04 Temmuz 2013

önemli olan boyuymuş

Çok sevdiğim bir pantolonum vardı.Tam yılını hatırlamıyorum ama 2003’ten önce alındığına eminim, çünkü eski işyerimden arkadaşlarımın doğum günü hediyesiydi.Bej rengi zemin üzerine kırmızı ve yeşil çiçek desenlerinin olduğu keten bir pantolondu.Kapri boydu, yani  pantolonun bitiş çizgisi ayak bileğimle  dizim  arasında ama bileğe daha yakın bi yerdeydi. Bana çok yakıştığını düşünür, kıyafetime özen göstermem gereken bir arkadaş buluşmasına, Boğaz’da Pazar kahvaltısına, İstanbul Modern’e giderken giyer  ve özgüvenle dolardım. Kendime yeni bir bluz veya  gömlek alırken, çiçekli kapri pantolonumla çok uyumlu olacağını düşünüp sevinirdim.

Sonra bir gün içime bir kurt düştü.Normalde pantolon aldığımızda, bedeni tam olsa da boyundan mutlaka aldırırız. Çünkü nedense bir insan 38 beden giyiyorsa boyunun da en az 1.70 olduğu varsayımından yola çıkarak dikilmiştir pantolonlar.Aynı mantıktan hareketle benim bu kaprinin zaten muğlak olan boyu senelerdir yanlış bir yerde miydi yoksa? Soğudum pantolondan.Yazın kurtarıcısı çiçekli keten kapri, iteklene iteklene dolabın en kenarına, kapağın açılmadığı bölüme kadar ilerledi. Çok şık olduğumu düşündüğüm günlerde İstanbul Modern’in kafeteryasında aslında besleme gibi dolaşmış olduğumu düşünmek beni kahretti.Bir müddet böyle devam ettim. Sonra üzülmenin faydası olmadığına ve geçmişe bir sünger çekmem gerektiğine karar verdim. Normal pantolonlarda yaklaşık 10-15 santim kısaltma yaptırdığıma göre olaya tamamen oran orantı açısıyla çözüm getirebilirdim. Ya da çevreyi gözlemleyip  karar verebilirdim.İkinci yolu seçtim ve yaptığım keşif beni daha derin depresyonlara soktu. Bir kere kapri pantolon modası diye bir şey yoktu. Ayak bileğiyle diz arasındaki muğlak boydaki keten pantolonları minimum 50 beden teyzelerin Besiktas’ta çay bahçesine giderken giydiklerini acı içinde tespit ettim.Üzerine giydikleri –çoğunlukla leopar- desenli t-shirtleri , kafalarındaki güneş gözlükleriyle kimbilir ne canlar yakmıştır bu hanımlar.Peh!  Üzerine tüy nasıl dikildi , onu da anlatayım.Pantolonumun boyunu ayarlayamamakla ilgili endişelerimi paylaştığım arkadaşım hayatta kapri giymediğini ve giymeyeceğini, çünkü insanı olduğundan bile kısa gösterdiğini beyan etti. “Zaten  1.50’yiz”  diyerek boyumuzla ilgili gereksiz şakalar yapmaktan da geri kalmadı.

Yenilgiyi kabullenmek kolaycılık olurdu.Oysa olay kapriyi aşmıştı. Ya o, kaprinin üzerine çok güzel uyacağı düşünülerek alınmış t-shirtler, merserize bluzlar, yine onlara eşlik eden küpeler, hatta çanta...Onlar ne olacaktı? Çok düşündüm ve öğrendiklerimi, tecrübelerimi, hayallerimi ve gerçekleri bir potada erittim. Kaprinin boyunu biraz kısaltmaya ve göğsümü gere gere annemle çay bahçesine giderken giymeye karar verdim. Zaman herşeyin ilacı değil midir? Kim bilir barışırız belki eski dostumla ve bu sefer Arkeoloji Müzesi’ne gideriz.Hem ordaki  yaşlı turistlerin çok daha engin bir moda anlayışına sahip  olacağına eminim.

Hiç yorum yok: