08 Mayıs 2006

EbruG sushi yerse...


"Hai Gayret!" Son derece düzgün bir şekilde ütülenip katlanmış kumaş peçetemin içinden çıkan nottu bu.Galiba benim gibi hayatında ilk defa çubuklarla yemek yiyecekleri düşünmüşler .Dün çok sevgili arkadaşım Bahar beni Elmadağ Divan Oteli'ndeki Hai Sushi'ye götürdü.Bahar bir sushi aşığı, ve bence ilk defa sushi yiyecekseniz kesinlikle yanınızda olması gereken kişi.

Hai Sushi dışardan geçerken de gördüğüm gibi çok düzgün ve huzurlu biryer.Fakat esas olay cam kenarlarındaki masalarda değil mekanın ortasında. İki uzakdoğulu ,beyaz önlüklü ve kepli arkadaş ortadaki bar gibi boşlukta ibadet edercesine , birbirleriyle hiç konuşmadan sushileri hazırlıyorlar.Siz de barda Homer Simpson ve saz arkadaşları gibi otururken onları zevkle izliyorsunuz.

Olayın en oyuncaklı tarafı dönen bant şeklindeki tezgah.Hazırlanan sushiler küçük beyaz tabaklarının üzerinde üzerleri şeffaf bir kapakla kapatılmış olarak önünüzden vızır vızır geçiyorlar.Siz de canınızın çektiği, benim durumumda arkadaşınızın size uyacağını düşündüğü sushiyi kapıyorsunuz döner tezgahtan.Hatta sanırım gözünüze kestirdiğiniz tabağın önünüzden geçmesini sabırsızlıkla bekliyorsunuzdur. Başkaları tarafından sizden önce alınıp lüpletilmesi halinde ise size ancak "hai şansıma" demek düşer heralde.

Sevgili Bahar benim yeteneklerimi abartmış olacak, bana sabırla çubukları tutmayı gösterdi.Sonra wasabi'mizden biraz alıp soya sosumuza kattık.İçecek olarak da bir çaydanlık dolusu yeşil çay geldi.Sushi'ler şekil itibariyle 3e ayrılmış durumda.Dondurma külahı gibi olanlar(temaki), kayık gibi olanlar(nigiri) ve yuvarlaklar(maki).Ben isimleri sake,ebi ve avokado olan sushilerden denedim.Sake ve ebi şekil olarak nigiri sushiydi.Biri somonlu diğerinde buharda pişirilmiş karides var.Avokado'nun olayı doğal olarak avokado , şeklini soracak olursanız, bir maki.İçlerinden ağız tadıma en uygunu somonlu olan sake idi.

Fakat çubuk olayına mutlaka değinmem lazım.Herkes bana bakıyor,allahım ne beceriksizim, ay ay ay düşecek, ve evet işte düştü.Bu duygular içinde, çubuğu ağıza getirmek daha zor geldiğinden önümdeki sos tabağına burnumu sokarcasına eğilerek yedim sushilerimi.En zavallı an da , hedefe kilitlenmeye sadece 2 cm kalmışken, çubuğun ucundaki yiyeceğin cuppadanak sos kasesine düşmesiydi.

Bahar çok cool'du.Bir kere sağolsun, onu utandırdığıma dair en ufakbir renk vermedi.Kendisi bir cerrah maharetinde götürdü sushileri.

Sushi konusunu burda kapatıyorum.Çünkü aslında söylemek istediğim daha önemli birşey var.Hai bahane.

Alışkanlıklar iyidir, hoştur, tanıdıktır, risksizdir,rahattır.Sevdiğimiz insanlarla alışageldiğimiz aktiviteler yapmak da kesin çok güzeldir.

Ama yeni birşeyler denemek hele de bunu yapmanız konusunda sizi bir arkadaşınızın desteklemesi, yol göstermesi, yüreklendirmesi.Siz abuksubuk şeyler yaparken yanınızda kasmayan ve bu sayede sizi de rahatlatan birinin olması.Bence bunlar da çok güzel.

Biz Bahar'la dün Ara'ya gidip pestolu makarna yeseydik bir sene sonra bütün detaylarıyla hatırlar mıydım bilmiyorum.

Arkadaşlarımıza, ilişkilerimize değer veriyorsak onların bayatlamamasını, gazının kaçmamasını istiyorsak bence biraz emek vermeliyiz.Hai gayret!!!

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Guzel sozlerin için teşekkürler arkadaşım. Açıkçası dün hiç oyle 'Ebru beni rezil ediyo, renk vermiim' çabasına girmemiştim. Buna gerek yoktu çünkü gayet güzel yiyordun zaten, ama varsayalım ki dogru duzgun yiyemiyosun, pirinçler oraya buraya saçılıyo, ne fark eder, kim takar? Yanımda sevdiğim arkadaşım, önümde sushiler, karşımda batan güneşin ışıkları...insan daha ne ister? Biz yine gideriz sushiciye, yan bakanın chopstick' kırılsın, kimse anasından sushi yiyerek dogmadi :).