sana kurban yar&lt;br /&gt;Dağlar taşlar uçan kuşlar senin olsun yar&lt;br /&gt;Deniz derya gökler hep yerinde dursun yar&lt;br /&gt;Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar&lt;br /&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;Saçlarına yıldızlardan taç yapayım yar&lt;br /&gt;Bir nefeste güneşleri söndüreyim yar&lt;br /&gt;Çıra gibi uğrunda ben yanayım yar&lt;br /&gt;Canım iste canım bile sana kurban yar&lt;br /&gt;Yıldızlar yerinde güzel bırak dursun yar&lt;br /&gt;Saçlarımı ellerinle okşa yeter yar&lt;br /&gt;Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar&lt;br /&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;Rüzgar olup ince beline sarılayım yar&lt;br /&gt;Çimen olup ayağına serileyim yar&lt;br /&gt;Sürme olup gözlerine sürüleyim yar&lt;br /&gt;Canım iste canım bile sana kurban yar&lt;br /&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;Gözüm senden başkasını görmez oldu yar&lt;br /&gt;Gönlüm senden bir şey ister nasıl desem yar&lt;br /&gt;Alla beni pulla beni al koynuna yar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114597570251639857?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114597570251639857/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114597570251639857' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114597570251639857'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114597570251639857'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-bar-manoyu-anyorbyle-ark-bir.html' title='Ebrug Barış Manço&apos;yu anıyor.Böyle şarkı bir daha yapılmadı.'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114573475014672901</id><published>2006-04-22T11:33:00.000-07:00</published><updated>2006-04-27T04:26:59.076-07:00</updated><title type='text'>Ebrug kardiyo bilgiler sunar.27 Nisan güncellemesiyle...</title><content type='html'>&lt;a href="http://www.ottoman-traders.com/pix/suleman.GIF"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 253px; CURSOR: hand; HEIGHT: 329px" height="444" alt="" src="http://www.ottoman-traders.com/pix/suleman.GIF" width="253" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Kalbimizin kan pompalayabilmesinin temel şartının kalpteki elektrik kablolarına bağlı olduğunu biliyor musunuz? Kalbimizde hiç durmadan çalışmasını sağlayan eşsiz bir elektrik şebekesi mevcut. Bu elektrik şebekesinin herhangi bir yerinde oluşabilecek bir hastalık, kalp ritminde ya da elektrik iletiminde bozukluklara (kısaca aritmilere) yol açıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;Radyofrekans ablasyonu&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt; aritmiyi tedavi edebilen bir işlem. Kateter adı verilen küçük tüpler anjio yöntemiyle (kasıktan girerek) kalbe ilerletilerek anormal kalp ritmine neden olan bölgeye radyofrekans enerjisi (radyo dalgası) uygulanarak bu bölgelere birkaç milimetre çapında sınırlı hasar uygulanmasını sağlıyor. Bu hasarlı bölgeler artık elektriksel uyarıları oluşturma ya da iletme özelliğini kaybediyorlar. Radyofrekans enerjisinin doğru yere uygulanması durumunda aritmiler tekrar oluşmuyor ve hastalık tamamen ortadan kalkıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;25 Nisan salı günü babam radyofrekans ablasyonu olacak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;25 Nisan güncel bilgi : Babamın anjiosu yarına ertelendi.Herhangi bir sağlık sorunundan değil de operasyonu yapacak doktorun bugünki ameliyat programının çok yüklü olmasından kaynaklandı bu değişiklik.Babamın hastaneye girişi bugün yapılıyor, yani bu gece orada kalacak.Bana biraz planlama hatası gibi geliyor bu iş, içimden hay ben sizin ajandanızı tutan programınızı yapan zihniyetlerin aklına şaşayım demek geliyor ama büyüklerimiz ne demiş , "her işte bir hayır vardır", "geç olsun güç olmasın".&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;27 Nisan güncel bilgi : Babam dün (26 Nisan) anjiosunu ve radyofrekans ablasyonunu oldu.Odasından 14:00'te alınıp , 16:00'da getirildi.Anjio sadece kasığa yapılan lokal anesteziyle yapıldığından odaya getirildiğinde gayet kendindeydi.Sadece işlem sırasında verilen ilaçlardan dolayı müthiş bir ağız kuruluğu vardı.Bir de bir önceki günün akşamından itibaren aç tutulduğundan halsizdi babacık.Kardeşim ve ben yaklaşık 19:00'a kadar hastanedeydik.Bu arada hangi hastane?Siyami Ersek Hastanesi.İki kişilik oldukça düzgün ve temiz bir odada kalıyor.İkinci yataktaki amca taburcu olmuş ve yeni hasta gelmediğinden dün akşamı oldukça konforlu ve huzurlu geçirdi bizim tontiş ebeveyn.Bu sabah annemle yaptığımız telefon konuşmasından da öğrendiğime göre asayiş berkemal, babam koridorda yürüyor, acıkmış kahvaltı bekliyorlardı.Bugün mü yarın mı taburcu olurlar şimdilik bilinmiyor.Öğleye doğru netleşecek.Stresimi paylaşan, arayan ,soran ,mesaj atan aramasa da yanımda olduğunu bildiğim bütün arkadaşlara teşekkürler.Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.(Kanuni Sultan Süleyman)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;27 Nisan öğleden sonrası güncel bilgi : Babiş evde.İyi gözüküyor.Operasyonun başarılı geçtiğini söylemiş doktor bey.Bir ay sonra kontrole gidilecek.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114573475014672901?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114573475014672901/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114573475014672901' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114573475014672901'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114573475014672901'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-kardiyo-bilgiler-sunar27-nisan.html' title='Ebrug kardiyo bilgiler sunar.27 Nisan güncellemesiyle...'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114546383003441898</id><published>2006-04-19T09:20:00.000-07:00</published><updated>2006-04-19T09:30:54.463-07:00</updated><title type='text'>EbruG Sultanahmet'e gitti, lale gördü, mutlu oldu</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Fındıklı’dan tramvaya binip Sultanahmet’e gittim bugün bir arkadasimla.Meydana varır varmaz üşenmeyip gelmekle çok yerinde bir karar verdiğimizi gördük.İstanbul’un şu sayılı “lale günleri”nin tadını çıkarmak için en uygun yerlerden birindeydik çünkü.İstanbul Belediyesi’nin meşhur İstanbul’u lalelerle donatacağiz operasyonu gözlerimize bayram ettirmeye devam ediyor ama ne yazık ki çok uzun sürmeyecek bu görsel şölen.Laleler en fazla iki hafta sonra solacaklar :(&lt;br /&gt;Bir tarafta Ayasofya öbür tarafta Sultanahmet , güzelim renk renk ince boyunlu zarif laleler ve kokularını rüzgara cömertçe bırakan sümbüller.Tabi ki ayakkabılarını çıkarıp banklara yatan amcalar da var, ağızları bir karış açık sağa sola çarpa çarpa gezen turist grupları da, matmazel matmazel diye peşinize takılan kilim desenli yelek giyen çaybahçesi elemanları da.Fakat hiçbirşeyin keyfimizi kaçırmasına izin vermedik.&lt;br /&gt;Bol bol laleli sümbüllü ve adını bilmediğim kocaman pembe çiçekleri olan bir ağacın önünde fotoğraflar çektikten sonra Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nde ivedi bir şekilde köfteleri götürdük ve önceden planladığımız üzere Arkeoloji Müzesi’ne gittik.Müzenin bahçesi de bilenler bilir zaten, tam kıvamına gelmişti.Bilmeyenler lahitlerin, tarihi heykellerin arasında dev ağaçların yeşil serinliği altında ve kuş sesleri içinde minik bir  çaybahçesi hayal etsin.Fakat malesef çok arkadaş canlısı kedileri de belirtmeden geçemeyeceğim.&lt;br /&gt;Arkeoloji Müzesi’ne daha önce de defalarca gittim ve yine özellikle Osman Hamdi’ye takdir duygularım kabararak çıktım oradan.Müzeyi müze yapan, Mimar Sinan Üniversitesi’nin temelini atan hep aynı Osman Hamdi.Hani boş vaktinde de Kaplumbağa Terbiyecisi’ni yapan kişi.&lt;br /&gt;Müzeyi gezmeye gitmeyi düşünecek olursanız aynı güne başka program koymayın derim.Zaten arada bir çay kahve sigara ve ihtiyaç molaları vere vere birkaç saatte ayrılabiliyorsunuz ve çıktığınızda epey yorgun hissediyorsunuz.Yorgun ama gururlu.Bugün iyi birşey yaptım diyerek.Bu arada sakın çıkış kapısına yakın konuşlanmış Şark Eserleri Müzesi’ni ıskalamayın zira kitaplarda resmini gördüğümüz çok tanıdık birçok eserle burda karşılaşıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114546383003441898?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114546383003441898/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114546383003441898' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114546383003441898'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114546383003441898'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-sultanahmete-gitti-lale-grd.html' title='EbruG Sultanahmet&apos;e gitti, lale gördü, mutlu oldu'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114534177097172564</id><published>2006-04-17T23:22:00.000-07:00</published><updated>2006-04-18T03:55:19.393-07:00</updated><title type='text'>EbruG faydalı bilgiler sunar!Müze günleri</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;İstanbul Arkeoloji Müzeleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Osman Hamdi Bey Yokuşu, Gülhane, EminönüTel : (0212) 520 77 42 Faks : (0212) 527 43 00&lt;br /&gt;Pazartesi dışında her gün 09.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ayasofya Müzesi&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Sultanahmet Meydanı, EminönüTel : (0212) 528 45 00Faks : (0212) 512 54 74 E-Posta: &lt;/span&gt;&lt;a href="mailto:ayasofyamuzesi@hotmail.com"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;ayasofyamuzesi@hotmail.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi dışında her gün 09.20-16.30 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kariye Müzesi (Khora Kilisesi) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Edirnekapı, Fatih Tel : (0212) 631 92 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Çarşamba günleri dışında her gün 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Topkapı Sarayı &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sultanahmet, EminönüTel : (0212) 512 04 80 Faks : (0212) 528 59 91 E-posta: &lt;/span&gt;&lt;a href="mailto:topkapisarayi@atlas.net.tr"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;topkapisarayi@atlas.net.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Salı günleri dışında her gün 09.00-16.00 saatlerinde gezilebilir.&lt;br /&gt;Ramazan ve Kurban Bayramlarının ilk günü saat 12.00-16.00 saatlerinde açıktır.&lt;br /&gt;Harem Dairesi ayrı biletle 09.30-15.30 saatlerinde gruplar halinde gezilebilir.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türk ve İslâm Eserleri Müzesi (İbrahim Paşa Sarayı) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Sultanahmet Meydanı, EminönüTel : (0212) 518 18 05 Faks : (0212) 518 18 07 E-posta: &lt;/span&gt;&lt;a href="mailto:tiemist@superonline.com"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;tiemist@superonline.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt; Web : &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.tiem.org/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;http://www.tiem.org&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi dışında her gün 09.30-16.30 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Beylerbeyi Sarayı&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Beylerbeyi Sarayı Müdürlüğü, ÜsküdarTel : (0216) 321 93 20-21 Faks : (0216) 321 93 22&lt;br /&gt;Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün; 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.30-16.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.30-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Dolmabahçe Sarayı&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Dolmabahçe Caddesi, Beşiktaş Tel : (0212) 236 90 00 (20 hat) Faks : (0212) 259 32 92&lt;br /&gt;Pazartesi, Perşembe günleri dışında her gün, 01 Ekim-28 Şubat arasında 09.00-15.00, 01 Mart-30 Eylül arasında 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Tel:(0212) 233 27 20 ( 4 Hat )Faks:(0212) 296 86 18 Adres: Askeri Müze ve Kültür Sitesi Komutanlığı Harbiye/Şişli/İSTANBUL&lt;br /&gt;Askeri Müze;dini bayramların birinci günü,yeni yılın ilk günü ile pazartesi ve salı günleri dışında her gün 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Âşiyan Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Âşiyan Yokuşu, BebekTel : (0212) 263 69 86&lt;br /&gt;Pazartesi ve Perşembe günleri dışında her gün 09.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Mimar Sinan ÜniversitesiResim ve Heykel Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Dolmabahçe Caddesi, BeşiktaşTel : (0212) 261 42 98 – (0212) 261 42 99&lt;br /&gt;Pazartesi, Salı dışında her gün 12.00-16.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Özel Rahmi Koç Sanayi Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hasköy Caddesi, 27 Hasköy, BeyoğluTel : (0212) 256 71 53 – (0212) 256 71 54 Web: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.rmk.museum.org.tr"&gt;http://www.rmk.museum.org.tr&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Pazartesi dışında her gün 10.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Sabancı ÜniversitesiSakıp Sabancı Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;İstinye Caddesi No: 22 Emirgân, SarıyerTel : (0212) 229 55 18 Faks : (0212) 252 32 93&lt;br /&gt;Salı, Perşembe, Cuma 10.00-17.00; Çarşamba, Cumartesi 10.00-19.00; Pazar günleri ise 12.00-17.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Vehbi Koç VakfıSadberk Hanım Müzesi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Piyasa Caddesi 27-29 Büyükdere-SarıyerTel : (0212) 242 38 13-14 Faks : (0212) 242 03 65 Web: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.sadberkanimuzesi.org.tr/"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;http://www.sadberkanimmuzesi.org.tr&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Çarşamba günü dışında her gün 10.00-18.00 saatlerinde ziyarete açıktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114534177097172564?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114534177097172564/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114534177097172564' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114534177097172564'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114534177097172564'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-faydal-bilgiler-sunarmze-gnleri.html' title='EbruG faydalı bilgiler sunar!Müze günleri'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114492964213682489</id><published>2006-04-13T04:56:00.000-07:00</published><updated>2006-04-17T09:35:12.056-07:00</updated><title type='text'>EbruG gitti, gördü, yedi, içti, sevdi</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Caffe Hane diye biyerde kaffe ictim.gusel sakin biyer.bahcesi de var lakin dun ruzgar polen istikametinde 3-5 siddetinde esiyordu,icerde oturdum.nerde bu caffe hane? alman hastanesinin karsisinda.cam kenarinda kocaman deri koltuklari var.hele ki orayi kapabilirsen komsu komsu huu oglun geldi mi formatinda gelene gecene hello yapilabilinir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114492964213682489?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114492964213682489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114492964213682489' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114492964213682489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114492964213682489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-gitti-grd-yedi-iti-sevdi.html' title='EbruG gitti, gördü, yedi, içti, sevdi'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114492900228738821</id><published>2006-04-13T04:43:00.000-07:00</published><updated>2006-04-25T06:58:06.120-07:00</updated><title type='text'>EbruG duydu,okudu, sevdi</title><content type='html'>&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;"Aşk kırıntılarıyla doymaktansa, aç kalırım tek başıma bu hayatta.Paylaşacak birşey artık yoksa bir erkekle bir kadın arasında".Teoman.&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:LotusWP Int A;font-size:100%;"&gt;"&lt;/span&gt;Bırak beni gideyim diyecek kimsem bile yok." Elias Canetti&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;"Bir gül mahzun durur bahçede y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;aprakları yorgun.Sen pembe güllerin en pembesi!Hasta solgun.Bir gül taze durur bahçede &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;yaprakları diri.Sen beyaz güllerin en beyazı.Sabahlar kadar iri.Bir gül baygın durur bahçede yaprakları serin.Sen sarı güllerin en sarısı yağmur gibisin.Pembe gül hülyandır açılmış,beyaz gül yanakların,sarı gül dağınık saçlarındır,ve mahzun kalbim ateş gibi yanan dudaklarındır." Cahit Külebi &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;"Aşk tesadüfleri sever." Murathan Mungan &lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;"Bir yeri çok kazıdığında çürümüş pislikler ve kokuşmuş leşler çıkardı karşına.Bunu kaldıracak yüreğin varsa ne ala, ama yoksa hiç deşmeyecektin hayatı.Bırakacaktın toprak, taşlar hatta çiçekler örtsün pisliklerin üzerini...Sonra da koşup oynayacaktın o sahte bahçelerin üzerinde." Hande Altaylı/Aşka Şeytan Karışır&lt;br /&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114492900228738821?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114492900228738821/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114492900228738821' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114492900228738821'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114492900228738821'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-duyduokudu-sevdi.html' title='EbruG duydu,okudu, sevdi'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114483308275689546</id><published>2006-04-12T01:57:00.000-07:00</published><updated>2006-04-12T02:11:22.763-07:00</updated><title type='text'>EbruG  Cezayir'e giremedi</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;merhabalar,Istanbullu ve cok gezen biri olarak benim ve arkadasimin kafasi bir konuya takik.bizler 30lu yaslarda eli ayagi duzgun, yerine gore giyinmesini konusmasini oturup kalkmasini bilen,yediginin ictiginin parasini verecek kadar ustunde parasi karti olan iki kadiniz.birkac hafta once beyoglu fransiz sokaginin baslangicinda, hayriye caddesinde adi  "cezayir"  olan bir mekana girme tesebbusunde bulunduk.fakat anlamadigimiz bir bicimde geri puskurtulduk. mekanin bir lokanta bir de cafe kismi var ve cafe (kafe?) kismina rezervasyon alinmiyor.bizim de niyetimiz cafeydi.suratimiza bakmadan konusan, ne dedigini anlamadigimiz icin her lafini kerpetenle agzindan iki defada aldigimiz kisi sanmiyoruz ki  "cezayir"in sahibi olsun.fakat afra ve tafrasi orta-uzak-yakin dogunun ve afrika'nin tamaminin sahibine yetecek cinstendi.aksamin daha sadece yedisiydi ve bize hic yerlerinin olmadigini sirti  donuk vaziyette soyledi.sahte bir uzuntu veya ilgi kirintisi dahi alamadik kendisinden.yukarida sahsimiza ait detaylari vermemizden amac, kiro degiliz, amele degiliz, culsuz degiliz, varos degiliz, motor degiliz, coluk degiliz,cocuk degiliz &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;color:#000000;"&gt;anlaminda.biz &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;alinganlik&lt;/span&gt; mi haddini bilmezlik mi yapiyoruz?yoksa bir insan bir mekan acarken buraya sadece sunlar sunlar gelsin, herkesi almayin der mi?bu makul ve mantikli midir?allahtan cok yakinda "koyu kahve" diye yillardir gidilen ve  sevilen biryer vardi da, uzuntumuzu daha merdivenleri cikarken arkamizda birakmistik bile.nokta.&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114483308275689546?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114483308275689546/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114483308275689546' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114483308275689546'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114483308275689546'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-cezayire-giremedi.html' title='EbruG  Cezayir&apos;e giremedi'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-25894297.post-114478530053512260</id><published>2006-04-11T12:49:00.000-07:00</published><updated>2006-04-12T02:21:39.730-07:00</updated><title type='text'>EbruG dünyanın en lüks 100 ürününü bildiriyor</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;En lüks 100 ürün&lt;br /&gt;Amerikan WWD Dergisinin anketine göre;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;1 Rolex Saat&lt;br /&gt;2 Tiffany Mücevher, saat, kristal&lt;br /&gt;3 CARTIER Mücevher, saat, aksesuar&lt;br /&gt;4 VERSACE Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;5 GIORGIO ARMANI Giyim, parfüm&lt;br /&gt;6 GUCCI Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;7 CHANEL Giyim, kozmetik, aksesuar&lt;br /&gt;8 CHRISTIAN DIOR Giyim, parfüm&lt;br /&gt;9 VERA WANG Gelinlik, giyim&lt;br /&gt;10 LOUIS VUITTON Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OTOMOBİLDE İLK BEŞ&lt;br /&gt;1. Mercedes-Benz: Özellikle de yeni C sınıfı modeller.&lt;br /&gt;2. Rolls-Royce: 150 bin dolarlık Silver Cloud ve 359 bin dolarlık Corniche çok gözde.&lt;br /&gt;3. Jaguar: 97 bin dolarlık, belli sayıda üretilen XKR Silverstone modeli çok gözde. Klasik bir XKE'nin Manhattan Modern Sanat Müzesi'nde bulunduğunu hatırlatalım.&lt;br /&gt;4. Lexus: Toyota'ya bağlı bir lüks marka olan Lexus sadece 12 yaşında. Ancak Son modeli (LS430) 60 bin dolar.&lt;br /&gt;5. BMW: James Bond'un ‘‘Dünya Yetmez’’ adlı filminde lanse ettiği Z8, 128 bin dolara satılıyor. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;DİĞERLERİ&lt;br /&gt;11. COACH Deri ürünleri, aksesuarlar.&lt;br /&gt;12. GIVENCHY Giyim, parfüm, kozmetik.&lt;br /&gt;13. OSCAR DE LA RENTA Giyim&lt;br /&gt;14. YVES SAINT LAURENT Giyim, parfüm, kozmetik.&lt;br /&gt;15. VAN CLEEF &amp; ARPELS Mücevher ve saat&lt;br /&gt;16. BOB MACKIE Giyim&lt;br /&gt;17. HERMES Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;18. MONTBLANC Yazı araçları, saat, deri ürünler&lt;br /&gt;19. HALSTON Giyim&lt;br /&gt;20. RALPH LAUREN Giyim&lt;br /&gt;21. PRADA Giyim, kozmetik, aksesuar&lt;br /&gt;22. DONNA KARAN Giyim, kozmetik, parfüm&lt;br /&gt;23. FENDI Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;24. PATEK PHILIPPE Saat, mücevher&lt;br /&gt;25. MOVADO Saat&lt;br /&gt;26. HARRY WINSTON Mücevher, saat&lt;br /&gt;27. BALENCIAGA Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;28. BADGLEY MISCHKA Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;29. FERRAGAMO Aksesuar, giyim&lt;br /&gt;30. ESTEE LAUDER Kozmetik, cilt bakım ürünleri&lt;br /&gt;31. LA PERLA İççamaşırı, gecelik, kadın giyim&lt;br /&gt;32. VALENTINO Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;33. ESCADA Giyim, aksesuar, parfüm&lt;br /&gt;34. LIZ CLAIBORNE Spor giyim&lt;br /&gt;35. PIAGET Saat, mücevher&lt;br /&gt;36. CALVIN KLEIN Giyim, kozmetik, parfüm&lt;br /&gt;37. DOLCE &amp;amp; GABBANA Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;38. ANNE KLEIN Spor giyim&lt;br /&gt;39. BAUME &amp; MERCIER Lüks saatler&lt;br /&gt;40. TAG HEUER Saat&lt;br /&gt;41. DOONY &amp;amp; BOURKE El çantaları&lt;br /&gt;42. JEAN PAUL GAULTIER Giysi, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;43. BULGARI Mücevher, saat, parfüm&lt;br /&gt;44. CAROLINA HERRERA Giysi&lt;br /&gt;45. LANCOME Kozmetik, cilt bakım ürünü, parfüm&lt;br /&gt;46. EMANUEL UNGARO Giysi, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;47. BILL BLASS Giysi&lt;br /&gt;48. BALMAIN Giysi, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;49. MIKIMOTO İnci mücevher, hediyelik eşya&lt;br /&gt;50. TOMMY HILFIGER Spor giyim, aksesuar, mayo&lt;br /&gt;51. KARL LAGERFELD Giysi, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;52. BOUCHERON Parfüm, mücevher&lt;br /&gt;53. BULOVA Kol ve duvar saati&lt;br /&gt;54. THIERRY MUGLER Parfüm, aksesuar, giysi&lt;br /&gt;55. CHRISTIAN LACROIX Giysi, aksesuar&lt;br /&gt;56. JUDITH LEIBER El çantaları&lt;br /&gt;57. MISSONI Giysi&lt;br /&gt;58. NATORI İççamaşırı, gecelik, giysi&lt;br /&gt;59. GUESS Spor giyim.&lt;br /&gt;60. BORGHESE Kozmetik, cilt bakım ürünü&lt;br /&gt;61. ELIZABETH ARDEN Kozmetik, cilt bakım ürünü&lt;br /&gt;62. BARRY KIESELSTEIN-CORD Mücevher, aksesuar&lt;br /&gt;63. EBEL Saat&lt;br /&gt;64. GUERLAIN Parfüm, kozmetik, cilt bakım ürünü&lt;br /&gt;65. BOTTEGA VENETA Giysi, aksesuar&lt;br /&gt;66. JOHN GALLIANO Giysi, aksesuar, parfüm&lt;br /&gt;67. DAVID YURMAN Mücevher&lt;br /&gt;68. NINA RICCI Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;69. YOHJI YAMAMOTO Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;70. CHOPARD Mücevher, saat&lt;br /&gt;71. BURBERRY Giyim ve aksesuar&lt;br /&gt;72. RICHARD TYLER Spor giyim, gelinlik, aksesuar&lt;br /&gt;73. ANNA SUI Spor giyim&lt;br /&gt;74. ANNICK GOUTAL Parfüm, saç ve cilt ürünleri&lt;br /&gt;75. GIANFRANCO FERRE Giyim, aksesuar, parfüm&lt;br /&gt;76. GRED JOAILLIER Saat, mücevher&lt;br /&gt;77. HELMUT LANG Spor giyim&lt;br /&gt;78. FREDERIC FEKKAI Saç bakım ürünleri, parfüm&lt;br /&gt;79. LA PRAIRIE Cilt bakım ürünleri, kozmetik&lt;br /&gt;80. GEOFFREY BEENE Giyim&lt;br /&gt;81. RAY- BAN Güneş gözlüğü&lt;br /&gt;82. NARCISO RODRIGUEZ Spor giyim&lt;br /&gt;83. LOUIS FERAUD Giyim, parfüm, aksesuar&lt;br /&gt;84. MICHAEL KORS Spor giyim&lt;br /&gt;85. BEDAT &amp; CO Saat&lt;br /&gt;86. BALLY Aksesuar, giyim&lt;br /&gt;87. FRED LEGHTON Mücevher&lt;br /&gt;88. KENNETH COLE Ayakkabı, aksesuar, spor giyim&lt;br /&gt;89. LA MER Cilt bakım ürünleri, kozmetik&lt;br /&gt;90. MOSCHINO Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;91. HANRO İç çamaşırı, gecelik, giyim&lt;br /&gt;92. RANDOLPH DUKE Giyim&lt;br /&gt;93. CERRUTI 1881 Giyim, aksesuar,&lt;br /&gt;94. GIRARD-PERREGAUX Saat&lt;br /&gt;95. CHLOE Giyim, aksesuar&lt;br /&gt;96. ASPREY &amp;amp; GARRARD Mücevher, saat, deri eşya&lt;br /&gt;97. AUDEMARS PIGUET Saat, mücevher&lt;br /&gt;98. SHISEIDO Cilt bakım, kozmetik ürünleri, parfüm&lt;br /&gt;99. WOLFGANG JOOP Spor giyim&lt;br /&gt;100. MONTRES BREGUET Saat, mücevher&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:85%;"&gt;Eee?Baylar bayanlar, ne var ne yok bakalim?100 uzerinden kac aldiniz bu lux yarisinda?&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/25894297-114478530053512260?l=ebrug.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://ebrug.blogspot.com/feeds/114478530053512260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=25894297&amp;postID=114478530053512260' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114478530053512260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/25894297/posts/default/114478530053512260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://ebrug.blogspot.com/2006/04/ebrug-dnyann-en-lks-100-rnn-bildiriyor.html' title='EbruG dünyanın en lüks 100 ürününü bildiriyor'/><author><name>EbruG</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05953296610133156704</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
