13 Haziran Salı günü saat 13:00 gibi evden çıktım.Dolmuşla Taksim'e geldim.Sen Antuan Klisesi'nin Karşısındaki Elhamra Pasajı'nın içindeki Karşı Sanat Galerisi'nde "40 Ayna" diye bir sergi var.Niyetim onu görmekti.40 tiyatro oyuncusunu, yarattıkları karaktere geçiş kapısı ve sahneye çıkmadan önceki son hesaplaşma alanları olan aynalarla birlikte fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz'a poz vermiş. 40 Adet siyah beyaz fotoğraftan oluşan sergide; Ali Poyrazoğlu, Arsen Gürzap, Ayla Algan, Bülent Emin Yarar, Can Gürzap, Cihan Ünal, Cüneyt Türel,Çiğdem Selışık, Demet Akbağ, Engin Cezzar, Erol Günaydın, Erol Keskin, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Hadi Çaman, Haldun Dormen, Haluk Bilginer, Işık Yenersu, Köksal Engür, Macide Tanır, Mahir Günşıray, Mehmet Akan, Meral Çetinkaya, Metin Serezli, Müjdat Gezen, Münir Özkul, Nedret Güvenç, Nejat Uygur, Nevra Serezli, Rasim Öztekin, Rutkay Aziz, Selçuk Yöntem, Sumru Yavrucuk, Tilbe Saran, Uğur Polat, Yıldız Kenter, Yılmaz Erdoğan, Zafer Ergin, Zeliha Berksoy ve Zuhal Olcay’ın fotoğrafları var.
Sergiye gittim.Karşı'da aynı zamanda bir de resim sergisi vardı.Nalan Yırtmaç ve Fulya Çetin isimli iki sanatçının çok ilginç ve bence eğlenceli resimleri vardı.40 Ayna sergisindeki fotoğrafların çoğunu gazetede gördüğümü farkettiğimden, diğer resim sergisi benim için çok hoş bir sürpriz oldu.Olmasaydı belki de hayal kırıklığıyla çıkacaktım Karşı'dan.
Oraya kadar gitmişken Sen Antuan'da mum dikmeden olmaz.Allah hepimizin dualarını kabul etsin.
Kiliseden çıkınca çaktırmadan bol bol yağan yağmurun altında leopar desenli şemsiyemle Tünel yönünde yürümeye devam ettim.Şimdi'ye vardım.Bir kahve söyledim ve arkama yaslandım.Güzel mekan.Kahve 4 mio.Çıkarken kapının yanındaki broşürlerden birinde çok uzun zamandır rastlamadığım bir tanıdığımın adını bir takım sanatsal faaliyetlerin içinde gördüm.Eh en azından yaşıyormuş ve sanat yapacak durumdaymış, öğrenmiş oldum :)
Dönüş yolunda meydana doğru yürürken İstiklal Caddesi'ne soldan bağlanan sokaklardan birinde "Carnival" diye biryer hep görmekteydim.Gidip yakından baktım.O sokağın devamında sıcak yaz akşamlarında hoş olabilecek mekanlar gördüm.İstiklal'e geri döndüm.Yukarı yürümeye devam ederken Rejans'ın olduğu çıkmaz sokakta "Gölge Kahve " diye başka biryer gördüm.Bomboştu ama çok kafa dinlenecek kaçış için uygun biryer gibi göründü.Denemek lazım.Odakule'ye çok yakın.Pratik biryer.
Odakule civarındayken Pera Müzesi'ndeki sergiye bakayım dedim."Portreler" fotoğraf sergisi vardı.Güvenlik kapısından laylaylom ben buraların yabancısı değilim hep gelirim rahatlığıyla geçtikten sonra danışma-resepsiyon gibi olan yerdeki adam "stop" dedi.Giriş olmuş mu sana 7 mio ,Mayıs itibariyle.Eski giriş ücreti 0 (sıfır) liraydı.Geçiyordum uğradım ruh halimden bir çırpıda sıyrıldım."Hmm, hık, mık, cık cık cık" yaparak filmi geri sardım.Pera Müzesi'ne hiç girmemişim gibi İstiklal Caddesi'ne katıldım.İstiklal'e giriş hala ücretsiz.Hergün halk günü.Halbuki 72 millet bir arada.Her an ayrı bir enstalasyon.Açıkhava müzesinin en büyüğü burda.Umarım yetkililer uyanmaz bu duruma.
Starbucks'ın devasal kadife koltuklarında arkama yaslandığımda ayaklarım havada kalıyor.Ayaklarımı sallayarak 2,5 mio'ya yeşil çay içtim ve bunları yazdım.Neden bilmiyorum, belki de suça eğilim, bir avuç dolusu kahve çekirdeği çalarak sıvıştım.Kendimce heyecan yaptım.
Taksim civarında oturan bir arkadaşımla buluşmak üzere Kaktüs'e giderken haftaya nikahı olan başka bir arkadaşıma bezgin bekir modunda elinde bir deste davetiyeyle ıslanırken rastladım.Bir uzak akrabayı daha bulmak üzere gözden kayboldu.Kaktüs'de içtiğim çayın ve sodanın parasını centilmen arkadaşımın ödemesine izin verdim.Dünya Kupası, geçim derdi ve benim baz istasyonu mücadelem ekseninde konuştuk güldük.
Yağmurun altında evlere dağıldık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder