22 Haziran 2012

bundan sanırım 2 sene önce sanki kafama birşey düşmüş gibi  , böyle bir anda içimde bir sıkıntıyla uyanmıştım bir sabah.yaşın kırk olmadan ne yapmak istediğine karar ver  ve harekete geç, çünkü seni iyi tanırım demiştim kendime , şimdiden böylesin, o zaman iyice teslim olursun sahip olduğun düzene. o düzen seni senin rızan olmadan düzmekte olsa da...
daha kırk olmadım ama çok yaklaştım, yarın 39 olucam. bezginliğimin, tembelliğimin ve beni benden alan korkaklığımın eseri olarak bu sığ sularda takılmaktayım. değişen bir şey yok. nasıl değişecekti ki?2 sene önce kafama düşen her neyse beni hiç de kendime getirmemişti. birkaç gün birkaç hafta  rahatsız edici soru işaretlerini  taşıdım omuzlarımda , ama sonra bir hareket görmeyince onlar da gitti.

ama ne oldu bliyor musunuz , birkaç hafta önce kafama daha büyük bişey düştü. üzerinde  "kabullen" yazan eşşek kadar bir taşın altında kaldım ben. Kabullen. sen ortalamasın.öyle ahım şahım bir yeteneğin yok. bu hayatı kabullen. bununla barış. buna sahip çık. bununla mutlu olmayı öğren.
düzenli geliri olan keyifsiz bir iş, arada kafanı boşaltmana yarayacak bir blog . mis. bunu sev ve bununla dalga geçmeyi bırak.senin içinde farklı birşeyler olsaydı, örneğin yazı yazmayı  söylediğin kadar çok seviyor olsaydın  , televizyonun karşısında bitki gibi oturup saatlerce dizi seyrettigin akşamlarda bununla ilgili birşeyler yapardın.
yazdıklarına bir bak, hayattaki duruşuna bir bak, yabancı birinin gözleriyle bak bi. boş yere hayal kurma çünkü onların peşinden koşacak göt yok sende. bunu da seni üzmek değil uyandırmak için söylüyorum.

uyan, 10 dakika sonra otuz dokuz yaşında olacaksın :)

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Sürekli bir şeylere geç kalmışlık hissi midir ya da kendi tembelliklerimizin içimizi rahatsız etmesi misidir bilmiyorum ama bırakın yılların geçmesini, geçen her günden sonra bile bir tatsızlık kalıyor damağımızda. Hayallerimiz var ama gerçekleşme hızı zamanın hızının çok gerisinde kalıyor çoğu zaman. İnsanın hayallerini bile revize etme fikri ne kadar tuhaf değil mi? Oysa henüz fiiliyata geçirilmemiş bile, beynimizin içinde hala.
Genellikle ve sıklıkla bir başkasına söylediğimiz “ben seni böyle bilmezdim” lafını kendimiz için de söylüyoruz belki muhatap olunması çok zor olsa bile kendimizle.Beynimizdeki isteklerimizi hakikaten istiyor muyuz yoksa sadece gerçekleştirme ihtimali mi bu kadar lezzetli geliyor belki biraz burasını düşünmek gerekiyor öncelikle geçen zamandan ziyade. Bence yaşın 40 olmasından ziyade bize bahşedilmiş bu harika beynimizin varken, ve inanılmaz kapasitesi varken hangi yaşa gelirsek gelelim hep daha az şey yaptığımızı düşüneceğiz.Çünkü üretim kapasitesi muazzam bir makine gibi.Biz ise tüketmekten gerçekten zevk alacağımızı düşündüğümüz ürünleri üretmesi için yönlendirerek, hareket geçirerek belki biraz olsun hafifletiriz yazının başında bahsettiğim geç kalmışlık hissini.
Yaşarken herhalde hepimizin ortak düşüncesidir bu ; hep ertesi günlerin daha iyi, daha huzurlu, daha istediğimiz gibi geçmesi ihtimali ile günlerimize başlarız. Sonra seneler geçer ve geri baktığımızda aslında değişmiş, değişmekte olan çok fazla bir şey yoktur aynen o harika öykü Tatar Çölünde olduğu gibi.Ama şöyle de bakmak lazım bir şeyleri değiştirmek için adımlar atmak gerekiyor ,aynen yazdığınız blog gibi .Hiç tanımadığınız biri olarak yorum yapabiliyorum yazınıza ve hiç tanımadığınız biri olarak iyi seneler dileyebiliyorum doğum gününüz için.(Huzurlu ,sağlıklı seneler )Hayatın değişimleri de böyle oluyor sonuçta aldığımız ürünlerin yanında verilen kullanma klavuzu gibi hayatın değişimleri için yanında zamanı da verilmiyor.Her şey içimizde bulunan an ile ilgili.Belki daha fazla şey yazılabilecek bir konu ama bu azı şimdilik çoğa sayalım . Bu arada 40 için derler ki kendisine ulaşan insanlar için farklı bir motivasyon kaynağı da olma ihtimali varmış isteklerini gerçekleştirmek isteyenler için.Bir sınır değildir “40 “yaş olarak bence, insanlara 20-40 arasındaki hırpalanmalarından sonra tekrar motive olabilmek için bir uyarıdır, bir kendini yenilemedir,iyi şeyler hedeflemek için güzel bir nedendir ve tüm bunlar için bir değişim levhasıdır.40 lara yaklaşanların dikkatine bir levha.

EbruG dedi ki...

Çok teşekkür ederim, değerli yorumunuz ve iyi dilekleriniz için.

Adsız dedi ki...

Rica ederim.İnsanın kendini bu kadar açık, bu kadar samimi anlatması cesaret işidir böyle herkese açık internet ortamında.Tebrik ederim bu keyifli yazınız için.Okuması keyifli böyle şeylerin, ben denemedim yazmayı ama kendim için Homer Simpson’dan sevdiğim bir alıntıyla bitireyim :” Kids, you tried your best and you failed miserably. The lesson is, never try.”