03 Nisan 2010

Annemin elleri

Keşke biz hep çocuk kalsak , annelerimiz de genç. Annemi uyurken seyrederken boğazıma birşey düğümlenir. Şimdi bu satırları yazmak bile gözlerimi dolduruyor.Yorgun bedenine, azalan saçlarına, sarkan yanaklarına hüzünle bakıyorum. Ama ya o elleri. Üzerlerinde kahverengi lekeler görünmeye başlayan o mübarek eller. O tılsımlı, o tapılası eller.

Şimdi annemin ellerini düşündüğümde ilk aklıma gelen görüntü ilkokul yıllarımda saçlarımı çekiştire çekiştire örmesi .Sonra pazarda annemin elini bırakıp kaybolduğumda ağlayışım.Küçükken evin en sevdiğim köşelerinden biri olan annemin tuvalet masasındaki renk renk ojeler.

Benim annemin elleri tılsımlıdır, tıpkı herkesin annesininki gibi. Annem o ellerle bayat ekmegi pizzaya çevirir. Annem o ellerle ortada hiçbirşey yokken mükellef sofra kurar. Aynı malzemeden yaparız ama annemin köftesi gibisi asla olmaz. Yıllardır yıkadığı bulaşık ve çamaşırdan kuruyan o eller ağrıyan başınızı azıcık okşasa kuş gibi hafiflersiniz.Üşüdüğünüzde annenizin eli sıcacıktır ısıtır.Ateşlenip yattığınızda ise serin serin dokunur avucunun içiyle.Çamaşırlarımı annem katlarsa ütülü gibi olur, göz yaşımı annem silerse beni ağlatan şey anında küçülür.

Annem bazen benim ellerimi avuçlarının içine alır ve benim küçük ellerime ,ince parmaklarıma bakar. Sen de bu ellerle çocuk büyüteceksin der. Ah anacım ah, senin onda birin kadar olabilsem, o ellere erişebilir miyim?

Hiç yorum yok: