12 Nisan 2012

itiraf ve son

Kendime haksızlık etmeyeyim, aslında başladığım her işi böyle yarım bırakmam.Daha doğrusu çoğu işi gözümde büyütüp baştan bulaşmam.
Eteğini terziye kısaltmaya bir türlü götüremediğim elbise de , dişçiye gidememek de buna örnek.Aşağıdaki yarım kalmış hikaye de benim yüzkaram olsun.Napiym arkadaşlar toparlayamiyorum.
Baştan öyle bir dallanıp budaklandi ki konu, hikaye artik öyle iki arada bir derede yazılabilecek bir şey olmaktan çıktı.Paris'te olsam yazabilirdim belki ;)
İşin kötüsü bu hikaye yarım kaldi diye , başka şeyler de yazamiyorum. First in first out. Hikaye bitmeden sokağa çıkmak yok.Arkandan ağlar.
O yüzden ben izninizle bugün bu itirafi yapayim, ben bu işi kıvıramayacağım diyeyim, hikayenin devamini çok merak eden yüzlerce okuyucumu da kendi hayal güçleriyle başbaşa bırakayım.Size iyi gunler.

"Sabah güneşinin pervasızca aydınlattığı dağınık odaya son kez göz gezdirdim.Aron'un cansiz bedeni narin boynunu sımsıkı saran Gucci kemere tezat bembeyazdı.Tuncer'in çirkin elleri mi okşamıştı bu güzel saçları?Ve ne zaman başlamışlardı beni birlikte söğüşlemeye?"

Hiç yorum yok: