...Bir akşam geç bir saatte, şirkette çoğu zaman olduğu gibi tek başına çalışırken, "eeh başlarım ben böyle işe böyle hayata diyerek internete girilir ve Paris'e bir bilet alınır...
30 Ağustos salı sabahı 9'da kalkan uçakla başlar seyahat.CDG Havaalanından Air France'ın otobüsüyle Gare de Lyon'a gelinir.Gare de Lyon çevresi oldukça hareketlidir.Etkileyici gar binasının çevresindeki irili ufaklı kimisi şirin kimisi havalı pekçok kafeden birinde öğle yemeği yenilir ve metroyla Bastille'e gidilir.Otel, Bastille metro durağına çok yakın, "Marais" denen bölgededir.Otelin en iyi tarafı konumu, en fenası ise merdivenleridir.Bavulla birlikte yuvarlansam, kafayı gözü patlatsam, sigortam işe yarar mı acabanın hesabı yapılır.Bavuldan kurtulup Bastille meydanını tavaf etmeye gidilir. Port de Plaisance de l'Arsenal'e uzanılır.Marinada kıyıya bağlı küçük tekneler vardır.Elin Fransız'ı teknesinde çiçek yetiştirir, o küçücük alanda bile bir şıklık yapar.Rıhtım arnavut kaldırımlarıyla döşelidir.Trafiğe kapalı bu alanda tıkır tıkır yürünür.Çimenlerde çocuklarıyla oynayanlar, öpüşenler, kitap okuyanlar, laptopuyla çalışanlar vardır. Ortak parantez, herkes huzurludur ve kimse başkasıyla ilgilenmez.Bir Cafe Latte içilir, derin bir nefes alınır.Marinadan dönerken tesadüfen bulunan 91 numaralı otobüsle Les Gobelins'e gidilir.Les Gobelins gizli planın, aylardır sabırla beklenen sürprizin yapılacağı mekandır.Önceden keşif yapmak yararlı olacaktır.Les Gobelins sakin, görgüsüz turist kalabalığından nasibini almamış bir semttir.Paris'e tatile gelen çok yakın bir arkadaşın pat diye önüne çıkılacaktır.Les Gobelins'te durum tespiti yapılır ve ilk akşam yemeği ordaki bir suşicide yenir.Yurtdışında kırmızı et yemeyen ve öğlen tavuklu salata yiyen biri için oldukça anlamlı. 91 numaralı otobüsle Bastille meydanına ve otele dönülür.Yarın sabah arkadaşı kaldığı yerden çıkış anında yakalamk için erkenden Les Gobelins'e gelinecektir.
2 yorum:
Arkadaşı sabah erkenden kalkar. Annesini ve kayınvalidesini gönderdikten sonra, eşiyle birlikte metroya binmek üzere apartmandan dışarı çıkar. Paris'e gelmiş olmanın heyecanıyla doludur. Tam metroya binecekken bir mucize olur. En sevdiği, biricik arkadaşı köşedeki kafeden güşümseyerek ona doğru yürümektedir. Rüya mıdır diye düşünür. Sarıldıklarında rüya olmadığını anlar. O anda dünyanın en mutlu insanı olma ihtimali çok yüksektir. Paris daha önce hiç bu kadar güzel olmamıştır. Arkadaşına tekrar sıkı sıkıya sarılır. Evet, o anda kesin dünyanın en mutlu insanıdır.
eee sonra?
Yorum Gönder