
Kuzguncuk’ta ve Beylerbeyi’nde iki ayrı mekanda oturdum ve yan masamdakilerin konuşmalarına kulak misafiri oldum.Benzerlikleri de vardı , apayrı tarafları da.
Benzer taraflar : Her iki masa komşum da gençti, yemek yemekten zevk alıyordu. Her iki masada da biri daha çok anlatıyor, diğeri daha çok dinliyordu. Ve gerçekten dinliyor, karşısındakini daha da konuşturacak anahtar sorular soruyordu.Daha çok konuşanların hep bir projesi vardı.
Farklı noktalar ise özellikle projelerdeydi. Kuzguncuk’taki genç adam radyo programcısıydı ve Şahika Tekand’dan oyunculuk dersleri almıştı.Televizyona program yapmak arzusu ve girişimindeydi. Tanıdığı birçok radyocu, televizyoncu ve yapımcı vardı. Beylerbeyi’ndeki diğerine göre daha tombul olan genç adam ise bilgisayar işindeydi. Internet üzerinden bilgisayar, yazılım, oyun ve benim anlamadığım birtakım şeyler satmak düşüncesindeydi. Şu an yapmakta olduğu iş; firmalara “web-page” yapmak ve “IT” konusunda danışmanlık vermekti.
Kuzguncuk’taki sadece anlattı, bilişimci çocuk karşısındakine akıl da sordu. Kuzguncuk’ta gerçekten iki arkadaş buluştu ve hasret giderdi. Beylerbeyi’nde sanki rakı balık eşliğinde hafiften sektör yoklaması yapıldı.
Ben bugün yalnız değil de bir arkadaşımla olsaydım ne konuşurdum acaba diye düşünmekten kendimi alamadım. Ben yine dinleyen mi olurdum? Projesi olan, hayatın peşinden koşan, anlatan, heyecanlanan hep karşımdaki mi olurdu?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder