İster itiraf deyin ister tükürdüğünü yalamak.Söylemezsem çatlarım.Halk Günü'nde Topkapı Sarayı'na gitmek çok parlak bir fikir değildi.Hatta hiç kıvırmayayım, pişmanlık ve süratle mekanı terk etme isteğinden başka birşey uyandırmadı. Biz daha uyuyalım, halk gününde sevgili halkım tam tekmil ordaydı.Fakat ortada bir gariplik var, ben kendimi sürüler halinde müze ziyaretine gelmiş bu insan kalabalığına yabancı hissettim.Halk günü deyince üzerime alınmakla saflık mı ettim nedir. Asırlık duvarlarına dayanıp hayaller kurduğum Topkapı Sarayı'nda bu sefer çocuk ve kadın çığlıklarından, ter kokusundan, itişten, kakıştan kaçacak yer aradım. Aya maya kumpanya oynayan çocuk gruplarını yara yara çıktım dışarı.Bana neyin iyi geleceğini biliyordum.Yeşil Ev'e gitmeliydim.Gittim. Yeşil Ev işlenmiş, kenarları dantelli bir ipek mendil gibi.Beyaz tahta sandalyeler, mermer masalar, beyaz ferforje sokak fenerleri, klasik müzik, sarmaşıklı duvarlar Yeşil Ev'in bahçesine çok yakışıyor. Bahçede oturdum.Mağrur duvara incecik kollarıyla kendinden beklenmeyen bir gayretle tutunan sarmaşığa baktım.Bu sarmaşık bir kadın ve bu duvar da -adı üstünde duvar işte- bir erkek olmalı.Kadın sarmaşık erkek duvara bütün kollarıyla sarılmış.Her yanını sarmış.Çok aşık.Erkek duvar anlamazdan geliyor.Ben bu hikayenin sonunu biliyorum.Sarmaşık sararıp solacak, kuruyup küsecek.Duvar tınmayacak. Yeşil Ev için 3 kelime : huzur-yalnızlık-uzak Huzur hep istediğim, yalnızlık bazen iyi bazen hüzünlendirici, uzak...bilmiyorum...Bazı şeylerden kendi isteğimle uzak durmuyor muyum?Ama daha yakınımda olmasını istediklerim?Özlediklerim? Bu sarmaşık da heralde bütün kış hiçbirşeyi özlemeyen özlemeyi akıl bile edemeyen nato kafa nato mermer duvarı özlemiş.Kollarını açmış onu bekleyen, onu hayatına katmak isteyen ağacı görmezden gelip duvarın karizmasına teslim etmiş kendini.Ne zaman akıllanacaksın ey güzel sarmaşık?
|
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder